Çek Mağduru Blog
Çek hapsine erteleme0 yorumHükümetin Çek Yasa Tasarısı`nda yapacağı değişiklikle tarafların uzlaşması halinde ceza erteleme yoluna gitmesi, iş dünyasında `Artık malı karşılığında çek alan, yıllarca borcun ödenmesini mi bekleyecek?` tartışmasına neden oldu. Hükümetin Çek Yasa Tasarısı`nda yapacağı değişiklikle tarafların uzlaşması halinde ceza erteleme yoluna gitmesi, iş dünyasında `Artık malı karşılığında çek alan, yıllarca borcun ödenmesini mi bekleyecek?` tartışmasına neden oldu. Uzun zamandır Çek Yasası`nın çıkmasını bekleyen reel sektör temsilcileri, çek nedeniyle verilen hapis cezalarının kaldırılmasını isterken, ceza ertelemenin borcunu ödemekten kaçan kişiler için `kaçırılmaz bir fırsat` yaratmasına da engel olunmasını istiyor. Yasa değişikliği, çek suçlarından hapis yatanlar için yeni bir dönemin başlangıcı sayılırken, iş dünyasının tepe noktalarında yeni bir tartışmanın da fitilini ateşledi. AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, önceki gün yaptığı açıklamada, Adalet Komisyonu`nun gündeminde bulunan ve bayramdan sonra çıkartılması hedeflenen Çek Yasa Tasarısı`nda `af mahiyetinde olmayan` bir değişiklik yapacaklarını söyledi. Çek Kanunu`na muhalefetten hapis cezası çeken 2 bin 116 kişi için yapılan düzenlemeye göre, tarafların karşılıklı rızasıyla vadesinde ödenmeyen borcun belirli vadelerde ödenmesi konusunda anlaşması halinde yürütülen kovuşturma, soruşturma ve cezanın infazı ertelenecek. Anlaşma sağlanamaması halinde ise yasa ile borçluya belli bir sürede borcunu ödeme imkânı verilecek. Borcun ödenmemesi halinde borçlu yeniden cezaevine girecek. Top Ali Babacan`da İş dünyasının önde gelen isimleri ise, hükümetin bu manevrasının `popülist` bir yaklaşım olduğuna ve hapis cezası ertelemenin ticaret hayata ciddi zarar verebileceğine dair kaygılarını dillendirmeye başladı. Edinilen bilgilere göre, iş dünyasının bu kaygılarını haklı bulan Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan da, Adalet Komisyonu`nda görüşülen yasa tasarısında değişiklik yapılması için harekete geçti. Daha önce çek nedeni ile hapis yatılmasını doğru bulmadığını açıklayan Babacan`ın, ekonomi dünyasının taleplerini tasarıya yansıtmak için çalışacağı belirtiliyor. Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği ve Dalgakıran Kompresör Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, bir sefere mahsus olarak `ceza ertelemesi` uygulaması yapılabileceğini belirterek, `Ancak bu ticari hayatımızdaki sorunlara çözüm getirecek bir uygulama değil. Bizim yasalarımızda iyi niyetli olanlar cezalandırılıyor, kötü niyetlilere ise müdahale edemiyorsunuz. Ekonomik krizden dolayı zor duruma düşmüş ve çekini ödeyememiş insanlara bir şans tanınması doğru. Ama bunu bilinçli olarak yapanlara karşı yapılabilecek bir şey yok` diye konuştu. Devletin söz konusu kendi alacakları olduğu zaman şahin kesildiğini ifade eden Dalgakıran, `Bu uygulama ile malı satanın alacağı neredeyse 4 yıl gecikebilecek hale geliyor. Şirketlerin de mal satarken güvenilir olanlara yönelmesi gerekiyor. Aşırı rekabetten dolayı bazı firmalar ciddi riskler alarak mal satıyor. Bu da ticari rekabeti zedeliyor` dedi. Bankalar müşteriyi iyi