Çek Mağduru Blog
Babacan da ‘Çeke hapis olmaz’ dedi0 yorumBabacan da ‘Çeke hapis olmaz’ dedi Ali Babacan, ceza erteleme teklifine destek verdi Ali Babacan, “Çeki ödemedin diye hapis olmaz” dedi, çek yasasında alacaklının rızası koşuluyla ceza erteleme teklifine destek verdi. Halen hapiste olan 2 bin 116 çek mağduru alacaklısı rıza gösterirse hapisten çıkabilecek. Çek mağdurları sesini eylemlerle duyuruyor Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, hükümetin 2010 başında yasalaştırmayı planladığı Çek Kanunu’yla ilgili son noktayı koydu. Babacan’ın başkanlığında yürütülen bir dizi toplantının sonunda tasarıda çek mağdurlarını kurtarmaya dönük bir düzenleme de yer aldı. Buna göre, halen cezaevinde bulunan 2 bin 116 çek mağduru hapisten çıkabilmek için “alacaklısının gönlünü almak” zorunda. Ödemezse hapse dönecek Babacan’ın çek tasarısıyla ilgili çalışmada “Çek ödemedin diye hapis olmaz” yönünde tavır koyduğu, bunun üzerine yasada “karşılıksız çekten zarar gören alacaklının rızası koşuluyla ceza erteleme” düzenlemesinin gündeme geldiği öğrenildi. Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle halen hapis cezası çekmekte olan 2 bin 116 kişi ve her an bu nedenle cezaevi korkusu yaşayan binlerce esnaf için müjde olacak düzenleme “hakları haleldar olanların haklarının tazmin edilmesi” koşuluna bağlanıyor. Taraflar, çekten kaynaklı borcun ödenmesi konusunda bir anlaşmaya varamazlarsa devlet müdahele ederek borcun ödenmesi için belli bir süre tanıyacak. Bu sürenin 16-18 ay olması düşünülüyor. Borçlu, alacaklıyla yaptığı anlaşmaya sadık kalmazsa, ertelenen soruşturma ve ceza kaldığı yerden devam edecek. Borcunu ödemeyen çek keşidecisi yeniden hapse girecek. Bu nedenle düzenleme, “af” kapsamında sayılmıyor. Diğer taraftan tasarının hemen Meclis’e sevk edilmesi ve öncelikli tasarı olarak görüşülmesi benimsendi. Tasarının Meclis’e sevkedildiği tarihten önce savcılığa intikal etmiş dosyaların yeni düzenlemeden yararlanması üzerinde durulurken, bu tarihin “1 Aralık 2009’dan önce...” şeklinde belirlenebileceği belirtildi. Bu tarihin suistimallare engellemek için düşünüldüğü öğrenildi. Dipnot Ekim itibariyle ödenmeyen ve dava konusu yapılan çek sayısı 240 bin. Halen karşılıksız çekten 2 bin 116 kişi hapiste. Bu sayının yüzbinleri bulacabileceği belirtiliyor. Vatan Erteleme çözüm değildir!0 yorumErteleme çözüm değildir! Karşılıksız çek cezalarını “erteleme” yahut “şartlı salıverme”, mevcut problemi “halı altına süpürmek”ten ibarettir. Açık bir hukuka aykırılık mevcutken, bunu görmezden gelip, sadece haklı tepkileri susturmak üzere düşünülmüş geçici ve hukuka aykırı bir çözümdür. Hukuki bir problem, ekonomik gerekçelerle çözümsüz bırakılamaz! Çeke güvenin sağlanmasının bedeli, insanların hürriyetinin bağlanması olamaz! Bir veya iki yıl içinde hapse sebep olan borcun ödenmesi karşılığında sağlanacak olan şartlı salıverme, zaten zor durumda olan, işi, düzeni, şahsi/ailevi hayatı hasar görmüş, bunun üstüne de hürriyeti elinden alınmış ve hürriyeti karşılığında neredeyse önüne uzatılan her maddeye imza atacak hale gelmiş borçluyu, alacaklı karşısında mevcut durumundan daha mağdur bir duruma sürüklemekten başka bir işe yaramayacaktır. Bu durumdaki borçlunun, alacaklının dikte ettireceği şartları kabullenmekten başka bir şansı yahut pazarlık gücü var mıdır? Karşılıksız çeke hapis cezasının devamını isteyenler kimlerdir? Sözü dolaştırmadan ve adını koyarak teşhir ediyoruz: İlk grup, rasyonel projelerin ve ekonomik performansın kredilendirilmesini beceremeyen , bu konuda yeterli bilgi birikimine sahip olmayan ve proje değerlendirmesi yapma zahmetine katlanmayan “BANKALAR”dır. Proje ve performans değerlendirmesi yapmaktan aciz bankalar, yıllardır sadece gayrimenkulleri kredilendirmekte, ticari kredi verdikleri müşterilerden (yasal olmamasına rağmen) ek teminat olarak vadeli çek almaktadırlar. Arkasında hapis cezası olan bir ticari enstrumandan daha güçlü teminat olabilir mi? “Çek”in ihdas edilme amacına aykırı olan “vadeli çek” uygulamasını destekleyen sadece bankalar değildir. Diğer grup, hayat damarları “vadeli çek”ten ibaret ve varoluş gerekçeleri karşılıksız çeke hapis cezası uygulaması olan “FACTORING ŞİRKETLERİ”dir. Kanunla tayin edilmiş prosedürlere aykırı olarak, faturalı