Çek Mağduru Blog

Karşılıksız çek hapse düşürüyor

0 yorum



Karşılıksız çek hapse düşürüyor



Protesto edilen senet sayısı yüzde 50, karşılıksız çek sayısı ise yüzde 10arttı. Hapishaneler, çek ve senetlerini ödeyemeyen işadamlarıyla dolu

İzmir Ticaret Odası (İTO) meclis toplantısında karşılıksız çek ve protestolu senet sayısındaki artış masaya yatırıldı. İTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, sanal ekonomide son dönemde olumlu gelişmeler görülmesine rağmen, reel ekonomide kriz kaynaklı sıkıntının devam ettiğini söyledi. Demirtaş, şöyle dedi:
“Merkez Bankası faiz indirimlerine 11 aydır devam ediyor. İndirimler, toplamda 10 puana ulaşarak yüzde 6.75 seviyesine düştü. Japonya’da sıfır faiz olduğu dikkate alınırsa, daha da inebileceğini düşünüyorum. Emtia fiyatları artmaya devam ediyor. Altın tarihi rekorları altüst ediyor. İMKB kriz öncesi seviyelerine yaklaştı ve 2009 rekoru kırdı. Ama ne yazık ki sanal ekonomideki iyileşme, reel ekonomide yok, kan ağlamaya devam ediliyor. Protesto edilen senetlerde yüzde 50’lik artış söz konusu. Karşılıksız çek sayısı ise yüzde 10 arttı.”

Caydırıcı önlem şart
Çek Kanunu tasarısı taslağıyla ilgili üyelerinin görüşlerini almak istediklerini belirten İTO Başkanı, “Hapis cezasını ağır bulanlar var. Ama, ‘Cezasını çekmeli’ diyenler de var. Biz de henüz, ‘Hapis cezası olsun’ diye bir görüş oluşturmadık. Meslek ahlakının korunması, çekin ödenmesi için caydırıcı önlemler de alınmalı. Bu konuda üyelerin görüşleriyle tavır belirleyeceğiz” diye konuştu.
İTO Meclis Başkanı Necip Kalkan da karşılıksız çek nedeniyle hapis yatan birçok işadamı bulunduğunu, bu soruna mutlaka çözüm getirilmesi gerektiğini ifade etti. Kalkan, “İşimiz gereği Buca Cezaevi’ne de gidiyoruz. Örneğin, orada bir bölüm var. 55 kişi kalıyor. 45’i karşılıksız çekten ötürü cezaevinde. ‘Hapis cezası kaldırılsın’ demiyorum ama bu işe bir çözüm getirilmesi gerekiyor” dedi


BURCU TANER İzmir DHA
Devamını Okuyun

Kütahya milletveki Sn Alim Işık'ın soru önergesinin detayları

0 yorum




 

 

 

 


CEZA MAHKEMELERİ 3167SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HAKKINDA KANUN İLE İLGİLİ AÇILAN DAVALAR VE SANIK SAYILARI




CEZA MAHKEMELERİNE 3167 SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HK. KANUN İLE İLGİLİ ÇIKAN DAVALARDAKİ SANIKLARIN KARAR TÜRÜ



2009 YILINA AİT VERİLER  ADLİYELER ,ÇEK DAVA SAYISI  VE ÇEK TOPLAM BEDELLERİ




 

 

 

 

 

 

 

 





CEZA MAHKEMELERİNE  AÇILAN DAVA VE KİŞİ SAYISI
(HAZİRAN 2009 A KADAR)



 2009 YILINDA (HAZİRAN)3167 SK dan CEZAEVLERİNE GİREN KİŞİ SAYISI





Kaynak TBMM                                                                                                                                  
Devamını Okuyun

Bu cezaevinde 55 mahkûm var, 45’i ‘çek’ten yatıyor

0 yorum


Bu cezaevinde 55 mahkûm var, 45’i ‘çek’ten yatıyor



GEÇEN Ramazan Bayramı’nın birinci günü... Tekirdağ’ın Hayrabolu İlçesi Kaymakamı, Belediye Başkanı Hasan İrtem ile Yardımcısı Birol Alagöz, bayram ziyaretleri kapsamında cezaevine de uğradı.


Kaymakam başkanlığındaki ekip, mahkûmlarla bayramlaşırken akıllarından şu geçti:

- Mahkûmların çoğu suç işleyebilecek insanlar gibi görünmüyor...

Bayramlaşma sonrasında oluşan kısa sohbet ortamında sorular bu noktada yoğunlaştı:

- Sizin suçunuz ne?

- Karşılıksız çek...

- Ya sizin?

- Aynı efendim...

Sorular arka arkaya sıralandıkça neredeyse yanıtların hepsi aynıydı:

- Kriz yüzünden çeklerimi ödeyemedim. Şimdi gördüğünüz gibi hapisteyim. Hapse girmem işlerimi daha da kötüleştirdi. Borçlarımı bu şekilde nasıl öderim...

Hayrabolu Belediye Başkan Yardımcısı Birol Alagöz, sohbet sırasında notlar aldı, ortaya çıkan tablo çarpıcıydı:

- Hayrabolu Cezaevi’nde Ramazan Bayramı’nın birinci günü itibariyle 55 civarında mahkûm var. Bunların 45 kadarı “çek mahkumu” olarak yatıyor.

Hayrabolu Cezaevi’ndeki tablo, krizin küçük esnafı, tüccarı, sanayiciyi nasıl zorladığını, “ödenemeyen çekler yüzünden” hapse gönderdiğinin küçük bir örneğiydi.

Aslında aylardır “çek mağdurları”nın sesi yükseliyor, feryata dönüşüyor... Hükümet de bunları duyuyor...

Ancak...

Çek mağdurlarını hapisten kurtaracak yasa değişikliği bir türlü beklenen hızla TBMM’den geçmiyor...

Kimse, piyasanın kötü niyetliler tarafından “karşılıksız çekler”le dolandırılmasını istemez...

Ama...

Bu işin bir “denge”sinin olması gerekmez mi?

Eğer cezaevleri “çek mağdurları”yla dolup taşıyorsa, bu işe bir çözüm bulunamaz mı?


Makhan ihracatçılara ‘Rusya için artık biz varız’ turu atıyor


MAKHAN Lojistik Taşımacılık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret’in Genel Müdürü Ufuk Erden, geçen gün Rusya’da mağazaları olan bir konfeksiyoncuya uğradı:

- Rusya’ya mallarınızı biz götürelim.

Konfeksiyoncunun mallarının Rusya’daki gümrüklerde 1.5-2 ay takıldığı olmuştu. Doğal olarak bu teklifle ilgilendi:

- Sizden ne tür hizmet alabilirim?

- Siz Rusya’daki mağazanıza göndereceğiniz malı Türkiye’de bize satacaksınız.

- Eee, sonra?

- Rusya’da sizin malınızı biz size satacağız...

- Kendi malımı niye size satıp, sonra sizden alayım ki?

- Ürünleriniz Rusya’ya bu yöntemle sorunsuz girer...

Konfeksiyoncu, “Çok aklıma yatmadı ama ben yine de düşüneyim” diyerek Ufuk Erden’e teşekkür etti.

Rusya’da gümrük sorunu çözüldüyse, ihracatçıya neden böyle teklifler gidiyor?


Arzu Kaprol, Türk Telekom’u giydiriyor


GEÇEN perşembe sabahı THY’nin İstanbul-Ankara uçağı... Oyak’tan Asaf Ardak ve TÜHİD Başkanı Fügen Toksü’yle birlikte Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Medya ve İletişim Meclisi toplantısına gidiyoruz.

Koltuk komşumuz,
Türkiye’nin önde gelen modacılarından, adıyla markalaşmış Arzu Kaprol:

- Ankara’da modayla ilgili bir iş mi var?

- TOBB’un Ali Sabancı başkanlığında yeni kurduğu “Genç Girişimciler Kurulu”nun tanıtım toplantısı var. Ben de o kuruldayım.

- Tasarım gündeminizde
neler var?

- Şu anda Türk Telekom personeli için tasarladığımız giysiler hazırlanıyor. Yakında giymeye başlayacaklar...

- Siz bir de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) “kamuflaj elbisesi” tasarlamıştınız...

- Evet... 4-4.5 yıl kadar önce gündeme gelen bir projeydi. TSK, ilk kez Atatürk’ün öncülüğünde ünlü bir modacıyla, Coco Chanel’le çalışmış. İkinci modacı ben oldum.

- Sizi epey heyecanlandırmış olmalı...

- Benim için gurur verici bir olaydı. TÜBİTAK, uydudan 7 bölgenin fotoğrafını çekmiş, Schoeller’e de desenleri hazırlatmıştı. TSK, Schoeller’e tasarımcı konusunda danışınca, onlar da beni önermişti. Çünkü, Schoeller’le daha önce Çelebi Yer Hizmetleri’nin elbiseleri için çalışmıştık.

- TSK’yla çalışmalarınızın devamı var mı?

- Elbette olacak...

- Altınyıldız-Network’le çalışıyorsunuz... Memnun musunuz?

- 2002’den beri onların tasarım yöneticiliğini yapıyorum. Onlar da Arzu Kaprol mağazalarını yönetiyorlar. Gayet iyi gidiyor. Ayrıca, Arzu Kaprol Home ile de Zorlu Grubu’yla işbirliği içindeyiz. Bu ürünler Linens mağazalarında satışa sunuluyor.

- Arzu Kaprol olarak cironuz ne kadara ulaştı?

- 3.5 milyon TL dolayına çıktık...

Ali Sabancı, “Genç Girişimciler Kurulu”na üye seçme kriterlerini, “Şık isimler değil, iş yapanlar” diye açıkladı...

Arzu Kaprol’de ikisi birden var...