seçmeli Mevcut durumda çeki verenin de alanın da mağdur durumda olduğunu vurgulayan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği(KOBİDER) Genel Başkanı Nurettin Özgenç de `Elbette art niyetli hareket edenler vardır ve bunlar bir şekilde tespit edilip cezalandırılsın. Fakat hapis cezası sorunu çözmez. Bankalar, çek verirken bakkalla grosmarketi aynı kefeye koymamalı. Nasıl kredi kartı limitini verirken birine 1000 TL, birine 10 bin TL veriyor, çek konusunda da böyle olmalı` dedi. Özgenç, birçok KOBİ`nin kriz döneminde zor duruma düşüp çek borçlarını ödeyemediğini hatırlatarak, `Bu insanlarımızın borcunu ödemesine fırsat verilmelidir. İnsanları hapse doldurmanın bir anlamı yok` şeklide konuştu. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu(TUSKON) Başkanı Rıza Nur Meral ise Çek Yasası`nı desteklediklerini vurgulayarak, `Dürüst, borcuna sadık tüccarla, kötü niyetli tüccarın farkının olması lazım. Olağan dışı bir dönemden geçerken, bu tür uygulamaların yararlı olacağını düşünüyorum. Çek, Türkiye`de çok önemli bir ticari enstrüman. Tedbirli tüccar da bundan sonra borçlusu iyi tahlil etmeli` değerlendirmesinde bulundu. Çek mağdurları tasarıya karşı Öte yandan, çek mağdurları da yasa değişikliğinin sorunların çözümüne katkı sunmayacağını düşünüyor. Çek nedeni ile hapis cezası yatanların yakınları tarafından kurulan www.cekmagdurları.com sitesinin kurucusu Emre Birsel, `Türkiye`de herkesin borcu var. Borcu olmayan kimseyi bulamazsınız. Ama neden sadece çek borcu olana hapis cezası uygulanıyor, anlamak mümkün değil` dedi. Hükümetin 1,5 yıldır Çek Yasası`nı çıkarmaya uğraştığını hatırlatan Birsel, `Artık kimseye güvenimiz kalmadı. Erteleme kararı ile insanların ağzına bir parmak bal çalıyorlar. Bu insanlar her şeyini kaybedip, hapse girdi. İki yıllık bir sürede tüm işlerini toparlayıp, borcunu ödemesi mümkün mü? Biz borç ödenmesine değil, borcun hapisle cezalandırılmasına karşıyız` diye konuştu. Refersans Babacan da ‘Çeke hapis olmaz’ dedi0 yorumBabacan da ‘Çeke hapis olmaz’ dedi Ali Babacan, ceza erteleme teklifine destek verdi Ali Babacan, “Çeki ödemedin diye hapis olmaz” dedi, çek yasasında alacaklının rızası koşuluyla ceza erteleme teklifine destek verdi. Halen hapiste olan 2 bin 116 çek mağduru alacaklısı rıza gösterirse hapisten çıkabilecek. Çek mağdurları sesini eylemlerle duyuruyor Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, hükümetin 2010 başında yasalaştırmayı planladığı Çek Kanunu’yla ilgili son noktayı koydu. Babacan’ın başkanlığında yürütülen bir dizi toplantının sonunda tasarıda çek mağdurlarını kurtarmaya dönük bir düzenleme de yer aldı. Buna göre, halen cezaevinde bulunan 2 bin 116 çek mağduru hapisten çıkabilmek için “alacaklısının gönlünü almak” zorunda. Ödemezse hapse dönecek Babacan’ın çek tasarısıyla ilgili çalışmada “Çek ödemedin diye hapis olmaz” yönünde tavır koyduğu, bunun üzerine yasada “karşılıksız çekten zarar gören alacaklının rızası koşuluyla ceza erteleme” düzenlemesinin gündeme geldiği öğrenildi. Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle halen hapis cezası çekmekte olan 2 bin 116 kişi ve her an bu nedenle cezaevi korkusu yaşayan binlerce esnaf için müjde olacak düzenleme “hakları haleldar olanların haklarının tazmin edilmesi” koşuluna bağlanıyor. Taraflar, çekten kaynaklı borcun ödenmesi konusunda bir anlaşmaya varamazlarsa devlet müdahele ederek borcun ödenmesi için belli bir süre tanıyacak. Bu sürenin 16-18 ay olması düşünülüyor. Borçlu, alacaklıyla yaptığı anlaşmaya sadık kalmazsa, ertelenen soruşturma ve ceza kaldığı yerden devam edecek. Borcunu ödemeyen çek keşidecisi yeniden hapse girecek. Bu nedenle düzenleme, “af” kapsamında sayılmıyor. Diğer taraftan tasarının hemen Meclis’e sevk edilmesi ve öncelikli tasarı olarak görüşülmesi benimsendi. Tasarının Meclis’e sevkedildiği tarihten önce savcılığa intikal etmiş dosyaların yeni düzenlemeden yararlanması üzerinde durulurken, bu tarihin “1 Aralık 2009’dan önce...” şeklinde belirlenebileceği belirtildi. Bu tarihin suistimallare engellemek için düşünüldüğü öğrenildi. Dipnot Ekim itibariyle ödenmeyen ve dava konusu yapılan çek sayısı 240 bin. Halen karşılıksız çekten 2 bin 116 kişi hapiste. Bu sayının yüzbinleri bulacabileceği belirtiliyor. Vatan Erteleme çözüm değildir!0 yorumErteleme çözüm değildir! Karşılıksız çek cezalarını “erteleme” yahut “şartlı salıverme”, mevcut problemi “halı altına süpürmek”ten ibarettir. Açık bir hukuka aykırılık mevcutken, bunu görmezden gelip, sadece haklı tepkileri susturmak üzere düşünülmüş geçici ve hukuka aykırı bir çözümdür. Hukuki bir problem, ekonomik gerekçelerle çözümsüz bırakılamaz! Çeke güvenin sağlanmasının bedeli, insanların hürriyetinin bağlanması olamaz! Bir veya iki yıl içinde hapse sebep olan borcun ödenmesi karşılığında sağlanacak olan şartlı salıverme, zaten zor durumda olan, işi, düzeni, şahsi/ailevi hayatı hasar görmüş, bunun üstüne de hürriyeti elinden alınmış ve hürriyeti karşılığında neredeyse önüne uzatılan her maddeye imza atacak hale gelmiş borçluyu, alacaklı karşısında mevcut durumundan daha mağdur bir duruma sürüklemekten başka bir işe yaramayacaktır. Bu durumdaki borçlunun, alacaklının dikte ettireceği şartları kabullenmekten başka bir şansı yahut pazarlık gücü var mıdır? Karşılıksız çeke hapis cezasının devamını isteyenler kimlerdir? Sözü dolaştırmadan ve adını koyarak teşhir ediyoruz: İlk grup, rasyonel projelerin ve ekonomik performansın kredilendirilmesini beceremeyen , bu konuda yeterli bilgi birikimine sahip olmayan ve proje değerlendirmesi yapma zahmetine katlanmayan “BANKALAR”dır. Proje ve performans değerlendirmesi yapmaktan aciz bankalar, yıllardır sadece gayrimenkulleri kredilendirmekte, ticari kredi verdikleri müşterilerden (yasal olmamasına rağmen) ek teminat olarak vadeli çek almaktadırlar. Arkasında hapis cezası olan bir ticari enstrumandan daha güçlü teminat olabilir mi? “Çek”in ihdas edilme amacına aykırı olan “vadeli çek” uygulamasını destekleyen sadece bankalar değildir. Diğer grup, hayat damarları “vadeli çek”ten ibaret ve varoluş gerekçeleri karşılıksız çeke hapis cezası uygulaması olan “FACTORING ŞİRKETLERİ”dir. Kanunla tayin edilmiş prosedürlere aykırı olarak, faturalı alacakların temlik edilmesi karşılığında finansman ve tahsilat hizmeti sunmak yerine, vadeli çek karşılığında “tefecilik” yapan factoring şirketleri, karşılıksız çeke hapis