alacakların temlik edilmesi karşılığında finansman ve tahsilat hizmeti sunmak yerine, vadeli çek karşılığında “tefecilik” yapan factoring şirketleri, karşılıksız çeke hapis cezası kalktığında ya gerçek fonksiyonlarını icra edecek yahut finans piyasasından silineceklerdir. Kolay yoldan para kazanmaya alışmış ve sistemini “sömürü” esasına göre kurmuş olanların gerçek fonksiyonlarını icra etmeye asla niyetli olmadıklarını tahmin etmek zor olmasa gerek! O halde ne yapıp edip, varlık sebepleri olan karşılıksız çeke hapis cezasının devam etmesini sağlamaları gerekiyor. Biz, yasama organına “yüce” sıfatını layık gören bir milletin fertleri olarak, o “YÜCE MECLİS”in herhangi bir üyesinin bu haksız ve hakkaniyetsiz talepleri dikkate aldığına inanmak istemiyoruz. İleri sürülen “ekonomik gerekçe” yanlıştır! Şayet iç hukuku ve uluslararası sözleşmeleri bir tarafa bırakıp “ekonomik gerekçe” konuşulacaksa, gelin meselenin can damarını sorgulayalım: Türkiye, küçük ve orta ölçekli işletmeler için finansmanın oldukça kıt olduğu bir ülkedir. Şahsi kabiliyetleri ve girişimciliği en büyük sermayesi olan “esnaf” ve “KOBİ” statüsündeki işletme sahiplerine, kabiliyetlerini ve girişimci performanslarını kredilendirebilecek bir finansal/ekonomik yapı kurmak yerine, karşılıksız çıkan çeki sebebiyle hapishanenin yolunu göstermek, ekonominin gerçek mimarlarını aslanların önüne atmak değil midir? Yıllardır karşılıksız çek sebebiyle hapis yatan, kaçak dolaşanlar, çoğu “üretici” statüsünde, esnaf ve KOBİ ölçeğindeki işletme sahipleridir. Şimdi, akıl ve vicdan sahibi herkesi yeniden bir muhasebe yapmaya davet ediyoruz. “Çeke olan güven azalırsa piyasalar bundan etkilenir” tezini savunanlara soruyoruz: “Piyasalar”dan kasıt sadece bankalar ve factoring firmaları mıdır? Şayet değilse -ki değil- piyasanın gerçek aktörlerine, esnafa, KOBİ sahiplerine, daha büyük ölçekte iş yapanlara sorulsun : ”Karşılıksız çeke hapis cezası olsun mu olmasın mı?” Mesele bu kadar basittir.. Bağımsız araştırma şirketleri böyle bir anketi başarıyla uygulayabilirler. Bakalım etkileneceği varsayılan piyasanın aktörleri ne diyecekler. Öyle ya, şayet çek mal ve hizmet piyasasında elden ele dolaşıyor ve ödeme aracı olarak fonksiyon icra ediyorsa hem müşterisinden çek alan hem de tedarikçisine çek veren, kısacası çekin gerçek taraflarına soralım bu soruyu! Sakın birileri bütün aktörlerin yerine yanlış varsayımlarda bulunuyor olmasın? Çeke güvenin yolu sadece arkasındaki hapis tehdidi ise, cezayı müebbete çıkardığınızda , çeki “hazine bonosu” statüsüne mi kavuşturmuş olacaksınız? Sonuç olarak, şayet üstün olan hukuksa, hukukun gereği yerine getirilmeli ve karşılıksız çek hapsi, ceza hukukumuzdan tamamen silinmelidir. Hukuk bir kenarda dursun, ekonominin gereklerine bakalım deniyorsa, “çek”in bütün muhataplarının fikri alınmalı, yanlış varsayımlardan vazgeçilmelidir. ANKARA HUKUKLU
Çek Yasa Tasarısı,Tasarının 10 Ocak ile Yılbaşı arasında...0 yorumÇekleri karşılıksız çıktığı için cezaevinde bulunan 2 bin mağdura umut ışığı yandı. Mağdurlara, borçlarını ödemek için 1,5 ya da 2 yıl ek süre verilecek ve ödemeleri durumunda cezaları şartlı olarak affedilecek. Ödememeleri durumunda ise tekrar cezaevine girecek. Çekleri karşılıksız çıktığı için 8 bin kişinin cezaevine girme ihtimali bulunduğu belirtiliyor. Başbakan Erdoğan, MYK toplantısında çek mağdurlarını gündeme getirdi. Erdoğan, gerekli düzenlemelerin bir an önce düzeltilmesini istedi. TARİH BELİRLENECEK Çek Yasa Tasarısı şu anda TBMM Adalet Komisyonu'nda bulunuyor. Bu konudaki tarih belirlendikten sonra bu konuyla ilgili bir önergeyle bu tasarıya ekleme yapılacak. Tasarı Kurban Bayramı'ndan hemen sonra Meclis gündemine getirilecek. Tasarının 10 Ocak ile Yılbaşı arasında yasalaşması bekleniyor. NOT:SAYIN BEHÇET GÜNGÖR İLE YAPILAN TELEFON GÖRÜŞMESİNDE TARİHLERİ 10 ARALIK 2009 İLA 31 ARALIK 2009 OLARAK DÜZELTMİŞTİR http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/Default.aspx?t=25.11.2009&i=225239 Cezaevleri doldu, taştı0 yorumCezaevleri doldu, Bakanlık yeni cezaevi arayışına girdi. Cezaevlerinin kapasitesini arttırmak için iki formül üzerinde çalışılıyor. Cezaevleri doldu, taştı. Adalet Bakanlığı cezaevlerindeki kapasiteyi arttırmak için mevcut cezaevlerine ek bina yapacak, boş kamu binaları açık ceza evine dönüştürülecek. Bu sayede 40 bin kadar yeni kapasite yaratılması hedefleniyor. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Türkiye'deki toplam 367 ceza infaz kurumunda, 28 Eylül 2009 itibariyle toplam 114 bin 647 tutuklu ve hükümlü olduğunu açıkladı. Ergin cezaevlerinin toplam kapasitesinin ise 104 bin 690 olduğunu kaydederken halen 236 cezaevinde kapasitenin üzerinde tutuklu ve hükümlü barındırıldığını söyledi. 40 BİN YENİ KAPASİTE Ergin, artan mevcudun karşılanması amacıyla hazırlanan ve 2009- 2014 yıllarını kapsayan yatırım planlaması uyarınca 2014 yılı sonunda cezaevlerinin 142 bin 99 kişilik kapasiteye ulaşmasının hedeflendiğini kaydetti. ATIL BİNALAR CEZAEVİ OLACAK Ergin cezaevlerindeki doluluk sorununun aşılması için kısa vadede atıl vaziyetteki kamuya ait taşınmazların açık ceza infaz kurumuna dönüştürülmesi, mevcut kapalı ceza infaz kurumlarının emniyet sahalarına da ek bina yapılması çalışmalarına başlandığını bildirdi. Ergin, son yıllarda adalet sisteminde reform niteliğinde köklü değişiklikler yapıldığını, insan hak ve hürriyetlerine uygun, çağdaş ve modern düzenlemeler getirildiğini de belirterek, "Çalışmalar sonucunda Türk infaz kurumları, yönetim, eğitim, fiziksel yapı ve işleyiş olarak dünyanın pek çok ülkesinden ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerin pek çoğunun infaz sistemlerinden daha iyi duruma getirilmiştir" dedi. Muharrem Sarıkaya'nın haziran ayındanki haberi ( hatırlatma)0 yorum1500 karşılıksız çek mahkumuna af "ÇEK yasası" olarak bilinse de asıl adı "Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun..."Uzun süredir de yasama, yargı ve yürütmenin başını ağrıtıyor. Nedeni de 4 yıl önce yenilenen Türk Ceza Kanunu (TCK)... Çünkü TCK'nın 5'inci maddesine, "Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında uygulanır" hükmü konuldu. Hukuk dilindeki anlamı açıktı. Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar, TCK'ya uyumlu hale getirilecek. Çek Kanunu'nun TCK'ya uyumu bir türlü yapılamadı, 1 Ocak 2009'da süre doldu. Çek Kanunu'ndaki cezaların karşılığı kalmadı, toplu af gibi bir durum ortaya çıktı. TOPLU AF GİBİ Sakarya, Bilecik, Şişli'nin de arasında bulunduğu bazı mahkemeler, ceza ortadan kalktığı için karşılıksız çekten hapis yatanları tahliyeye başladı. Hükümet önüne geçilmesi için yargıdan destek istedi. Bazı mahkemeler tahliyeye uymadı ve Yargıtay'dan görüş bekledi. Yargıtay da mahkemelere yazı göndererek, tahliyeleri durdurmalarını istedi. Bunlar olurken de hükümet Çek Yasası'nı hazırlayıp Meclis'e yolladı. Bugüne kadar yasa ile ilgili olarak çok şey yazılıp çizildi. Adli para cezasını idari para cezasına çeviren bir düzenleme getirilmesi önerildi. Yasa tasarısının daha "Genel Gerekçe" kısmında adından söz edilen "Vadeli çek" ifadesinin de iktisat dilinde ne kadar yanlış olduğu, vadenin ancak senet veya bonoda olabileceği anımsatıldı. YARGITAY: ADLİ DEĞİL, İDARİ CEZA Nitekim bu eleştirilerin hemen hepsi Yargıtay'ın yasa üzerindeki görüşüne de yansıdı. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker imzasıyla hafta sonu Adalet Komisyonu Başkanlığı'na gönderilen yazıda eleştirilere hak veren ifadeler yer aldı. Çekin vadeli olarak düzenlenemeyeceği belirtilirken, Yargıtay bir noktanın daha altını çizdi: "Karşılıksız çek suçları, gerçek ve tüzel kişilerin ticari ilişkilerinden kaynaklanan ve edimin yerine getirilmesine yönelik yaptırımları içermektedir. Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikâyet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir." Başkan Gerçeker bu tespiti yaptıktan sonra önerilerini şöyle duyurdu: "Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk; suç olmaktan çıkarılarak, idari para cezasına ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir." 1900 MAHKUMDAN 1500'Ü ÇIKACAK Oysa mevcut yasa tasarısı, karşılıksız çek veren kişi hakkında, her bir çekle ilgili olarak 1500 güne kadar "adli para cezası" da öngörüyor. Ancak karşılıksız çek bedelini ibraz tarihinden itibaren işleyecek faizle birlikte ödeyen kişi hakkında da soruşturma veya cezai işleme gerek kalmıyor. Yargıtay'ın adli para cezasını, idari para cezasına çevrilmesini talep ettiği yasa tasarısı Adalet Alt Komisyonu'nda dün masaya yatırıldı. Çalışma arasında Başkanvekili Hakkı Köylü ile sohbet ettik. Köylü, düzenleme ile hem mahkemelerin, hem de dolandırıcı olmadığı halde ekonomik nedenlerle hapiste yatan kişilerin rahatlayacağını belirterek şu bilgiyi aktardı: "Konunun uzmanlarına göre şu an 1900 civarında kişi karşılıksız çek nedeniyle hapis yatıyor. Yetkililerin bize bildirdiğine göre tasarı yasalaştığı anda bunun 1500'ü hapisten kurtulup, özgür kalacak." 