Vahap Munyar


Hürriyet
Devamını Okuyun

Bu Nasıl Bir Hukuk Anlayışı

0 yorum


                                                                                

Pes Vallahi! 
Bu Nasıl Bir Hukuk Anlayışı 
Asliye Ceza Mahkemeleri, çek hamillerini koruma alışkanlıklarını sürdürüyorlar, çünkü korunmaya layık olan çek hamilleridir! Çek  sanıkları, hakimler gözünde hiçbir hakları olmayan en tehlikeli “Çek Örgütü” üyeleridir.

ERKEN İBRAZA CEZA VEREN HAKİMLERİ ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUZ! 
Bazı Asliye Ceza Mahkemeleri Ceza Hukukunun temel prensibini, lehe kanun uygulamasını göz ardı ederek erken ibraz edilen çeklere ceza vermeye devam ediyorlar. Oysa 18 Şubat 2009 tarihinde 5838 sayılı kanunun 18. Maddesi ile 3167 sayılı kanuna eklenen geçici 2. Madde ile 31.12.2009 tarihine kadar çeklerin erken ibrazı geçersiz sayılmıştır. Meclis Adalet Komisyonunda bekleyen yeni Çek Kanunu Tasarısının 5. Maddesi de çeklerin erken ibrazını geçeriz saymaktadır.
Anayasanın 38. Maddesi ve TCK nın  7 /2. Maddesi lehe kanun uygulamasını benimsemiştir. TCK 7/2 şöyledir:
Madde 7(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. 
Kanun bu kadar açık ve net iken hâkimlerin ceza vermesi bir alışkanlık olsa gerek. 25 yıldır Asliye Ceza Mahkemesi hakimleri karşılıksız çek alacaklılarına yardımcı olmak için cezalar vermektedirler. Kanunun adı üzerinde Çek Hamillerini Koruma kanunu, hakimler ne yapsın?. Zaten 3167’nin sanığa verilen ceza konusunda hakime verdiği bir yargı yetkisi de yok, mahkemeler bir onay makamı gibi, karşılıksız olan çek eğer çekin unsurlarını içeriyorsa hakimler de cezayı vermek zorunda. İmzanın sanığa ait olup olmadığını bile yoklukta verilen kararlarda araştırma gereğini duymadan, iyi niyet kötü niyeti araştırmaksızın hakime ceza verme görevi vermiştir 3167 sayılı kanun. Asliye Ceza Mahkemeleri 3167 söz konusu olunca birer onay makamıdır; çünkün kanun TCK 21. maddeye aykırı bir şekilde sanığın bir kusuru olup olmadığını, dolandırma kastı olup olmadığını araştırma gerektirmeyen bir şekilde objektif suç olarak düzenlenmiştir.Modern ceza hukukunun suç teorisi temel hükümleri ile de çelişen 3167  sayılı kanun bir ilk çağ uygulamasıdır.
Asliye Ceza Mahkemeleri birer Çek Mahkemesidir, Savcılar ise tahsildar.
Hakimler adı üzerinde Çek Hamillerini Koruma kanunu ile 25 yıldır çek alacaklılarını korumaya çalışmaktadırlar, artık bu bir görev anlayışı haline dönüşmüştür, alışkanlık olmuştur. Şimdi de bir başka kanun aksini söylüyor, erken ibraza ceza verme diyor. Bu hakimin kafasına yatmıyor. Hakim ne olursa olsun ceza vermeye koşullanmış, 3167 söz konusu ise, ceza vermesi gerektiğini düşünüyor, görevi çek hamillerini korumak! Asliye Ceza Mahkemeleri, çek hamillerini koruma alışkanlıklarını sürdürüyorlar, çünkü korunmaya layık olan çek hamilleridir! Çek sanıkları, hakimler gözünde hiçbir hakları olmayan en tehlikeli “Çek Örgütü” üyeleridir.
YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ’DE AYNI YOLDADIR
“ÇEKE HAPİS CEZASI VERİLMELİ” YARGITAY İÇİN DE BİR ALIŞKANLIK OLMUŞTUR
3167 sayılı Kanunun TCK hükümleri ile çeliştiği, uyum yasası çıkmadığı için 31.12.2008 tarihinden itibaren yürürlükte olmadığı gündeme gelince 10. Ceza Dairesinden bu kanunun artık uygulama alanı kalmadığı doğrultusunda bir karar bekleniyordu ama gele gele cezalara onay kararı geldi. Yasanın yürürlükte olmadığını kimler söylüyordu; İstanbul Hukuk Fakültesinin Dekanı ve TCK nın yapımcısı ve TBMM Adalet  Komisyonu başkanı.
ADALET İÇİN BÜYÜK TEHLİKE!
Önümüzdeki günlerde yeni Çek Yasasının çıkması bekleniyor. Büyük tehlike bu yasa lehe hükümler içerse bile hakim ve savcıların hukuk ve adalet kaygısı ile değil de alışkanlıklarını devan ettirerek erken ibrazda olduğu gibi kanunların açık hükümlerini gözardı etmeleri.
ÇEK KANUNU UYGULAMALARINDA YARGI SORUN OLMUŞTUR.
Yargının görevi hukuku uygulamak adaleti sağlamakken Çek Hamillerini koruma kaygısı ile, ekonomik kaygılarla yargı adaletin önünde sorun oluyor. Buna  en iyi örnek 10 Haziran 2009 günü Çek Kanunu Alt Komisyonunda konuşan 10. Ceza Dairesi üyesi Çamlıbel’in  Meclis İnternet Haber Sitesinde yayınlanan sözleridir. Çamlıbel şöyle diyor:
-Ekonominin hizmetindeyiz, lehe uygulamarı bize bırakın yoksa lehe uygulamalardan dosyalar zaman aşımına uğrayabilir.
Bir yargıç nasıl ekonominin hizmetinde olabilir, yargıç adaletin emrinde olmalı ve adaleti tecelli ettirmeli. Bu da bir alışkanlık “ÇEK HAMİLLERİNİ KORUMA” alışkanlığı mı acaba? Çek sanıkları hakim ve savcıların gözünde terör suçlularında öte en tehlikeli sanıklardır. “EN TEHLİKELİ ÖRGÜT ÇEK ÖRGÜTÜ”

Av. Rahmi Ofluoğlu
http://rahmiofluoglu.wordpress.com/
Devamını Okuyun

HABERTÜRK "ÇEKZEDELER DOSYASINI"AÇTI

0 yorum

Mağdur aileler meclis kapısını aşındırıyor



Çek tutuklattı eş masöz oldu
200 bin TL'lik çekini ödeyemeyen işadamı hapse düştü. Ailesi lüks villadan gecekonduya taşındı. Eşi ise masözlüğe başladı

Karşılıksız çek verme suçundan hüküm giyenler ve arananlar adına
Meclis’e gelen, büyük çoğunluğu mağdur eşler ve çocuklardan oluşan bir
grup önceki gün randevu alabildikleri milletvekilleriyle görüştü. Başlarından
geçen olayları anlatıp, devlete milyonlarca lira vergi ödeyen bir zamanların itibarlı işadamlarının ekonomik krizler sonucunda geldikleri noktayı ortaya koyan mağdurlar milletvekillerinden, “Eşlerimize babalarımıza
dolandırıcı, katil muamelesi yapılmasın. Açık cezaevine
geçebilsinler, denetimli serbestlikten yararlansınlar, adli para
cezası idari para cezasına dönüştürülsün” isteklerinde bulundular.
Mağdurların yakınlarının gözyaşları içinde anlattıkları yaşam öyküleri ise
Türkiye çapında yaşanan dramı gözler önüne serdi.

ANKASTRE MUTFAKTAN KÜÇÜK TÜPE

Ekonomik kriz yüzünden bir gecede iflas eden 40 yıllık bir turizm firmasının sahibi olan eşinin karşılıksız çekler yüzünden 10 aydır Metris Cezaevi’nde olduğunu söyleyen Ayşe Hanım’ın gözyaşları arasında sanlattığı hikâyesi şöyle: “2005 krizinde her şeyimizi kaybettik. Eşim 1.5 milyonluk borcunu ödedi, 200 bin lira için 5 yıl hapse mahkûm oldu. Yüzlerce kişiye iş veriyordu.
Otobüslerimiz, otellerimiz vardı. Bir akşam üstü gelip, ‘Bu evden çıkın, artık sizin değil’ dediler. Ankastre mutfaklı villamızdan çıktık, küçük tüple
bir gecekonduya geçtik. Bir yılda 5 ev değiştirdik. Biz de takibe alındık.
Kaçak yaşar hale geldik. Eşim bir azılı katil muamelesi gördü. Oysa bu devlete milyonlarca lira vergi ödedi, yüzlerce kişiye ekmek verdi. Dolandırıcı olsa
çoktan yurtdışına çıkardı.”
 BU BAKAN BENİM ESKİ KOMŞUM, ONA GİDEMEM’
 TBMM içinde milletvekili ziyaretleri sürerken, gidilecek milletvekilleri arasında eski villasında komşu olan bir bakanı görünce itiraz eden Ayşe Hanım, “Bu bakan benim eski komşum, gidemem” dedi. Meclis koridorlarında tesadüfen söz konusu siyasetçiyle karşılayan Ayşe Hanım’ın yüzünü gizlemeye çalışması içinde bulundukları durumu ortaya koyması açısından dikkat çekti.
EVİN HANIMI ARTIK MASAJCI
 “Emrimizde yüzlerce çalışanımız vardı. Hizmetçilerimiz vardı. Eşlerimiz saygın
işadamlarıydı. Bizim de alacaklarımız var ama alamıyoruz. ‘Bari yarısını verin’ diyoruz vermiyorlar. ‘Gidin Beykoz Konakları’daki evinizi satın’
diyorlar. Konaklar arabalar, oteller hepsi satıldı. 2 milyonluk evi 500
bine sattım. İnsanlar sanki paramız varmış da dolandırıcılık yapıyormuşuz gibi davranıyor. Param olsa kocamı hapiste bırakır mıyım.? Ben şimdi ekmek paramızı kazanmak için masaj yapıyorum. Yapayalnız kaldık. Düşünce etrafınızda kimse kalmıyor. Bizim isyanımız, devletine milyonlarca lira vergi
ödeyen itibarlı bir işadamı, kimseyi dolandırmamış, iflas etmiş, batmış
işini yaparken. Bir açık cezaevine bile konulmuyor. Azılı katillere
tanınan, PKK’lılara tanınan haklar bile tanınmıyor. En azından açık
cezaevine konulsunlar. Çocuklar babalarını kucaklayabilsin.”
GAZETE HABERTÜRK - SALİHA ÇOLAK 
Devamını Okuyun

Batan iş adamının gözyaşları..