cezası kalktığında ya gerçek fonksiyonlarını icra edecek yahut finans piyasasından silineceklerdir. Kolay yoldan para kazanmaya alışmış ve sistemini “sömürü” esasına göre kurmuş olanların gerçek fonksiyonlarını icra etmeye asla niyetli olmadıklarını tahmin etmek zor olmasa gerek! O halde ne yapıp edip, varlık sebepleri olan karşılıksız çeke hapis cezasının devam etmesini sağlamaları gerekiyor. Biz, yasama organına “yüce” sıfatını layık gören bir milletin fertleri olarak, o “YÜCE MECLİS”in herhangi bir üyesinin bu haksız ve hakkaniyetsiz talepleri dikkate aldığına inanmak istemiyoruz. İleri sürülen “ekonomik gerekçe” yanlıştır! Şayet iç hukuku ve uluslararası sözleşmeleri bir tarafa bırakıp “ekonomik gerekçe” konuşulacaksa, gelin meselenin can damarını sorgulayalım: Türkiye, küçük ve orta ölçekli işletmeler için finansmanın oldukça kıt olduğu bir ülkedir. Şahsi kabiliyetleri ve girişimciliği en büyük sermayesi olan “esnaf” ve “KOBİ” statüsündeki işletme sahiplerine, kabiliyetlerini ve girişimci performanslarını kredilendirebilecek bir finansal/ekonomik yapı kurmak yerine, karşılıksız çıkan çeki sebebiyle hapishanenin yolunu göstermek, ekonominin gerçek mimarlarını aslanların önüne atmak değil midir? Yıllardır karşılıksız çek sebebiyle hapis yatan, kaçak dolaşanlar, çoğu “üretici” statüsünde, esnaf ve KOBİ ölçeğindeki işletme sahipleridir. Şimdi, akıl ve vicdan sahibi herkesi yeniden bir muhasebe yapmaya davet ediyoruz. “Çeke olan güven azalırsa piyasalar bundan etkilenir” tezini savunanlara soruyoruz: “Piyasalar”dan kasıt sadece bankalar ve factoring firmaları mıdır? Şayet değilse -ki değil- piyasanın gerçek aktörlerine, esnafa, KOBİ sahiplerine, daha büyük ölçekte iş yapanlara sorulsun : ”Karşılıksız çeke hapis cezası olsun mu olmasın mı?” Mesele bu kadar basittir.. Bağımsız araştırma şirketleri böyle bir anketi başarıyla uygulayabilirler. Bakalım etkileneceği varsayılan piyasanın aktörleri ne diyecekler. Öyle ya, şayet çek mal ve hizmet piyasasında elden ele dolaşıyor ve ödeme aracı olarak fonksiyon icra ediyorsa hem müşterisinden çek alan hem de tedarikçisine çek veren, kısacası çekin gerçek taraflarına soralım bu soruyu! Sakın birileri bütün aktörlerin yerine yanlış varsayımlarda bulunuyor olmasın? Çeke güvenin yolu sadece arkasındaki hapis tehdidi ise, cezayı müebbete çıkardığınızda , çeki “hazine bonosu” statüsüne mi kavuşturmuş olacaksınız? Sonuç olarak, şayet üstün olan hukuksa, hukukun gereği yerine getirilmeli ve karşılıksız çek hapsi, ceza hukukumuzdan tamamen silinmelidir. Hukuk bir kenarda dursun, ekonominin gereklerine bakalım deniyorsa, “çek”in bütün muhataplarının fikri alınmalı, yanlış varsayımlardan vazgeçilmelidir. ANKARA HUKUKLU
Çek Yasa Tasarısı,Tasarının 10 Ocak ile Yılbaşı arasında...0 yorumÇekleri karşılıksız çıktığı için cezaevinde bulunan 2 bin mağdura umut ışığı yandı. Mağdurlara, borçlarını ödemek için 1,5 ya da 2 yıl ek süre verilecek ve ödemeleri durumunda cezaları şartlı olarak affedilecek. Ödememeleri durumunda ise tekrar cezaevine girecek. Çekleri karşılıksız çıktığı için 8 bin kişinin cezaevine girme ihtimali bulunduğu belirtiliyor. Başbakan Erdoğan, MYK toplantısında çek mağdurlarını