70 BİN DAVADAN 50 BİNİ DÜŞECEK Hakkı Köylü, mahkemelerdeki devam eden iş yükünün de düşeceğini anımsattı. Yine yapılan hesaplamalara göre karşılıksız çek dolayısıyla mahkemelerde görüşülmekte olan dava sayısı 70 bin civarında. Tasarı yasalaştığı anda 50 binden fazla davanın da düşmesi bekleniyor. Komisyon Başkanvekili'nin Yargıtay'ın da önerisi kapsamında bu aşamada verdiği bir örnek dikkat çekiciydi: "Şirketin borcuna karşılık, şirket çekinin altını imzalayan çalışan hapis yatıyor; borcun sahibi patron dışarıda keyif sürüyor. Veya çalışsa borcunu ödeyecek ama hapisten çıkamıyor. Bunların önüne geçilecek." Yasa bazı olumsuzlukları gidermesi açısından olumlu. Ancak, bünyesinde "vadeli çek" ibaresi kaldıkça sorunu daha da büyütür. Zaten sayısı milyonlarla ölçülen karşılıksız senetlerin yerine tüm iktisat kuramlarını altüst ederek "vadeli çek" adı altında çekler kullanılıyor. Peki senet gibi kullanılan bu çek sistemi çöktüğünde yerine ne konulacak? Yarın bankacılık sisteminde yaratacağı erozyon nasıl giderilecek? Muharrem Sarıkaya 10.06.2009 06:46:52 Hükümetin, Çek Yasa Tasarısı üzerindeki çalışması1 yorum![]() Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu’nun gündemindeki Çek Yasa Tasarısı için Adalet Bakanlığı’nda yeni çalışma başlatıldı. Bakanlık, anlaşma ve taksit olmak üzere iki seçenek geliştirdi. Öncelikle karşılıksız çek verip hapse düşen alacaklının anlaşması istenecek. Alacak ödeme planına bağlanırsa suçlu hapisten çıkacak. Borcunu 1 yılda ödemek üzere takside bağlayan da tahliye edilecek. Hükümetin, Çek Yasa Tasarısı üzerindeki çalışması ile cezaevindeki 2 bin dolayındaki mahkuma tahliye yolu açılacak. Çek suçundan mahkum olan kişi, borcunu 1 yıl içinde ödemek üzere takside bağladığı halde taksitleri aksatırsa veya ödemeyi tamamlamazsa, yeniden cezaevine girecek. Bu formülleri, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da inceleyecek. Hükümetin hazırladığı metin daha sonra Adalet Komisyonu’ndaki tasarıya eklenecek. Yasanın yeni yılda çıkabileceği ifade ediliyor. Tasarının, bütçe görüşmelerinin ardından gündeme gelmesi bekleniyor. Çek suçları nedeniyle yerel mahkemelerde 400 bin dolayında kişi hakkında, 1 milyona yakın dosya bulunuyor. Yargıtay’da ise 45 bini dairelerde, 70 bini Yargıtay Savcılığı’nda olmak üzere 115 bin dosya görüşülmeyi bekliyor. Hapis tümüyle kalkmıyor Son aşamaya gelen düzenlemede hapis cezasının tamamen kalkması söz konusu değil. “Hapis cezası kalkarsa çeke güven azalır” diyen hükümet yetkilileri, ekonominin zarar görmemesi amacı ile hapis cezasının muhafaza edileceğini belirtti. Yani karşılıksız çek kesene hapis yolu yine görünecek. Ak Parti’nin üzerinde çalıştığı formül, çek nedeniyle hapiste yatan herkese tahliye yolunu açarken, düzenlemede ilk formül, borçlu ve alacaklıların anlaşması. Hazırlanan yasa taslağına göre, borçlu ile alacaklının vekilleri aracılığı ile veya doğrudan irtibat kurmaları sağlanacak. Anlaşarak belli bir ödeme planı oluşturulacak ve borçlu taraf hapisten çıkacak. Diğer seçenek, anlaşma olmaması halinde devreye girecek. Buna göre, borçlu hapisten çıkacak ama ödeme yapması için 1 yıl süre tanınacak. Bu sürede, borçların ödenip ödenmediği takip edilecek. Her iki durumda da ödeme gerçekleşmezse borçlu yeniden hapse atılacak. Karşılıksız çek nedeniyle 2009 yılının ilk 7 ayında açılan dava sayısı 159 bini aşmıştı. Çek mağdurlarına af yerine şartlı tahliye0 yorum
Hükümet büyük beklenti içerisine giren çek mağdurları için denge formülünü buldu. Karşılıksız çekten hapis yatanlara af yerine taraflar arasında imzalanacak "sulh" doğrultusunda şartlı tahliye getiriliyor.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasında yaşanan görüş ayrılığı ara formül ile çözüldü. Karşılıksız çekte tek tarafın memnun etme yerine her iki taraf için tasarıya eklenecek geçici maddeyle sorun çözülebilecek.