0 yorum




 Batan işadamının gözyaşları...
CHP'nin 11 milletvekilinden oluşan heyeti, geçen günlerde kapısına kilit vurulan Denizli Basma ve Boya Fabrikası'nı ziyaret etti. 1973 yılında şirketi kuran, Denizli sanayisinin duayen ismi olarak kabul edilen Yönetim Kurulu Başkanı Esat Sivri ile görüşen CHP heyeti, işadamına nasıl battıklarını sordu. Görüşme sırasında bir ara gözyaşlarını tutamayan Sivri, "Ben namusumdan battım. Alnım açık, utanmıyorum. Çünkü, çalmadım, çırpmadım. Her şeyime haciz geldi. Bana değil, memlekete yazık oluyor" dedi

. 2007 yılı ihracatı 56 milyon dolar olan, çalışan sayısının bin 700'e kadar yükseldiği fabrikasında muhasebe kayıtları ve fabrikanın korunması için 20 çalışan kaldığını söyleyen Sivri, krizi aşmak için yaptığı tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını, üretimi durdurmak zorunda kaldıklarını belirtti.

"YAZIK OLDU, İŞSİZ KALAN BU İNSANLARA"

Sivri, iflas etmeden önce 22 ülkeye ihracat yaptıklarını hatırlatırken Denizli'nin kolay büyümediğini, her yıl kendi rekorunu kırarak bir yerlere ulaştığını vurgularken şöyle konuştu:

"El tezgahları 'fabrikacık', 'fabrikacıklar' fabrikalar oldu. Denizli'nin büyümesinde eli nasırlı işçinin, fabrika inşaatlarında çalışan insanımızın, desenleri çizenlerin, işadamlarının, her kesin emeği, alın teri var. Bu memlekette 30 yıl önce yabancı dil bilen biri yoktu. Tornacı bile olmadığı için İzmir'e giderdik. Binlerce kalifiye eleman yetiştirdik. Yazık oldu bu insanlara. Şimdi çoğu işsiz. Yazıktır, günahtır, insan kolay yetişmiyor. İşsizlik maaşı verilerek bu insanlara yazık ediliyor. Yeni bir şeyler keşfetmeye, ben yaptım demeye gerek yok. Nehir tersine akmaz, su yatağını bulur. Doğru tektir. Bu memlekette döviz darlığı varken hiçbir şeyimiz eksik değildi" diye konuştu.

İşadamı Esat Sivri, fabrikasından emekli olan yüzlerce işçisinin kendisine dua ettiğini, alacaklarının küfrettiğini anlatan işadamı Esat Sivri, şöyle devam etti:

"Devletin tembelleri' de bana küfrediyor. Çünkü, işsizlik maaşlarını ödeyebilmek için iyice üstüme geliyorlar. Ben kazandığım her kuruşla yatırım yaptım. 2000 model mercedes otomobilim vardı o da haciz yoluyla gitti. Anamdan arabayla doğmadım. Olsun, gitsin araba. Önemli değil. Ancak, memlekete yazık oluyor."

Posta
Devamını Okuyun

Çek mağdurları eylem yaptı

0 yorum

                                                   
Ankara'da çek mağduru bir grup, karşılıksız çekte adli para ve hapis cezasının kaldırılması için eylem yaptı. 
                                                                                                                                                  
                                                        

 


     

                                                                                                                                                            

"Suçlu değil, borçluyuz", "Özgürlüğümüz teminat değildir", "Cezaevinde ıslah edilecek ne yaptık" yazılı dövizler taşıyan çek mağdurları, Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı'nda toplandı.

Hükümlü ve Hükümlü Yakınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (HÜ-DER) Genel Başkanı Şafak Soy, burada yaptığı basın açıklamasında, çek mağdurlarının, ülkedeki çetin ekonomik şartların, krizlerin zarara uğrattığı kişiler olduğunu ifade etti.

Çeklerini ödeyemeyen birçok kişinin hapis cezasıyla karşı karşıya kaldığını anlatan Soy, "Özgürlüğümüzün, bir borcun teminatı olarak verildiği bir borç ödeme aracı ve sistemi duydunuz mu?" diye sordu.

Soy, "Karşılıksız çekte adli para ve hapis cezasını ortadan kaldıran" yeni çek yasasının bir an önce çıkarılmasını istediklerini söyledi



CNNTURK
Devamını Okuyun

Karşılıksız çek mi, PKK mı?

0 yorum


               
Karşılıksız çek mi, PKK mı?

TESLİM olan PKK'lılar törenlerle kahraman gibi karşılanıyorlar.
Otobüsler üzerinde zafer turları atılıyor.                                                                 

Kutlamalar yapılıyor.


Merak ediyorum, bunlar neyi kutluyorlar?
Neyin turunu atıyorlar?
DTP'liler hangi zaferden söz ediyorlar?
Bize de izah etseler de, bilsek..


PKK'lıların iki gündür gövde gösterisine dönüştürdükleri, tahrik boyutlarına vardırdıkları teslim olma eylemini televizyonlardan canlı olarak izleyenler, sinir içinde kaldılar.
O an, akıllarından pek çok şeyin geçtiğini tahmin edebiliyorum.
Aslında bize yağan tepkiler, duyguların özetini gayet net anlatıyor zaten.
Bakın, onlardan biri neler diyor:

- Karşılama töreninde bir tek halı eksikti maşallah.
Şimdi ben, karşılıksız çeklerimden dolayı kesinleşmiş hapis cezaları bulunan orta ölçekli bir esnafım.
Herhangi bir kimlik kontrolünde doğru kodese atılacağım.
Sen misin iş yapan, KDV yaratan?
Ama kelli felli teröristlerimiz kahramanlar gibi memlekete giriyor, gövde gösterisi yapıyorlar.
40 yaşındayım ve hiçbir zaman ayrımcı olmadım.
Ama dünkü manzaradan sonra artık o görünmez duvar; korkarım ki yıkılmamacasına inşa edildi.
PKK'nın yapamadığını dünkü yaklaşım yaptı.
Ellerim kırılsaydı da 1 kuruş vergi ödemeseydim.
Ben böyle düşünüyorum.
Acaba şehidim olsaydı ne düşünürdüm?
Beni hapse atmayın, asın.
Zaten bundan sonra benden hiçbir şey alamazsınız.

Kızgın vatandaş haklı.
Önemli bir dengeden ve bir hassasiyetten bahsediyor ki, o ince çizgi aşıldığında sonuç böyle vahim tepkilere neden olabilir.
Kabul edelim ki, son olaylar tamamen tahrik unsuru taşıyor.
Bütün iyi niyet çabalarıyla ve olumlu beklentilerle ters düşüyor.
Dünyanın her yerinde teröristler teslim olurlar, teslim alınırlar.
Ama hiçbirinde onlara böyle şölen, tören, zafer turları düzenlenmez.

Dağdan inen insin, teslim olan olsun.
Ancak, bunu yaparken milletin gururuyla, acısıyla, duygularıyla oynanmasın.
Eğer oynanırsa, çeşitli suçlarla ve cezalarla karşı karşıya olan binlerce insan çıkar ve "Aslında ben de PKK'lıyım, ben de dağdan indim, beni de affedin, beni de kahraman gibi karşılayın" der.
Bu hassasiyete dikkat...

Osman Gençer
Habertürk
Devamını Okuyun

Çek mağdurları yarın haykıracak

0 yorum





Çek mağdurları yarın haykıracak


Mevcut Çek Yasası nedeniyle başı derde girenlerin sayısı 1 milyona ulaşırken, 'çek mağdurları' yarın Ankara'da büyük bir gösteri yapacak
Mevcut Çek Yasası nedeniyle başı derde girenlerin sayısı 1 milyona ulaşırken, ‘çek mağdurları’ yarın Ankara’da büyük bir gösteri yapmaya hazırlanıyor. Yeni yıldan önce yasalaştırılması beklenen yeni Çek Yasa Tasarısı’nın ise, borçları nedeniyle hapse düşmüş ya da kaçak durumda olan mağdurlar için büyük bir umut oluşturuyor.


MÜJDE SİNYALİ


Adalet Bakanı Sadullah Ergin, önceki gün yaptığı açıklamada, Meclis’te komisyon gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısı’nın yeni yıldan önce yasalaştırılacağını duyurmuştu. Ergin “Tasarının yasalaşması konusundaki çalışmalara bir an evvel başlayacağız. Cezaevine düşmüş, düşme riski altına olan insanların sorunu bizim sorunumuz. Öyle umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur” demişti.


TOPLANTI 09.00’DA


Yarın saat 09.00'da Sıhhiye'deki Abdi İpekçi Parkı'nda toplanacak olan çek mağdurları, aynı gün 11.00'de basın açıklaması yapıp, daha sonra da TBMM'yi ziyaret etmeyi planlıyor. İnternet üzerinde yoğun bir dayanışma ve organizasyon içinde oldukları göze çarpan kitle, yine internet üzerinden duyurdukları toplantıda "Duyarlı olan her birey, her kurum, bu haksızlığa, bu adaletsizliğe dur demek için, ekmeğimiz, özgürlüğümüz ve onurumuz için Abdi İpekçi Parkı'na gelsin" diyor.