gündeme getirdi. Erdoğan, gerekli düzenlemelerin bir an önce düzeltilmesini istedi. TARİH BELİRLENECEK Çek Yasa Tasarısı şu anda TBMM Adalet Komisyonu'nda bulunuyor. Bu konudaki tarih belirlendikten sonra bu konuyla ilgili bir önergeyle bu tasarıya ekleme yapılacak. Tasarı Kurban Bayramı'ndan hemen sonra Meclis gündemine getirilecek. Tasarının 10 Ocak ile Yılbaşı arasında yasalaşması bekleniyor. NOT:SAYIN BEHÇET GÜNGÖR İLE YAPILAN TELEFON GÖRÜŞMESİNDE TARİHLERİ 10 ARALIK 2009 İLA 31 ARALIK 2009 OLARAK DÜZELTMİŞTİR http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/Default.aspx?t=25.11.2009&i=225239 Cezaevleri doldu, taştı0 yorumCezaevleri doldu, Bakanlık yeni cezaevi arayışına girdi. Cezaevlerinin kapasitesini arttırmak için iki formül üzerinde çalışılıyor. Cezaevleri doldu, taştı. Adalet Bakanlığı cezaevlerindeki kapasiteyi arttırmak için mevcut cezaevlerine ek bina yapacak, boş kamu binaları açık ceza evine dönüştürülecek. Bu sayede 40 bin kadar yeni kapasite yaratılması hedefleniyor. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Türkiye'deki toplam 367 ceza infaz kurumunda, 28 Eylül 2009 itibariyle toplam 114 bin 647 tutuklu ve hükümlü olduğunu açıkladı. Ergin cezaevlerinin toplam kapasitesinin ise 104 bin 690 olduğunu kaydederken halen 236 cezaevinde kapasitenin üzerinde tutuklu ve hükümlü barındırıldığını söyledi. 40 BİN YENİ KAPASİTE Ergin, artan mevcudun karşılanması amacıyla hazırlanan ve 2009- 2014 yıllarını kapsayan yatırım planlaması uyarınca 2014 yılı sonunda cezaevlerinin 142 bin 99 kişilik kapasiteye ulaşmasının hedeflendiğini kaydetti. ATIL BİNALAR CEZAEVİ OLACAK Ergin cezaevlerindeki doluluk sorununun aşılması için kısa vadede atıl vaziyetteki kamuya ait taşınmazların açık ceza infaz kurumuna dönüştürülmesi, mevcut kapalı ceza infaz kurumlarının emniyet sahalarına da ek bina yapılması çalışmalarına başlandığını bildirdi. Ergin, son yıllarda adalet sisteminde reform niteliğinde köklü değişiklikler yapıldığını, insan hak ve hürriyetlerine uygun, çağdaş ve modern düzenlemeler getirildiğini de belirterek, "Çalışmalar sonucunda Türk infaz kurumları, yönetim, eğitim, fiziksel yapı ve işleyiş olarak dünyanın pek çok ülkesinden ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerin pek çoğunun infaz sistemlerinden daha iyi duruma getirilmiştir" dedi. Muharrem Sarıkaya'nın haziran ayındanki haberi ( hatırlatma)0 yorum1500 karşılıksız çek mahkumuna af "ÇEK yasası" olarak bilinse de asıl adı "Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun..."Uzun süredir de yasama, yargı ve yürütmenin başını ağrıtıyor. Nedeni de 4 yıl önce yenilenen Türk Ceza Kanunu (TCK)... Çünkü TCK'nın 5'inci maddesine, "Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında uygulanır" hükmü konuldu. Hukuk dilindeki anlamı açıktı. Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar, TCK'ya uyumlu hale getirilecek. Çek Kanunu'nun TCK'ya uyumu bir türlü yapılamadı, 1 Ocak 2009'da süre doldu. Çek Kanunu'ndaki cezaların karşılığı kalmadı, toplu af gibi bir durum ortaya çıktı. TOPLU AF GİBİ Sakarya, Bilecik, Şişli'nin de arasında bulunduğu bazı mahkemeler, ceza ortadan kalktığı için karşılıksız çekten hapis yatanları tahliyeye başladı. Hükümet önüne geçilmesi için yargıdan destek istedi. Bazı mahkemeler tahliyeye uymadı ve Yargıtay'dan görüş bekledi. Yargıtay da mahkemelere yazı göndererek, tahliyeleri durdurmalarını istedi. Bunlar olurken de hükümet Çek Yasası'nı hazırlayıp Meclis'e yolladı. Bugüne kadar yasa ile ilgili olarak çok şey yazılıp çizildi. Adli para cezasını idari para cezasına çeviren bir düzenleme getirilmesi önerildi. Yasa tasarısının daha "Genel Gerekçe" kısmında adından söz edilen "Vadeli çek" ifadesinin de iktisat dilinde ne kadar yanlış olduğu, vadenin ancak senet veya bonoda olabileceği anımsatıldı. YARGITAY: ADLİ DEĞİL, İDARİ CEZA Nitekim bu eleştirilerin hemen hepsi Yargıtay'ın yasa üzerindeki görüşüne de yansıdı. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker imzasıyla hafta sonu Adalet Komisyonu Başkanlığı'na gönderilen yazıda eleştirilere hak veren ifadeler yer aldı. Çekin vadeli olarak düzenlenemeyeceği belirtilirken, Yargıtay bir noktanın daha altını çizdi: "Karşılıksız çek suçları, gerçek ve tüzel kişilerin ticari ilişkilerinden kaynaklanan ve edimin yerine getirilmesine yönelik yaptırımları içermektedir. Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikâyet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir." Başkan Gerçeker bu tespiti yaptıktan sonra önerilerini şöyle duyurdu: "Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk; suç olmaktan çıkarılarak, idari para cezasına ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir." 1900 MAHKUMDAN 1500'Ü ÇIKACAK Oysa mevcut yasa tasarısı, karşılıksız çek veren kişi hakkında, her bir çekle ilgili olarak 1500 güne kadar "adli para cezası" da öngörüyor. Ancak karşılıksız çek bedelini ibraz tarihinden itibaren işleyecek faizle birlikte ödeyen kişi hakkında da soruşturma veya cezai işleme gerek kalmıyor. Yargıtay'ın adli para cezasını, idari para cezasına çevrilmesini talep ettiği yasa tasarısı Adalet Alt Komisyonu'nda dün masaya yatırıldı. Çalışma arasında Başkanvekili Hakkı Köylü ile sohbet ettik. Köylü, düzenleme ile hem mahkemelerin, hem de dolandırıcı olmadığı halde ekonomik nedenlerle hapiste yatan kişilerin rahatlayacağını belirterek şu bilgiyi aktardı: "Konunun uzmanlarına göre şu an 1900 civarında kişi karşılıksız çek nedeniyle hapis yatıyor. Yetkililerin bize bildirdiğine göre tasarı yasalaştığı anda bunun 1500'ü hapisten kurtulup, özgür kalacak." 70 BİN DAVADAN 50 BİNİ DÜŞECEK Hakkı Köylü, mahkemelerdeki devam eden iş yükünün de düşeceğini anımsattı. Yine yapılan hesaplamalara göre karşılıksız çek dolayısıyla mahkemelerde görüşülmekte olan dava sayısı 70 bin civarında. Tasarı yasalaştığı anda 50 binden fazla davanın da düşmesi bekleniyor. Komisyon Başkanvekili'nin Yargıtay'ın da önerisi kapsamında bu aşamada verdiği bir örnek dikkat çekiciydi: "Şirketin borcuna karşılık, şirket çekinin altını imzalayan çalışan hapis yatıyor; borcun sahibi patron dışarıda keyif sürüyor. Veya çalışsa borcunu ödeyecek ama hapisten çıkamıyor. Bunların önüne geçilecek." Yasa bazı olumsuzlukları gidermesi açısından olumlu. Ancak, bünyesinde "vadeli çek" ibaresi kaldıkça sorunu daha da büyütür. Zaten sayısı milyonlarla ölçülen karşılıksız senetlerin