Çekte vekil kalkıyor Yılbaşından önce Adalet Komisyonu'nda yeniden ele alınacak tasarı şu yenilikleri öngörüyor: Çek hesabı sahibi gerçek kişinin, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını "vekil" olarak tayin etmesini önleyen düzenleme yaptı. Buna göre, çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını "temsilci" veya "vekil" olarak tayin edemeyecek. Patronun ya da şirket çeklerine imza atmak zorunda kalan ve hapis cezası alan Çaycı kapıcılar çıkacak yasayla serbest kalacaklar. Bankalar sorumlu olacak Bankaların, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu 475 liralık miktar ise 1000 liraya çıkarıldı. Buna göre, banka, hamiline, talep ettiği takdirde süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli 1000 lira veya üzerinde ise 1000 lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek. Düzenlemeyle; bankacılar için öngörülen cezalarda da indirime gitti. Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak talebe rağmen, "karşılıksızdır" işlemi yapmayan banka görevlisi için öngörülen 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasının alt sınırı 1 ay olarak belirlendi. Hapis cezaları Karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen hamile ödemede bulunmayan banka görevlisi için uygulanacak 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasının da alt sınırı 1 aya çekildi. Tasarıda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi için öngörülen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, 3 aydan 2 yıl olarak düşünülüyor. Kanunun yayımı tarihine kadar karşılıksız çek keşidesi suçundan dolayı açılmış davalar, Asliye Ceza Mahkemelerinde görülerek sonuçlandırılacak. Yargıtay, lehe olan hükümler yönünden incelemeyi kendisi yapacak. Dosyaları yerel mahkemelere göndermeyecek. Doğrudan af yok Hükümet büyük beklenti içerisine giren çek mağdurları için denge formülünü buldu. Karşılıksız çekten hapis yatanlara af yerine taraflar arasında imzalanacak "sulh" doğrultusunda şartlı tahliye getiriliyor. TBMM Adalet Komisyonu'nda bekleyen tasarıya düşünülen formül geçici madde olarak eklenecek. Düzenlemeyle taraflar arasında kredi kartı borcu gibi "borç yapılandırılması" getirilecek. Şartlı tahliye olan borçlu, borcunu bir yıl içerisinde ödemezse, eski suçuna yeni da işlenerek hapis cezasıyla cezalandırılacak. Cumhuriyet SAYIN ARKADAŞLAR BU HABERLERDEN SONRA.....0 yorum![]() Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek Bakanlar Kurulu'nun ardından açıkladı Bakanlar Kurulu toplantısında, Çek Kanunu'nun da ele alındığını ifade eden Çiçek, bir kaç yönü olan bu konunun, ''yasal olarak düzenlenmesi en zor konuların başında geldiğini'' ifade etti. Çek nedeniyle alacağı bulunanların, çek vermiş ama çeşitli nedenlerden ödeyememiş olanların, çek ödemesini yapmayanların, bankaların konuya taraf olduğunu dile getiren Çiçek, ödenmeyenler çek konusunda herkesin aynı kefeye konmaması gerektiğine işaret etti. SAYIN ARKADAŞLAR BU HABERLERDEN SONRA ANKARAYA GİTMEK LAZIM GELMİŞTİR. ANKARAYA GİTMEMİZ LAZIM.SON ŞANS DEDİK SON ŞANS DEDİK.SONU GETİRDİK. BU HAFTADAN SONRA BAYRAM TATİLİ DOLAYISIYLA MECLİS ÇALIŞMAYACAK!!! BU HAFTA HERŞEY BİTEBİLİR. İŞİMİZİN BAŞINDA OLMAMIZ GEREKLİ. ANKARAYA GİDELİM GİDELİM DİYE BASKI YAPTINIZ. BUYRUN HADİ GİDELİM.NE KADAR İŞİNİZE SAHİP ÇIKTIĞINIZI GÖSTERİN. BU FIRSATI KAÇIRMAYALIM ARKADAŞLAR. 18/11/2009 ÇARŞAMBA SAAT: 09 00 MECLİS BİNASI ÖNÜ / DİKMEN KAPISI JENARDİ İLETİŞİM:0537 979 09 28
Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek Bakanlar Kurulu'nun ardından açıkladı0 yorum
-ÇEK KANUNU-
Bakanlar Kurulu toplantısında, Çek Kanunu'nun da ele alındığını ifade eden Çiçek, bir kaç yönü olan bu konunun, ''yasal olarak düzenlenmesi en zor konuların başında geldiğini'' ifade etti. Çek nedeniyle alacağı bulunanların, çek vermiş ama çeşitli nedenlerden ödeyememiş olanların, çek ödemesini yapmayanların, bankaların konuya taraf olduğunu dile getiren Çiçek, ödenmeyenler çek konusunda herkesin aynı kefeye konmaması gerektiğine işaret etti. Toplumsal talep haline geldiği için konu üzerinde yeniden durulması gereğinin ortaya çıktığını kaydeden Çiçek, konuyla ilgili TBMM Adalet Komisyonu'nda yapılan çalışmaların belli bir noktaya geldiğini ancak son şeklinin verilemediğini kaydetti. Çiçek, şöyle konuştu: ''Herkes kendi yönünden olaya bakıyor. Çek konusu