KARŞILIKSIZ ÇEKTE ARTIŞ BÜYÜK

Verilen bilgiye göre esnafın ve tüccarın elinin darda olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden olan karşılıksız çek sayısında ciddi artışlar dikkati çekiyor. 2007 yılının ilk 7 ayından, 2008 yılının ilk 7 ayına kadar karşılıksız çek sayısında yüzde 11.5 artış yaşanmışken, 2008’den 2009’a bakıldığında artış oranının yüzde 28.2 oranına çıktığı göze çarpıyor. Türkiye’de her ay yaklaşık 100 bin adede yakın çek karşılıksız çıkıyor ve hukuki işleme tabi oluyor. Protestolu senet tutarındaki artış ise ilk 6 ayda yüzde 29.27 oranında gerçekleşti.

http://www.posta.com.tr/
Devamını Okuyun

En tehlikeli örgüt 'ÇEK' Fatih Altaylı

0 yorum

DAĞDAN inen PKK’lılar savcıya ifade verip serbest bırakıldılar.
Herkes, “Ne için ifade verdiler” diye merak ediyor.
Ben söyleyeyim. “Çek ifadesi” verdiler.
Savcı, PKK’lılara “Karşılıksız çekiniz var mı?” diye sordu. PKK’lılar da “Yok” deyince salıverildiler.
Eğer karşılıksız çek vermiş olsalardı şimdi hepsi hapisteydi.
Ama PKK yönetimi tedbirli davranmış, çek davası olanları yollamamış.
Gelenler, çek suçu işlememiş “basit terör” suçluları.
Bu soruşturmanın sebebi ise çek suçlularının dağa çıkıp sonra teslim olarak kurtulmalarını engellemek.

Kaybeden zil takıp oynamaz abartmayın, asap bozmayın

DAĞDAN inen PKK'lılara yapılan karşılama, Türkiye'de birçok kişiyi rahatsız etti.
Zannedersiniz ki, büyük bir marifet yapmış geri dönüyorlar.
Bakın arkadaşlar, şunu hemen tespit edelim.
PKK denilen kanlı örgüt, Türkiye'de her türlü etnisiteden 40 bine yakın insanın hayatına mal olmuştur. Bunların büyük bölümü Kürt yurttaşlarımızdır.
Bu örgüt kanlı bir süreçten sonra "SAVAŞI KAYBETMİŞTİR".
Evet büyük harflerle yazıyorum, "SAVAŞI KAYBETMİŞTİR".
Mağlup bir örgüttür.
Elebaşı olan kişi şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hapishanesindedir.
Halen hayatta olması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin büyüklüğündendir. Dağdan inenlere "kucak açmasına" neden olan da Türkiye Cumhuriyeti'nin bu büyüklüğüdür.
Savaşı kaybeden "isyankâr" yurttaşlarına "bir şans daha verme" arzusundandır.
Onların bile kendilerini "şerefsiz katiller gibi hissederek dağa mahkûm olmalarını engellemek" amacıyla kucak açılmıştır.
Terör örgütünün yenilgisinden sonra bu beyhude uğraşı daha fazla sürdürmemeleri için kendilerine açılan kapıdan gelmeleri, Türkiye'den çok kendileri için yararlıdır.
Ama onlara tavsiyem, "şerefli mağlubiyetlerini" kabul edip Türkiye'de yaşayan milletin daha fazla asabını bozmamalarıdır.
Kaybettikleri mücadeleden sonra zil takıp oynayana deli derler.
Onlardan beklenen, akıllı uslu olmalarıdır.

Büyükanıt, Fenerbahçe’nin Genelkurmay Başkanı mıydı?

TÜRKİYE’nin bilinen, tanınan yüzleri arasında “En beyefendi olan kimdir?” diye sorsanız, hiç kuşkusuz Tuncay Özilhan yanıtını veririm.
Ama Aziz Yıldırım, onu bile çileden çıkardı.
“Efes Pilsen küme düşsün, narkotik polisine gideriz” açıklamalarıyla Tuncay Bey de sonunda patladı.
Adam yüzde yüz değil, yüzde bir milyon haklı.
Tuncay Özilhan Türk basketboluna servet yatırırken, Aziz Yıldırım basketbol topunu görse ne topu olduğunu anlayamazdı.
Yaptığı ayıptır.
Yıldırım bununla da yetinmedi, Gaziantep’in Fenerbahçe’ye gol atması üzerine
sevinen Gaziantep Valisi’ne de “Sen devletin valisisin, niye seviniyorsun” diye fırça attı.
Galatasaraylı kimliğimden ötürü Aziz Yıldırım’a hep mesafeli durmaya çalıştım ama burada artık durmam mümkün değil.
Aziz Yıldırım eğer narkotik şubeye bir şikâyette bulunacaksa dikkatli olmalı.
Çünkü narkotik şube, önce Samandıra’ya gidip Daum’la ilgilenebilir. Hele hele Mutu’yu Fenerbahçe’ye alırlarsa Fenerbahçe’nin malzemecisi olmak iyice riskli bir iş olabilir. İki, Gaziantep Valisi’nin sevinmesine kızmaya hiç ama hiç hakkı yok. O hiç olmazsa Gaziantep’in Valisi.
Fenerbahçe Başkanı’nın, eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’la tribünde sarmaş dolaş hallerini hiç unutmuyoruz.
Üstelik de Fenerbahçe’nin değil, Türkiye’nin Genelkurmay Başkanı’ydı. Bırakın taraftarlığı bir yana, bir Genelkurmay Başkanı ile bir NATO müteahhidinin tribünde kucak kucağa görüntüsü sadece sportif değil, etik olarak da büyük bir
ayıptı.
Aziz Yıldırım, “Galiba artık düzeldi” demeye hazırlandığımız bir sırada yine “aslına rücu” ediyor.
Olan da Türk sporuna oluyor.

Adalet

CEM Uzan için 3. tutuklama kararı da çıkmış. Türk adaletini canı gönülden
kutluyorum.
Adam 6 yıl boyunca Türkiye’deydi. Bir tek tutuklama kararı çıkmadı.
Yurtdışına kaçtığının kesinleştiği hafta peş peşe tutuklama kararı çıktı.
Ben adalet diye buna derim. Hem de tam zamanında adalet.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Aşırı tahrikin kötü sonuçlar doğurduğunu unutmadığımız zaman

faltayli@htgazete.com.tr
Devamını Okuyun

SEVGİLİ ÇEK MAĞDURLARI

0 yorum

SEVGİLİ ÇEK MAĞDURLARI, HAKLI DAVAMIZIN BELKİDE SONUNA GELDİK. HA ÇIKTI HA ÇIKACAK,HA KURTULDUK HA CEZAEVİNİ BOYLADIK DİYEREK GİDİP GELDİĞİMİZ BU GUDUBET YASADA, 1 YILI NERDEYSE DEVİRDİK.1 YIL İÇERİSİNDE VEKİLLERİMİZE MESAJLAR ÇEKTİK,MAİLLER ATTIK.BAYA BİR SIKIŞMIŞ OLACAKLAR Kİ GEÇEN GÜN BİR ARKADAŞIMIZA BİR VEKİLİMİZ ŞÖYLE DEMİŞ '' SİYASİ HAYATIM BOYUNCA HİÇ BÖYLE BİR TOPLUM BASKISIYLA KARŞILAŞMADIM'' DEMEKKİ YAPMIŞ OLDUĞUMUZ FAALİYETLER SONUÇ VERİYOR..
SAYIN ARKADAŞLAR, BU YASANIN ÇIKMASI HELE HELE BİZİM İSTEDİĞİMİZ ŞEKİLDE ÇIKMASI GERÇEKTEN ÇOK ZORDUR.HÜKÜMETİN BU KONUDA ÇEKİNCELERİ VARDIR.KRİZ İÇERİSİNDE KRİZ YARATMAMAK, ALACAKLIYI DÜŞÜNMEK,BAROLARIN İSTEDİKLERİNİ YERİNE GETİRMEK GİBİ.ANCAK SADECE BU YILIN İLK 9 AYINDA 1,5 MİLYONU BULAN ÇEK MAĞDURLARININ BU FERYATLARINI DA GÖRMEZLİKTEN GELEMEYEN İKTİDAR,ŞİMDİLERDE KENDİSİNE DESTEK OLACAK BU KONUYA SAHİP ÇIKACAK BİR TARAF ARAMA İHTİYACI İÇİNE GİRMİŞTİR.BİZ ÇEK MAĞDURLARI OLARAK HÜKÜMETİN İSTEDİĞİ BU DESTEĞİ BU ZAMANA KADAR YAPMIŞ OLDUĞUMUZ ANKARA ZİYARETLERİMİZDE VERMEYE ÇALIŞTIK.,MAĞDURLARIMIZIN ÇOK BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNÜN ARANMASI OLMASI VE MADDİ İMKANSIZLIKLAR SONUCU SAYIMIZI BİR TÜRLÜ ARTTIRAMAMANIN VERMİŞ OLDUĞU ÜZÜNTÜ İLE HER SEFERİNDE ANKARADAN ELİMİZ BOŞ DÖNDÜK.GEREK ACEMİCE YAPILAN ORGANİZASYONLAR GEREKSE DE BU ORGANİZASYONLARDA YAPILAN ACELECİLİKLER VE TEK BİR TİPİN ARKASINDAN GİTME YARIŞLARI DA BU İŞİN EN KISIR TARAFI OLDU.
GELDİĞİMİZ NOKTADA ARTIK TÜRKİYENİN EN ÜCRA KÖŞELERİNDEN BİLE SESİMİZ DUYULUR OLMUŞ VE SAYIMIZI BİR NEBZE ARTTIRMIŞ BULUNMAKTAYIZ.BU ARALAR VEKİLLERİMİZLE YAPMIŞ OLDUĞUMUZ GÖRÜŞMELERDE SESİMİZİN DUYRULMASI,EYLEME GEÇMEMİZ VE BASKI KURMAMAMIZ TAVSİYE EDİLMİŞ VE ANKARAYA GELMEMİZ İSTENMİŞTİR.BU SEBEBLEDİR Kİ 22 EKİM PERŞEMBE GÜNÜ SAAT:09.00 DA ANKARA GÜVENPARKTA BULUŞUP BİR ORGANİZASYON YAPMAK ÜZERE KARAR ALMIŞ DURUMDAYIZ.BU ORGANİZASYONUN DİĞERLERİNDEN FARKI İSE,TEK BİR KALIP İÇERİSİNDE KAYBOLUP GİTMEK DEĞİL, EZBERDE ISRAR DİYE DİYE BİZLERİ OYALAYANLARIN GERÇEKTE KENDİLERİNİN NASIL BİZİ GERİYE GÖTÜRDÜKLERİNİ GÖRMEK,BUNU HÜKÜMETE VE İKTİDAR PARTİSİNE GÖSTERMEKTİR.BU ORGANİZASYONUMUZDA BİZLERE,HEM ÜYELERİ İLE HEMDE MAĞDULARIYLA DESTEK VERECEK OLAN HÜ-DER , ES-DER VE KOSİAD DERNEĞİNE SONSUZ ŞÜKRANLARIMIZI SUNUYORUZ.SAYIMIZIN ÇOK OLMASI VE BASKIN ÇIKMAMIZIN BÜYÜK ÖNEM ARZ ETTİĞİ VE EDECEĞİ BU SON ANKARA ZİYARETİMİZDE SAAT: 09.00 DA GÜVENPARKTA BULUŞACAĞIZ.. SAAT: 11.00 DE HÜ-DER DERNEĞİ BAŞKANI SN ŞAFAK BEYİN BASIN TOPLANTISI VE BİLDİRİMİ OKUNACAKTIR.DAHA SONRA HERKES MECLİSTEN BİR VEKİLİN TELEFON NUMARASI İLE RANDEVU ALIP,MECLİSE GİRECEĞİZ.SORUNUMUZU VEKİLLERİMİZE ANLATACAĞIZ.VE ÇÖZÜMÜN BİR AN ÖNCE OLUŞMASINI SAĞLAYACAĞIZ..HERKESİ ANKARAYA BEKLİYORUZ.BU DAVA HEPİMİZİN.BU DAVA SEVDİKLERİMİZİN.ONLAR İÇİN BİR ŞEYLER YAPIN. BİR KİŞİDEN NE OLUR DEMEYİN. ÇOK AYIP OLUR! HERKES AYNI ŞEYİ DESE NE OLUR?..HAYDİ DOSTLAR KONU KOMŞU HERKESİ TOPLAYIN GELİN..