yerine tüm iktisat kuramlarını altüst ederek "vadeli çek" adı altında çekler kullanılıyor. Peki senet gibi kullanılan bu çek sistemi çöktüğünde yerine ne konulacak? Yarın bankacılık sisteminde yaratacağı erozyon nasıl giderilecek? Muharrem Sarıkaya 10.06.2009 06:46:52 Hükümetin, Çek Yasa Tasarısı üzerindeki çalışması1 yorum![]() Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu’nun gündemindeki Çek Yasa Tasarısı için Adalet Bakanlığı’nda yeni çalışma başlatıldı. Bakanlık, anlaşma ve taksit olmak üzere iki seçenek geliştirdi. Öncelikle karşılıksız çek verip hapse düşen alacaklının anlaşması istenecek. Alacak ödeme planına bağlanırsa suçlu hapisten çıkacak. Borcunu 1 yılda ödemek üzere takside bağlayan da tahliye edilecek. Hükümetin, Çek Yasa Tasarısı üzerindeki çalışması ile cezaevindeki 2 bin dolayındaki mahkuma tahliye yolu açılacak. Çek suçundan mahkum olan kişi, borcunu 1 yıl içinde ödemek üzere takside bağladığı halde taksitleri aksatırsa veya ödemeyi tamamlamazsa, yeniden cezaevine girecek. Bu formülleri, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da inceleyecek. Hükümetin hazırladığı metin daha sonra Adalet Komisyonu’ndaki tasarıya eklenecek. Yasanın yeni yılda çıkabileceği ifade ediliyor. Tasarının, bütçe görüşmelerinin ardından gündeme gelmesi bekleniyor. Çek suçları nedeniyle yerel mahkemelerde 400 bin dolayında kişi hakkında, 1 milyona yakın dosya bulunuyor. Yargıtay’da ise 45 bini dairelerde, 70 bini Yargıtay Savcılığı’nda olmak üzere 115 bin dosya görüşülmeyi bekliyor. Hapis tümüyle kalkmıyor Son aşamaya gelen düzenlemede hapis cezasının tamamen kalkması söz konusu değil. “Hapis cezası kalkarsa çeke güven azalır” diyen hükümet yetkilileri, ekonominin zarar görmemesi amacı ile hapis cezasının muhafaza edileceğini belirtti. Yani karşılıksız çek kesene hapis yolu yine görünecek. Ak Parti’nin üzerinde çalıştığı formül, çek nedeniyle hapiste yatan herkese tahliye yolunu açarken, düzenlemede ilk formül, borçlu ve alacaklıların anlaşması. Hazırlanan yasa taslağına göre, borçlu ile alacaklının vekilleri aracılığı ile veya doğrudan irtibat kurmaları sağlanacak. Anlaşarak belli bir ödeme planı oluşturulacak ve borçlu taraf hapisten çıkacak. Diğer seçenek, anlaşma olmaması halinde devreye girecek. Buna göre, borçlu hapisten çıkacak ama ödeme yapması için 1 yıl süre tanınacak. Bu sürede, borçların ödenip ödenmediği takip edilecek. Her iki durumda da ödeme gerçekleşmezse borçlu yeniden hapse atılacak. Karşılıksız çek nedeniyle 2009 yılının ilk 7 ayında açılan dava sayısı 159 bini aşmıştı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Son YorumlarSon YazılarBlog Arşivi
adalet
adalet bakanı
aihm
ali babacan
anayasa
başbakan
cek mağdurları
cezaevi
cezaevi eylemi
çek
çek cezası
çek kanunu
çek mağdurları
çek mağduru
çek senet mağdurları
çek sorunu
çek yasası
çek yasası mağdurları
devlet
dilekçe
ekonomi
ekonomik kriz
güngör uras
habertürk
haciz
hapis
hapishaneler
icra
iha
jenardi
karşılıksız çek
karşılıksız çek adet
karşılıksız çek cezası
karşılıksız çek sorunu
karşılıksız çekler
kredi
mahkemeler
manşet
meclis
milletvekili
presstürk
protesto
rahmi ofluoğlu
uğur yücel
yargıtay
Hakkımdaİzleyenler |