bir güven konusudur. Piyasada güven ve istikrar büyük ölçüde çekler yoluyla sağlanıyor. Eğer çekin güvenilirliği ortadan kalkarsa bu da ekonomik faaliyet bakımından beraberinde çok ciddi sıkıntılar, sorunlar getirecektir. Piyasanın durması gibi sıkıntıları getirecektir. Özellikle içinden geçtiğimiz ekonomik sıkıntılar da hesaba kattığımızda... Bütün bunları hesaba katarak son bir değerlendirme daha yapacağız. Sayın Babacan ilgili arkadaşlarımızla bu konuyu konuşacak, taraflarla konuşacak. Muhtemelen bir hafta içerisinde bunu da netleştirmiş olacağız.'' Ödenmemiş çekler ve yavru deve0 yorum![]() Ödenmemiş çekler ve yavru deve İlk yazıyı yazarken öngördüğümüz gibi, ödenmemiş çeklerle ilgili yapılması beklenen yasal düzenleme konusu daha çok su kaldıracaktır. Cuma günü yayımlanan yazımızın ardından birçok olumlu ve olumsuz tepki aldık. (Gelen tepkilerin bir kısmı Referans'ın web sitesinde görülebilir.) Doğal olarak asıl tepki, karşılıksız çekleri nedeniyle hapse girme tehlikesi ile karşı karşıya olanlardan geldi. Ben bu grubu, kötü bir niyetle değil ama biraz da İngilizce tanımlamasından (interest group) etkilenerek, "çıkar grubu" diye adlandırmıştım. Ne yazık ki Türkçemizde "çıkar ya da lobi grubu" genelde olumsuz anlamda kullanılıyor. Yoksa insanların kendi konularını izlemek ve seslerini duyurmak için birliktelikler oluşturmaları kadar doğal ve demokratik bir tavır olabilir mi? Ödenmeyen çekleri nedeniyle hapis cezası ile karşı karşıya olanların görüşlerini en güzel uzun yıllardır tanıdığım bir büyüğüm özetlemiş: "... 'Çekini ödemeyen hapse girmeli mi' başlıklı yazınızı okudum. Bu yazıda aşağıdaki hususların yer almamasını eksiklik olarak görüyorum: - 3167 sayılı Çek Kanunu 31.12.2008 tarihine kadar Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri ile uyumlu hale getirilmesi gerekirken bu yapılmamıştır. Bu nedenle söz konusu kanunun yok sayılması gerektiğini belirten hukukçular vardır. Bu belirsizlik nedeniyle asliye ceza mahkemeleri iki ayrı şekilde uygulama yapmaktadır. Bazı mahkemeler beraat kararı verirken bazıları ceza vermektedir. - Çek Kanunu'ndaki adli para cezası ödenmediği takdirde hapis cezasına çevrilmektedir. Bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 'Hiç kimse yalnızca bir sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemiş olmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamaz' hükmüyle çeliştiği belirtilmektedir. - Borç senetleri ile çekler arasındaki müeyyidelerin farklı olmasının bankaları koruma dışında bir nedeni olmadığı kanaatindeyim. - Bir işletme iflas ederse o işletme ile ilgili her türlü işlem için ilgili iflas masası yetkili kılınmaktadır. Ama iflas etmiş bir işletmede ödenememiş bir çek varsa, çekte imzası olan kişi işletmenin bu borcunu ya şahsen ödeyecek ya da hapis cezası alacaktır. Tüm diğer borçlar için ise iflas masasında eğer bir şey kaldıysa olabildiği kadar bir ödeme yapılacaktır. Bu durum adil midir? Belki de 'Türkiye'de adil olan ne var zaten?' diyeceksiniz. Haklısınız…" Yukarıda sayılan görüşlere ve saptamalara zaten itiraz edilmiyor. Ama bazı karşı savlar var. Örneğin "Sözleşmeden doğan yükümlülük yerine getirilmezse hapis cezası olmaz" savına karşın, "Peki vadeli çek olur mu?" savı hemen öne sürülüyor. Ya da borç senedi ile çek arasındaki müeyyide farkının sadece bankaları korumayı amaçlamadığı ama ticaret hayatına da bir likidite sağladığını kabul etmemiz gerekmez mi? Türkiye'deki "dejenere edilmiş (vadeli) çek sisteminin" ekonomiye çok ciddi bir akışkanlık ve likidite sağladığını kim yadsıyabilir? Banka kredisi faizleri (özellikle ekonomik anlamda bir parça zorda ve özkaynak sıkıntısı olan "riskli" firmalar için), gök kubbeyi aşmışken nasıl olacak da işletmeler vade ile hammadde alıp yaşamlarını sürdürecekler? Sonuçta vadeli çek, arkasında hapis cezası tehdidi olduğu için, "teminatsız/imza karşılığı alınan kredi" anlamına gelmektedir. Teminat tehdidin kendisidir. Bugün bir bankadan teminat olmadan (örneğin gayrimenkul ipoteği ya da diğer bir ipotek olmadan) kredi alınamamaktadır. Çek ile vadeli kredi almanın teminatı da hapis cezası tehdididir. Hoşlanalım ya da hoşlanmayalım, durum budur. Zaten böyle olmasa, kimse özsermayesi yeterli olmayan işletmelere ya da işadamlarına çek ile vadeli mal vermez. Dilersek bu duruma yasal bir düzenleme ile son veririz. Ama bunu yaparsak zaten sermayesi çok kıt olan Türk sanayi ve ticaret hayatına ciddi bir tıkanıklık getireceğimizi de hiç unutmayalım. Son söz: (Son söz etmeyi hiç sevmem ama bugün ödemedikleri çek nedeni ile hapsi tehlikesi yaşayanların asıl dertleri, aldıkları çeşitli borç ve kredilerin aşırı artan faizleridir. O nedenle yazıyorum) Faiz yavru deve gibidir, hiçbir zaman girdiği kapıdan çıkmaz. Mutlaka bir duvar yıkarak çıkar. Ertuğ Yaşar Referans Gazetesi Hapiste yatan çek mağduruna müjde0 yorum