HÜ-DER 'e ve Şafak bey'e
ES-DER 'e
KOSİAD 'a
AV. Rahmi OFLUOĞLU'na
Cüneyt beye
Murat yaçın beye
Tüm mağdurlarımız adına şükranlarımızı sunarız..



JENARDİ



TARİH: 22 EKİM PERŞEMBE


YER: ANKARA GÜVENPARK


SAAT: 09.00


İLETİŞİM:0537 979 09 28 jenardi_ak@hotmail.com
Devamını Okuyun

Çek'ten Hapis Anasız Babasız Bıraktı

0 yorum





Küçük yaşta anne ve babalarının tutuklanması sebebiyle çocukların bakımını üstlenen malulen emekli bir kadın zor şartlar altında iki çocuğu büyütmeye çalışıyor.
Küçük yaşta anne ve babalarının tutuklanması sebebiyle çocukların bakımını üstlenen malulen emekli bir kadın zor şartlar altında iki çocuğu büyütmeye çalışıyor.
İzmir'de anne ve babaları cezaevinde olan biri kız iki kardeş yardım bekliyor.

İzmir'in Karşıyaka ilçesinde yaşayan, yüzde 77 sakat olduğu için malulen emekli olan ve geçimini çocuk bakarak sağlamaya çalışan 52 yaşındaki Ayten Tükel, aldığı 210 TL maaşla anne ve babaları cezaevinde olan iki çocuğa sahip çıkılmasını bekliyor.

İYİ BİR İŞLERİ VARDI, KRİZDEN ETKİLENDİLER

Karşıyaka'da ayakkabı mağazası sahibi olan Aziz Balca'nın bir süre sonra ekonomik kriz nedeniyle işleri bozuldu. İflas etmek üzere olan Aziz Balca sıkıntıdan kurtulmak için dükkanı eşi Sibel Balca'nın üzerine yaparak icradan kurtulmaya çalıştı. Aziz Balca bir süre sonra verdiği çeklerin karşılıksız çıkması sonucu Ramazan Bayramı'ndan 10 gün önce tutuklanarak cezaevine girdi. Eşinin cezaevine girmesiyle tek başına kalan Sibel Balca 5 yaşındaki kızı Büşra ve 3 yaşındaki oğlu Kadir'i geçimini çocuk bakıcılığı yaparak kazanan Ayten Tükel'e bırakarak bir birahanede çalışmaya başladı.

Çocukların bakımını üstlenen Ayten Tükel, bir hafta sonra Sibel Balca'nın kendisini aradığını belirterek, "Ben 210 TL maaşla geçimimi sağlamaya çalışıyorum, 350 TL kira veriyorum ve bir kızım var üniversitede okuyan. Bu yüzden çocuk ve hasta bakarak ek kazanç elde ediyorum. Bir tanıdığım çocukların babalarının hapse girdiğini ve annelerinin de çalışmak zorunda olduğu için bir bakıcı aradığını söyledi. Bu sayede ben Sibel Balca ve çocuklarla tanıştım. Çocuklara bakmaya başladıktan bir hafta sonra anneleri beni aradı ve karakolda olduğunu söyledi. Eşi çeklerin bir kısmını Sibel'in üstünden kesmiş ve çekler karşılıksız çıkınca anneyi de tutuklayarak cezaevine gönderdiler" şeklinde konuştu.

ÇOCUKLARI BİRBİRİNDEN AYIRMASINLAR

Kendisinin bin bir güçlükle yaşamını sürdürmeye çalıştığını belirten Tükel, "Ben annesiz büyüdüm, annesizliğin ne olduğunu iyi bilirim. Ancak çalışmak zorundayım aldığım maaş hiçbir şeye yetmiyor. Şu an komşularım sayesinde çocuklara bakmaya çalışıyorum. Ne zamana kadar dayanırım bilmiyorum. Havalar soğudu, çocukların üzerinde bir kazak yok, süt alacak gücüm yok" dedi.

Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'ne başvurduğunu ancak emekli olduğu için koruyucu aile olmasının çok düşük bir ihtimal olduğunu belirten Tükel, "Bana emekli olduğum için koruyucu aile olmamın çok düşük bir ihtimal olduğunu söylediler. Çocukları alıp farklı yurtlara verebileceklerini biliyorum, anneleri bana bir kağıt gönderdi ve vekalet verdi. Ancak ben iki kardeşin birbirinden ayrılmasını istemiyorum. Herkes elini vicdanına koysun, yetkililerden yardım bekliyoruz. Bu çocukları birbirlerinden ayırmadan büyümelerini sağlayalım" diyerek yardım istedi.

Her şeyden habersiz oyun oynayan Büşra ve Kadir ise, "Anne seni çok özledik" diyerek anne ve babalarına kavuşacakları günü bekliyorlar.
Devamını Okuyun

Bir milyon kişinin mağdur olduğu çeke acil neşter

0 yorum





Bir milyon kişinin mağdur olduğu çeke acil neşter 



Mevcut Çek Yasası nedeniyle başı derde girenlerin sayısı 1 milyona ulaşınca hükümet harekete geçti. Adalet Bakanı Ergin “Bütçe görüşmeleri başlamadan müjde verebiliriz” dedi


Mevcut Çek Yasası nedeniyle başı derde girenlerin sayısı bir milyona ulaşınca hükümet harekete geçti. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Meclis’te komisyon gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısı’nın yeni yıldan önce yasalaştırılacağını açıkladı. Adalet Bakanı Ergin “Tasarının yasalaşması konusundaki çalışmalara bir an evvel başlayacağız. Cezaevine düşmüş, düşme riski altına olan insanların sorunu bizim sorunumuz. Öyle umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur” diye konuştu.


PİYASADA 200 MİLYAR LİRALIK ÇEK VAR


Ergin “Meclis tatile girmeden önce yapılan değerlendirme  toplantısında, piyasada yaklaşık olarak 200 milyar liranın üzerinde likit, nakit para  yerine kullanılan çek miktarı olduğu belirtildi. Bu miktarda çekin yerine ikame edeceğimiz bir alternatif koymadan, çeke mevcut olan güveni sarsacak bir tedbiri  almanız, piyasadaki faiz oranını, ekonomik dengeleri etkileyebilecek bir hadisedir” dedi. Adalet Bakanı Ergin “Çek Yasası’yla ilgili ciddi bir gayretimiz, çalışmamız var. Öteki siyasi parti temsilcilerimizle de bu diyaloğu önümüzdeki haftadan itibaren devam  ettireceğiz” şeklinde konuştu.


KARŞILIKSIZ ÇEKTE ARTIŞ BÜYÜK


Verilen bilgiye göre esnafın ve tüccarın elinin darda olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden olan karşılıksız çek sayısında ciddi artışlar dikkati çekiyor. 2007 yılının ilk 7 ayından, 2008 yılının ilk 7 ayına kadar karşılıksız çek sayısında yüzde 11.5 artış yaşanmışken, 2008’den 2009’a bakıldığında artış oranının yüzde 28.2 oranına çıktığı göze çarpıyor. Türkiye’de her ay yaklaşık 100 bin adede yakın çek karşılıksız çıkıyor ve hukuki işleme tabi oluyor. Protestolu senet tutarındaki artış ise ilk 6 ayda yüzde 29.27 oranında gerçekleşti.