Hapiste yatan çek mağduruna müjde
Hürriyet Ekonomi Müdürü Vahap Munyar köşesine taşıyana dek, doğrusu olayın vahametinin farkında değildik.. Malum, "kriz memleketimizi teğet geçti" ya, karşılıksız çek, protestolu senet, batık kredi tutarlarında "nedense" akıl almaz bir artış yaşanıyor. Tekirdağ'ın Hayrabolu ilçesi cezaevinde yatan 55 mahkumdan 45'i "çek mahkumu" olarak yatıyor.. Bu insanlar çalışamadıkları için, borçlarını ödemeleri hiç mümkün değil. Peki, bu işin bir orta noktası yok mu? Yani, hem karşılıksız çek konusunda suistimali önleyici bir düzenleme, hem de zorunlu sebeplerle çeki karşılıksız çıkmış bir esnafın bu durumu düzelemez mi? Evet, bu işin bir orta yolu olmalı.. Hükümet bu yolda önemli bir adım atmış durumda. Çünkü çek mahkumlarını hapisten kurtaracak düzenlemede sona yaklaşılıyor. Buna göre, karşılıksız çekte hapis cezasının tamamen kalkması söz konusu olmayacak. Hükümet yetkilileri, "Hapis cezası kalkarsa çeke güven azalır" görüşünü savunurken ekonominin zarar görmemesi amacı ile hapis cezasının korunacağı belirtiliyor. Yani karşılıksız çek kesene hapis yolu yine görünecek. Ama yeni düzenleme ile ödenmeyen çekler nedeniyle hapiste yatanların borçlu oldukları kişilerle anlaşmaya varması durumunda hapis cezaları kaldırılacak. Hazırlanan yasa taslağına göre, borçlu ile alacaklının vekilleri aracılığı ile veya doğrudan irtibat kurmaları sağlanacak. Karşılıklı olarak belirlenecek takvim dahilinde ödeme resmi olarak taahhüt altına alınacak. Ama ödemelerde sorun çıkarsa borçluya yeniden cezaevi yolu görünecek. Şimdi bunu okuyan kimi okurlarınızın "Amaaaan, şimdi herkes bir şekilde kağıt üzerinde de olsa anlaşma yolunu seçer. Alacaklı da bu işten kârlı çıkmak için buna rıza gösterir" diyebilir. Olsun. Krizin bin bir emekle kurulan şirketleri kelepir fiyatına satılığa çıkardığını hatırlarsak, gerçekten borcunu kriz nedeniyle ödeyemeyen işadamlarına bir kolaylık sağlanması önemli bir gelişme.. Zira rakamlara bakar mısınız? Merkez Bankası verilerine göre Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının on ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33.9 artarak 1 milyon 662 bin 781'e çıkmış. Buna göre karşılıksız çek sayısı 2008 yılının on ayında 1 milyon 241 bin 317 adet idi. Aynı dönemde, mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre ise, Merkez Bankası'nca duyurulan, yasaklanan çek sayısı da yaklaşık yüzde 4.7 artarak 64 bin 315'ten 67 bin 319'a yükseldi. Bu soruna çözüm getirmek için, insanları hapse tıkmak bir işe yaramaz.. Yaramıyor da zaten.. Ancak hazır bu yasal düzenleme yapılırken, çekin vadeli bir ödeme aracı olmadığını bilerek çalışılmalı.. Halkımızın hem kredi kartı, hem de çek konusunda ipin ucunu kaçırdığı su götürmez bir gerçek. Hazır el değmişken bu konuya da ağırlık verilmeli.. 14 Kasım 2009, Serkan AKSÜYEK Çekini ödemeyene hapis doğru değil0 yorumÇekini ödemeyene hapis doğru değil Devlet Bakanı Babacan, esnafın çekini ödemediği için hapse atılmasına karşı olduğunu belirterek, 'Bu uygulama sadece Türkiye'de var' dedi Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çekin piyasanın ekonomik faaliyeti açısından faydalı bir enstrüman olduğunu belirterek, çekini ödemeyene hapis cezası verilmesinin Türkiye'ye özgü bir uygulama olduğunun altını çizdi. Bakan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çekini ödemeyenin hapse atılması uygulaması sadece Türkiye'de var. ABD'de vergi borcu nedeniyle yargılanabiliyor. Başka yok. Ama çek ödemedin diye hapis cezası olmaz. Uluslararası hukuk sistemi bunu kaldırmaz. Çeki alanın dikkat etmesi lazım." Çek yasasıyla ilgili düzenlemenin sadece hukukçuların bakış açısına göre oluşturulduğunu, yasanın ticari perspektifini eksik bulduğunu belirten Bakan Babacan, "Çekle alakalı insanların kredi geçmişini tutan ve bankalar istediği zaman veren şirketlerin