6 ayda bin 500 kişi hapse girdi


Verilere göre, sadece 2009’un ilk 6 ayında karşılıksız çek nedeniyle ceza mahkemelerinde 159 bin 774 dava açıldı. Bu davalarda 221 bin 755 kişi hakim karşısına çıktı. 2009’un 6 ayında çek davaları nedeniyle bin 461 kişi hapse girdi. Bunlardan 5’ini çekle ilgili ihtara ve yasaklamaya uymama, 67’sini Çek Kanunu’na muhalefet, diğerlerini de karşılıksız çek keşide etme suçu oluşturdu.





Ünlülerin de başı dertte


Çek Yasası ile başı derde girenler arasında birçok ünlü isim de bulunuyor. Son olarak usta oyuncu Uğur Yücel ve ünlü sinema yönetmeni Ezel Akay’ın başı karşılıksız çek nedeniyle derde girmişti. Yücel, 97 bin liralık karşılıksız çek verdiği nedeniyle hapse mahkum oldu. Yönetmen Ezel Akay ise önceki gün, Altın Portakal Film Festivali için bulunduğu Antalya’da ‘Çek Yasası’na muhalefet’ iddiasıyla gözaltına alınmış, daha sonra serbest bırakılmıştı.


22 Ekim’de Ankara’da eylem var


Çek Yasası nedeniyle mağdur olanlar internette de biraraya gelerek site kurdu. Sitede yer alan duyuruya göre çek mağdurları 22 Ekim perşembe günü Ankara Güvenpark’ta toplanacak. “Konu komşu toplanın gelin. Artık bu işi çözelim” sloganıyla buluşmaya hazırlanan çek mağdurları aynı gün TBMM’yi de ziyaret etmeye hazırlanıyor.


Star Gazete


NEVİN BİLGİN  ANKARA
Devamını Okuyun

KARŞILIKSIZ ÇEKTEN ‘YATANLAR’ KURTULACAK

0 yorum


Bu kanun hayatımızda herşeyi değiştirecek


KARŞILIKSIZ ÇEKTEN ‘YATANLAR’ KURTULACAK
Karşılıksız çekten hapse düşenlere ya da düşme riski altında olanlara iyi haber. Hapis cezasını kaldıracak tasarı çok yakında kanunlaşacak

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Adalet Komisyonu gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısı’na ilişkin çalışmaları bir an önce başlatacaklarını bildirerek, “Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur” dedi.

Üzerinde çalışılan yeni Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek kullanana hapis değil para cezası verilecek. Çek borcunu faiziyle ödeyene dava açılamayacak, mahkum edilenler ise serbest kalacak.

ÇEK MAĞDURU DENİLSİN
Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39.1 artarak 1 milyon 508 bin 504’e çıktı. Ergin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada çeki keşide etmekten, ödeyememekten dolayı cezaevinde olan, cezaevine girme tehdidi altında bulunanlara işaret ederek, konunun sadece çekin borçlusu açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Ergin, “çek mağduru” ifadesinin kullanılmasının doğru olduğunu belirtti ve ekledi; “Piyasada yaklaşık 200 trilyon TL’nin üzerinde likit, nakit para yerine kullanılan çek miktarı olduğu belirtildi. Bu miktarda çekin yerine ikame edeceğimiz bir alternatif koymadan, çeke mevcut olan güveni sarsacak bir tedbiri almanız, piyasadaki faiz oranını, ekonomik dengeleri etkileyebilecek bir hadisedir.”

Kaynak
Mynet
http://finans.mynet.com/haber/AnaSayfaHaberler/17Ekim2009/O1255762313929/7/Bu-kanun-hayatimizda-herseyi-degistirecek
Devamını Okuyun

Karşılıksız çekten hapse girmeyen esnaf kalmayacak

0 yorum




Vadeli çekleri karşılıksız çıkanlar hapse giriyor ama, alacaklıya borçlarını ödemediklerinden değil, devletin kestiği para cezasını ödemediklerinden hapis yatıyor.
Şimdilerde esnafımızın en büyük dertlerinden biri, “karşılıksız çek” sorunudur.
Sorunun önemini çok kişi ve özellikle Büyük Türk Büyükleri bilmiyor, anlamıyor.
-  Ticari hayatta alışverişler her zaman peşin parayla yapılmaz. Kredi kullanılır. Kredi (1) Ya bankadan alınır. Borçlu bankada senet imzalar (2) Ya da banka dışında borçlu alacaklıya bir senet (ödeme vaadi olan imzalı kâğıt) verir.
-  Çağdaş hukuka göre insanlar (dolandırıcılık, sahtekârlık gibi özel durumlar hariç) ticari borçları nedeniyle hapsedilemez. Borçlu ödeme yapmazsa, alacağı olan, icra takibiyle parasını tahsil etmeye çalışır.
-  Bankalar, bankada hesabı (parası) olanlara çek karnesi verir. Çek bir ödeme aracıdır. Esas olarak çekin karşılığının bankada olması ve de çekin ibrazında bankaca ödenmesidir.

Senette hapis yok 
-  Bizde bir zamanlar, bankalarca verilen çeklerin kötü kullanımını önlemek için, karşılığı olmayan çeki yazan banka müşterilerine hapis cezası uygulanıyordu.
-  Borç senedini ödenmeyenlere hapis yok iken, karşılıksız çek yazanların hapisle cezalandırıldığı günlerde borç senetlerinin yerini vadeli çek aldı.
-  Ama bir süre sonra, çağdaş hukuk ilkelerine göre, insanlara borç dolayısıyla hapis cezası verilemeyeceği görüldü. Senet borcunu ödemeyenler gibi çek borcunu ödemeyenlerin de hapse girmemelerini sağlayan bir düzenleme yapıldı. (Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 18’inci basım, 2007)
-  Fakat karşılıksız çek kullanımını caydırmak için bu defa da kanuna karşı hile yapıldı. Yeni düzenlemeye göre, karşılıksız çek yazanlara, çek üzerindeki borç miktarıyla orantılı olarak devlete para cezası ödeyecekleri hükmü getirildi. Devlete bu parayı ödemeyenlerin hapse atılmasının yolu açıldı.
-  Dikkat buyurunuz, çeki ödeyemeyen para cezasını devlete ödüyor. Bu uygulamada çeki ödeyemeyen para cezası ödese de, para cezası ödeyemediği için hapse girse de, çekin alacaklısının cebine beş kuruş girmiyor. Borcu aynen kalıyor. Hapse girenin para kazanma imkânı kalmadığından işi çöküyor. Alacaklın parasını alması hayal oluyor.

1.5 milyon karşılıksız çek
Sadece 2009 yılının ilk 9 ayında (daha öncekileri unutunuz) 1.5 milyon çek karşılıksız çıkmış. Ekonomi yazarı Hacer Gemici’den öğrendiğime göre, daha önceki dönemden bu yana yargıya intikal eden dosya sayısı 1 milyona ulaşmış.
Kim diyebilir ki karşılıksız çek ödemeyenlerin hepsi fırsatçı ve kötü niyetli? Bu işin sonunda hapis var. Kim bile bile hapis yatmak ister?
Onun için:
(1) Karşılıksız çek sayısındaki artışa bakarak ekonominin sorununun büyüklüğünü görelim.
(2) Vadeli çek uygulamasına son vermek için, çeki ibrazında ödenecek bir ödeme aracı haline tekrar getirmek ve çekten senede dönmek için gereken düzenlemeleri yapalım.



Olayların içinden
Güngör Uras
Devamını Okuyun

Teşekkürler SAyın RAMAZAN KERİM ÖZKAN (CHP Burdur)

1 yorum






CHP Burdur milletvekil Sayın Ramazan Kerim  Özkan dün meclis kürsüsünde yapmış olduğu konuşmasında yaşamış olduğumuz sorunları bir bir dile getirmiştir.Kendisine teşekkür ediyoruz

Sayın Ramazan Kerim Özkan'ın Meclisteki konuşması 15/10/2009

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Borçlar Kanunu'yla ilgili olaraktan verdiğimiz önergede Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın 13'üncü maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini, ikinci fıkranın madde metninden çıkarılmasını talep ediyoruz: "Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de aynı şekle uyulması zorunludur. Ancak sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır."

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, bu kanunlar görüşülürken yaz boyunca, günlerdir vatandaşlarımızdan çekle ilgili olsun, borçlarla ilgili olsun, bu yapılanmalarla ilgili olsun esnaflarımızdan mesajlar alıyoruz. 550 milletvekilimize değişik mesajlar geliyor ancak çekle ilgili olduğu için bakıp siliyorsunuz ama ben bunların yaklaşık on bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum; ne diyor, esnafımız ne diyor, işçimiz ne diyor, çek mağdurumuz ne diyor, onları sizlerle paylaşmak istiyorum metinden geldiği gibi:

"Esnaftım. 50 kişiye istihdam sağlıyordum. Bankalar beni bitirdi. Eşim kanser hastası. Çeklerim yazıldı. Bir de şimdi hapse gireceğim. Esnafa bir af verebilir misiniz?" Sayın Bakana söylüyor, bizlere söylüyor.

"Parası olmayan birini cezaevine gönderen tek hukuk kuralı bizde. Bir çeke imza attık, dünyam karardı. Üç yıl hapis aldım, lütfen kurtarın beni.

F. A."

"Vekilim, ekonomik kriz beni de vurdu, param kalmadı, çekimi ödeyemedim, sonum hapis. Hapisteyken kim benden para alacak. Borca hapis olur mu? Lütfen, bu çığlığı duyun. Çeklerden çektiğimiz yetmez mi?"

"Saygıdeğer Vekilim, beş yıl ceza gaspa, dolandırıcılığa, tecavüze verilmiyor. Bu işi çözeceğinize inanıyoruz. Onurumuzu kırmayın. AK PARTİ'yi, Cumhuriyet Halk Partisini, Milliyetçi Hareket Partisini ve tüm vekillerimizi çok seviyoruz. Ne olursunuz çek mahkûmlarını affedin. Kaçak yaşamaktan usandık. Ceza indirimi yok, şartlı tahliye yok, açık cezaevi yok. Beş yıl hapis. Bir terörist bile pişmanlık yasasından yararlanıyor. Artık bu feryatları bitirin."

"Ekonominin tek suçlusu esnaf mı? Çekini ödeyemeyen birine üç yıl ila beş yıl hapis reva mı? Yüce Allah bunun hesabını sormaz mı? Bir Cem Garipoğlu kadar ceza indirimi bile yapılmıyor. Çek Kanunu'nda -yazık, çok yazık- 700 bin kişi kaçak durumda. Likidite kaygısı olur diye bizi cezaevine atanları Allah'a havale ediyorum."

"Çeklerimi ödeyemedim. Hapis cezası aldım. Ailem dağıldı. Çocuklarımı bir yıldır göremedim. Aranıyorum, bu yüzden borcumu da ödeyemiyorum. Sizin huzurunuz yerinde mi? Çek keserken teminat olarak özgürlüğümüzü ve hürriyetimizi veriyoruz, farkında mısınız? Çocuklarımı özledim, yuvamı özledim. Üç bayramdır çile çekiyoruz."
"Bir çeke imza attım, ödeyemedim. Cezası bu kadar ağır olmamalı. Allah aşkına bizleri affedin. Devletimiz çeklerde tahsildar olmuş, ceza kesmiş, alamadığı para için de bizleri beş yıl hapse mahkûm etmiştir. Esnaf olarak bunu kaldırmamız mümkün değildir. Sayın Başbakanımız demokratik açılımda 'Her şey müzakereyle çözülecek.' diyor. Çek Kanunu'nda da müzakere istiyoruz. Eşler, çocuklar, analar, yakınları için ağlıyoruz."
Bu feryatlar telefonlarımıza gelen mesajlardan, aynen, hiçbir katkı koymadan alınmıştır. Sizlere de geliyor, sizler de biliyorsunuz.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli komisyon üyeleri; gerçekten, çeki alamayan, çek karşılığını alamayan borcunu ödemiyor. Çeki ödeyemeyen hapse giriyor, çalışamıyor. Bu sorunun bu Meclis tarafından çözülmesini talep ediyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özkan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutup, işleme alıyorum:


TBMM tutanaklardan alıntıdır
Devamını Okuyun

Karşılıksız çekten yatana tahliye umudu

0 yorum





Karşılıksız çekten yatana tahliye umudu


              Karşılıksız çek nedeniyle cezaevine düşen binlerce kişinin gözü TBMM’de. Yasa, usta oyuncu Uğur Yücel’i de kurtaracak. Karşılıksız çek adedi de milyona ulaştı                           

Karşılıksız çek nedeniyle cezaevine giren binlerce kişinin gözü TBMM’ye çevrildi. Karşılıksız çekten dolayı verilen hapis cezalarını sınırlandıran tasarı ile karşılıksız çek kesenler para cezasını öderse, daha önceden benzer bir suç işlemiş olsa bile hapse girmeyecek. Cezaevindekiler de tahliye edilecek. Merkez Bankası verilerine göre Eylül sonu itibarıyla karşılıksız çek miktarı 1.5 milyon adete ulaştı. Mahkemelerde ise bir milyon çek davası devam ediyor.

Vekil tayin etme dönemi bitti

Mevcut çek yasası ile başı derde giren son isim de usta oyuncu Uğur Yücel oldu. Yücel, 97 bin liralık karşılıksız çek verdiği nedeniyle hapse mahkum oldu. ABD’ye kaçtığı iddialarını yalanlayan Yücel, Tek Faktoring A.Ş.’ye olan borcu nedeniyle icralık olmuş, 97 bin TL’lik çeki de karşılıksız çıkmıştı. Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesi Yücel’i çek miktarı kadar para cezasına çarptırdı. Yücel cezayı ödemezse hapse girecek. Bu arada TBMM Adalet Komisyonu bünyesinde oluşturulan Alt Komisyonu’nda ele alınan ve Genel Kurulda da görüşülecek olan yeni yasa tasarısı şu hükümleri getiriyor: Vekalet kaldırılıyor: Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını “vekil” olarak tayin edemeyecek. Yargıtay inceleyecek: Karşılıksız çek keşidesi suçundan dolayı açılmış davalar, asliye ceza mahkemelerinde görülerek sonuçlandırılacak. Yargıtay, lehe olan hükümler yönünden incelemeyi kendisi yapacak. Dosyaları yerel mahkemelere göndermeyecek.

Hapis cezası sınırı indirildi

Her yaprak için bin lira: Bankaların, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu 475 liralık miktar 1000 liraya çıkarıldı. Buna göre, banka, hamiline, talep ettiği takdirde süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli 1000 lira veya üzerinde ise 1000 lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek. Sınır aşağı çekildi: Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak talebe rağmen, “karşılıksızdır” işlemi yapmayan banka görevlisi için öngörülen 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasının alt sınırı bir aya indirildi. Banka görevlisi cezası: Tasarıda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi için öngörülen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, 3 aydan 2 yıla şeklinde değiştirildi.

www.gazetesok.com
Devamını Okuyun

Karşılıksız çeke önce para cezası sonra hapis

0 yorum


Karşılıksız çek nedeniyle mahkemeye düşenleri mahkemeler borçlarını ödemedikleri için yargılıyor ve de hapis cezası veriyordu.
Bu uygulama uluslararası hukuk ilkeleriyle çelişiyordu. Borcunu ödemeyene hapis cezası bizden başka sadece Fransa’da vardı. O da kaldırıldı. Sadece çok özel kasta bağlı suçlarda hapis söz konusu. Dünyadaki bu gelişmeye benzer şekilde bizde de kanun değişikliği yapıldı ve karşılıksız çekte, borcunu ödemeyenlere (alacak senetlerinde/bonoda olduğu gibi) hapis cezası verilmemeye başladı.
Bu defa bizde yeni bir uygulama ortaya çıktı. Karşılıksız çekten yargılananlara mahkemeler, ödenmeyen miktara göre, “adli” para cezası hükmediyor. Bu “adli” para cezasını ödeyemeyenlere ise, para cezası güne çevrilerek hapis cezası veriliyor.
Uygulamada parası olmayana ve bu nedenle çekini ödeyemeyene devlet para cezası kesiyor. Parası olmadığı için bu cezayı da ödeyemeyenler, ceza miktarı kadar hapis yatıyor. Dikkat buyurulursa, bu cezanın karşılıksız çekin ödenmesiyle hiçbir ilgisi yok. Çünkü para cezasına hükmedilenler bir yerlerden para bularak para cezasını devlete ödeyebilseler de, karşılıksız çekten alacağı olanın eline bir kuruş geçmiyor. Cezayı ödeyemediği için hapis yatan kişiler işlerini ve para kazanma imkânlarını kaybettiğinden, alacaklılar paralarını tahsil ümidini hepten yitiriyor.

Bonoya hapis yok, çeke var
Burada bir açıklama daha yapmak gerek: Borç-alacak ilişkilerinin yasal belgesi borç senedi/bonodur. Dünyanın her yerinde borç-alacak ilişkileri bonoyla yürür. Borç senedini/bonosunu gününde ödemeyen hakkında kanuni takibat yapılır. Bu tür kanuni takibatta icra-iflas vardır ama hiçbir şekilde hapis yoktur. Sadece kötü niyetli uygulamalarda (dolandırıcılık suçlarında) hapis gündeme gelebilir.
Çekin vadelisi olmaz. Çek, ibrazında ödenmesi gereken bir belgedir. Bizde, kanuna karşı bir şekilde gelişen vadeli çek uygulaması piyasadan borç senedini/bonoyu kovdu. İç piyasa vadeli çekle işler hale geldi.
Bugüne kadar vadeli çekte hapis cezasının kaldırılması için ciddi teşebbüsler oldu. Fakat Türkiye’de iki güçlü lobi, hapis cezasının kaldırılmasına yönelik olan, TBMM’deki çalışmaları engelledi, engelliyor.. Bunlar (1) Tefeciler lobisi ile (2) Vadeli çek işlemlerine ağırlık veren bazı bankaların lobisidir.

Cinayete 6, çeke 5 yıl hapis
Bu yazıyı bir genç kızımızın gönderdiği mektupla bitireceğim. Mektup neyin ne olduğunu çok iyi anlatıyor:
“Sayın Hocam, babam 65 yaşında. Otuz yıldır gıda işi yapıyordu. Yanında 10 kişi çalıştırıyordu. Bugüne kadar hiçbir sigorta ve vergi borcu olmadı. Kriz çıkınca babama borçlu olanlar 1 milyon 200 bin TL tutarındaki vadeli çekleri ödeyemedi. Bu durumda babamın da 375 bin TL tutarındaki vadeli çekleri karşılıksız kaldı. Babamı mahkemeye verdiler.
Mahkeme para cezasına hükmetti. Bu para cezasını ödeme imkânımız olmadığı için her günü 100 TL’den sayarak babama 5 yıl hapis cezası verdiler. Babam şimdi hapiste. İşyeri kapandı. Yanında çalışanlar işsiz. Babam hapiste ama biz ne alacaklarımızı alabiliyoruz, ne de borçlarımızı ödeyebiliyoruz. Açık anlatımıyla, babamın hapiste yatmasının borçlulara yararı yok. İşyeri kapanmasaydı, alacaklarını alamasa bile borçlarını zamanla ödeyebilirdi.
Geçen gün gazetelerde okudum. Cinayet, gasp, sahtecilik gibi suçlardan iki defa müebbet hapse mahkûm edilen bir suçlunun müebbet hapis cezası önce 16 yıla indirilmiş. Sonra Rahşan Affı ile 10 yılı düşürülmüş. Suçlu 6 yılda tahliye olmuş.
Hocam, elinizi vicdanınıza koyunuz ve o suçlunun durumu ile babamın durumunu karşılaştırınız.”

Güngör Uras 
Olayların içinden
guras@milliyet.com.tr
Devamını Okuyun

ÇEK 5 yıl hapis yerine para cezası geliyor

1 yorum


Adalet Bakanı Sadullah Ergin, insanların çekten cezaevine girmesini önleyen bir çözüm üzerinde çalıştıklarını açıkladı
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ekonomik kriz nedeniyle ödenmesinde sorun yaşanan çeklerle ilgili Meclis'te bekleyen Çek Yasa Tasarısı'nın bu yıl yasalaştırılacağını açıkladı. Ergin, piyasada dolaşan 200 milyar liralık çek bulunduğunu, alınacak yanlış bir kararın piyasada sıkıntı yarabileceğini belirterek, "Eğer çeke olan güveni azaltırsak insanlar başka bir araca yönelebilir, likidite baskı doğabilir, faizler artabilir. Bu nedenle hem sahte çek vermeyi caydıran hem de insanların cezaevine girmesini önleyen bir çözüm arıyoruz. Çek suçlarına ekonomik ceza verilmesi üstünde çalıyoruz" dedi.

ÇEKTE PARA CEZASI ARTACAK
SABAH'ı ziyaret eden Ergin, tasarı ile ilgili olarak Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile bir çalışma yaptıklarını belirtti. Karşılıksız çek verenler ile çek mağdurlarını rahatlatacak bir yol aradıklarını bildiren Ergin, "Çek suçlarına ekonomik ceza verilmesi üstünde çalıyoruz. Para cezasının artırılmasını düşünüyoruz" dedi.

Tekrarı halinde hapis cezası verilecek
HAPİS CEZASI : Tasarı, karşılıksız çek verenlere uygulanan 5 yıla kadar hapis cezasının kaldırılması ve bunun yerine para cezası uygulanmasını öngörüyor. Bu maddenin geriye yürütülmesi ve karşılıksız çek verenlerin affedilmesini önleyecek bir madde tasarıda yer alıyor. Hapis cezası ise karşılıksız çek verme suçunun tekrarı halinde gündeme geliyor.
İNTERNETTEN TEŞHİR EDİLECEK: Kredi kartı borçluları gibi karşılıksız çek verenler de kara listeye alınacak ve teşhir edilecek.
BANKA 474 LİRA ÖDEYECEK: Çek karşılıksız çıkarsa, çek hesabı açan, veren banka alacaklıya her çek yaprağı için 474 lira ödeyecek.
ÇEKLER İKİYE AYRILIYOR: Çekler, tacir ve tacir olmayan kişilerin çekleri olmak üzere ikiye ayrılacak.
HAMİLİNE ÇEKE SIKI TAKİP: Hamiline çekler için bankada ayrıca bir hesap açılacak. Bunlarda çek defterinde hamiline ifadesi yer alacak.
BİLGİLER 10 YIL SAKLANACAK: Müşteri çek hesabını kapatsa bile bankalar adli ve ticari sicil kayıtlarını en az 10 yıl saklayacak.
BANKALARA YAPTIRIM: Bankalar çekin karşılığını zamanında ödemezse her gün için binde 3 faiz ödeyecek. Çeklerin süresinde ödenmesini sağlayacak bir sistem oluşturulacak ve çekler elektronik ortam üzerinden işleme konulabilecek.

Sabah
Devamını Okuyun

"Çek yasa tasarısı çalışmaları başlayacak"

0 yorum




Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Adalet Komisyonu gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısı'na ilişkin çalışmaları bir an önce başlatacaklarını bildirerek, ''Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur'' dedi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Genel Kurulu'nda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın 1. bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Çek Yasa Tasarısına ilişkin düzenlemenin, TBMM Adalet Komisyonu'nda bulunduğunu anımsatan Ergin, ''çek mağduru'' ifadesinin kullanılmasının doğru olduğunu belirtti. Ergin, çeki keşide etmekten, ödeyememekten dolayı cezaevinde olan, cezaevine girme tehdidi altında bulunanlara işaret ederek, konunun, sadece çekin borçlusu açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Ergin, çekin alacaklısının da bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Çek borçlusu, çek alacaklısı, piyasada dönen çek miktarı, çek aracılığıyla temin edilen likitide ihtiyacını etkileme potansiyelini beraber değerlendirme zaruriyeti var. Meclis tatile girmeden önce yapılan değerlendirme toplantısında, piyasada yaklaşık 200 katrilyonun üzerinde likit, nakit para yerine kullanılan çek miktarı olduğu belirtildi. Bu miktarda çekin yerine ikame edeceğimiz bir alternatif koymadan, çeke mevcut olan güveni sarsacak bir tedbiri almanız, piyasadaki faiz oranını, ekonomik dengeleri etkileyebilecek bir hadisedir. Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Komisyonda bekleyen Çek Yasasına ait çalışmaları bir an önce başlatacağız. Hükümetin diğer bakanlıklarıyla koordine içerisinde, komisyonda diğer partilerden üye arkadaşlarımızla mutabakat noktasında arayışımız devam edecek. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur. Bununla ilgili gayretimiz, çalışmamız var. Siyasi parti temsilcilerimizle bu diyaloğu önümüzdeki haftadan itibaren devam ettireceğiz.''

Cumhuriyet
Devamını Okuyun

Esnafın başı hapis tehdidiyle dertte

0 yorum




Ekonomik krizle birlikte karşılıksız çek adedinde patlama yaşandı. Esnafın başı şimdi hapis tehdidiyle dertte
Ekonomik krizin de etkisi ile şirketler borçlarını çevirmekte zorlanırken karşılıksız çek sayısı da giderek artıyor. Merkez Bankası verilerine göre eylül sonu itibarıyla bu rakam 1.5 milyon adete ulaştı. Bu sayı her geçen gün
artarken karşılıksız çekler, yargının da en büyük meselesi haline gelmiş durumda.Tahminlere göre halen süreci devam eden  yaklaşık 1 milyon çek  davası var. Durum böyle olunca iflas erteleme sürecinde bulunan, ancak
çeklerini ödeyemediği için haklarında hapis cezası davası açılanlar
örgütlenmeye bile gitti.

YARIN TOPLANIYORLAR

Küçük Orta Sanayici ve İşadamları Dayanışma Derneği (KOSİAD) adı altında ağustos ayında bir dernek kuran işadamları yarın Taksim Eresin’de bir araya gelerek ‘karşılıksız çek” konusunu masaya yatıracaklar. Derneğin sözcülüğünü üstlenen ve aynı zamanda avukat olan Rahmi Ofluoğlu, seslerini TBMM’ye duyurmaya çalıştıklarını belirtirken, halen yargıda 1 milyona yakın çek davası olduğunu öne sürdü. Ofluoğlu, yaptıkları araştırmaya göre Yargıtay’da görülmekte olan ve numara almış çek konusu ile ilgili 80 bin dosya olduğunu belirterek, “150 bin dosya da Yargıtay Başsavcılığı’nda bekliyor. Türkiye genelinde bin 149 asliye ceza mahkemesi var. Burada yaptığımız araştırmada gördük ki 400 bin görülmekte olan dosya mevcut. 300 binin üzerinde savcılıklarla kavuşturma aşamasında bekleyenlerin olduğunu da
tespit ettik. Bu sayı doğrusu herkesi korkutuyor” dedi.

SOSYAL PATLAMA OLACAK 

Çok sayıda insanın çek nedeniyle arandığını ve kaçak durumda olduğunu söyleyen Ofluoğlu, ekonomik krize işaret ederek, “Korkarım iki yıl sonra dışarıda adam kalmayacak. Bir sosyal patlama olacak” diye konuştu.

YENİ YASA, ESKİSİNE GÖRE DAHA AĞIR

Bu arada 3167 sayıyı Çek Kanunu’nun yeni çıkan Türk Ticaret Kanunu’na
aykırı olduğunu da savunan Ofluoğlu, halen Meclis’te bekleyen yeni çek
yasasının çok daha ağır şartlar içerdiğini belirterek, “Deniliyor ki 3167
sayılı yasa caydırıcı olmadığı için karşılıksız çek sayısı arttı. Ancak
insanlar cezalar hafif ya da ağır diye değil ticari itibarları için çeklerini
ödüyorlar. Bugün sayıdaki artışta krizin de etkisi var. Yeni yasal düzenleme
hapis cezasını daha da ağırlaştırıyor. Karşılıksız çekle ilgili 800 gün olan para
cezası 1500 güne kadar çıkarılıyor” dedi.

Çok sayıda kişi de arananlar listesinde

Ticaret Avukatı Ali Saydı da mahkemelerin çek davaları nedeniyle iş yükünün her geçen gün arttığını belirterek, “1 milyonlu rakamlar asla abartılı değil. Yargıtay’dan aldığımız dava dosya numaraları bunun işareti. Üstelik bir de arananlar var. Çok sayıda kişi karşılıksız çek nedeniyle aranıyor, yakalandığı anda hapse girecek” dedi. Avukat Saydı, halen TBMM’de bekleyen yeni yasa taslağının da mevcut sorunu çözmekten uzak olduğunu dile getirerek, “Daha adil, soruna çözüm getiren bir düzenleme getirilmeli” diye konuştu.






3167 SAYILI YASA NE DİYOR?

Madde 16 - Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri,  kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ek 2’nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturur.

GAZETE HABERTÜRK - HACER GEMİCİ
Devamını Okuyun