olması lazım. Çünkü sicil affı fiilen uygulama bulamıyor. Çekin yaptırımı, insanın ticari kredibilitesini, kredi sicilini bozan bir sistem olmalı. Bir ya da birkaç kredi izleme merkezi kurulabilir. Çeki alan dikkat edecek. ” ABDÜLKADİR SELVİ ANKARA Alıntı http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/ Karşılıksız çeke hapis ve mağdurlar edebiyatı0 yorumKarşılıksız çeke hapis ve mağdurlar edebiyatıRivayet muhtelif, karşılıksız çekten hapiste 1500 kişi olduğunu da 2 bin kişi olduğunu da söyleyenler var. Hapistekilerden çok daha fazlası da bir yolunu bulduklarından içimizde dolaşırlarken onların hapse girme becerisini nasıl gösterdiklerini merak etmiyor değilim hani! Öyle ya! Mevcut yasalarla ve mevcut hukuk düzenimizle karşılıksız çekten hapse girmek hayli beceri gerektiriyor olmalı. Ocak-Ekim 2009 döneminde 1.6 milyona yakın karşılıksız çek Merkez Bankası listesinde yer almış ve bu rakam giderek artıyor. Yaklaşık 55 bin kişi çek hesabı açma yasağı ile mahkemelereverilmiş.Bir kısmı muhtemelen hapis cezası alacak. 2007 yılında 158 bin 632 dava açılmış, 104 bini mahkûmiyetle sonuçlanmış. Son 10 yılda bu suçtan 15.7 milyon kişi Merkez Bankası kara listesine girmiş. Bir başka ifade ile nüfusun yüzde 22'si çek özürlü. Çocukları, yaşlıları ve iş hayatında olmayanları çıkarırsak iş hayatı nüfusunun yüzde 70'inden fazlasında çek problemi olmalı. Bir hâkime günde ortalama 30 çek davasının düştüğü ve bir çek davasının yine ortalama 2 yıl sürdüğü bir ortamda bu soruna adalet aranıyor olması da ayrı bir konu. Rakamlar böyleyse ve dahi doğruysa hapisteki 1500 veya 2 bin kişi sayısı hayli az görünüyor. Demek ki, yasalar yetersiz, hukuk gerektiği gibi işlemiyor, hapis cezası da caydırıcı olmuyor. Adı, "Yeni Türk Ticaret Kanunu" olacak kanun (TTK) 4 yıldır TBMM'de görüşülmekten eskidi bile. Türkiye için hayati önemdeki yasalar, bazen görüşülerek bazen atlatılarak bazen de gece baskını ile bir çırpıda yasalaşırken TTK üzerine ne tür hesaplar yapılıyorsa yasalaşması uzadıkça uzuyor. Bu yasa içerisinde tabii çek yasası da karşılıksız çekten hapis yatanların durumları da görüşülüyor. Görüşmeler uzadıkça onların durumları da netleşemiyor, alacaklılarının durumları da. Bu suçtan hapse düşen iki tip mağdur (!) var. Daha doğrusu birincisi mağdur falan değil, bal gibi suçlu. Onun işi dolandırıcılık. Yani nitelikli suç denilen tipten. Organize bir şekilde, üçkâğıt işine soyunmuş, çapmış, çırpmış, yakayı ele vermiş, içeri girmiş. Diğer tipin durumu hayli karışık. O biraz sistemin bozukluğundan, biraz da kendi hatasından önce mağdur olmuş, sonra suçlu konumuna düşmüş. Ya, onun da çekini ödememişler, o da çekten gelecek paraya güvenerek kendi çekini yazmış, beklediği çek ödenmeyince onun da çeki karşılıksız çıkmış. Ya, bankalar aniden kredisini kesmişler, o da çekini ödeyememiş, suçlu duruma düşmüş. Ya da işletmesini gerektiği gibi yönetememiş batmış. Onlar da içerde, onlar da mapus damında. Dolandırıcılar, üçkâğıtçılarla beraber aynı koğuşta, aynı muameleyi görüyorlar, aynı avluda volta atıyorlar, yan yana veya alt üst ranzalarda yatıyorlar, aynı karavanaya kaşık çalıyorlar. Hoş bir durum değil tabii. Dediğim gibi TTK 4 yıldır Meclis'te görüşülüyor. TTK ile beraber son 2 yıldır "karşılıksız çekte hapis cezası olsun mu, olmasın mı" konusu da tartışılıyor ve ilginç görüşler ileri sürülüyor. "Hapis cezasını kaldıralım, para cezası verelim" diyenler çıkıyor ortaya. "Eee kardeşim adam zaten parasızlıktan çekini ödeyememiş, para cezasını nasıl ödeyecek" diye soran olmuyor. "Bankalara daha çok sorumluluk verelim" düşüncesi ağır basıyor. Banka lobileri bu düşünceye direniyorlar. Her çek yaprağından sorumlu oldukları 475 liranın 1000 liraya çıkarılmasına da karşı çıkıyorlar. Oysa çeki veren bankalar. Doğal olarak ilk sorumluluk da onların olmalı. Dahası,her çek yaprağındaki maddi sorumlulukları daha da yükseltirlerken karşılıksız çekten de masraf almamalı veo masrafı bu fondan karşılamalıdırlar. "Çeki veren banka yetkilileri de hapis cezası ile cezalandırılmalıdır" deniliyor. Bu görüş çok doğru bir görüş. Ancak bankalarca prensipte kabul edilse de süresi üzerinde pazarlık yapılıyor. İşte bu yanlış. Yanlış çünkü bankalar sorumluluk duymazlarsa karşılıksız çek asla önlenemez. Konu bu kadar açık ve netken pazarlık ne manadır? "Modern hukukta böyle bir ceza yok" iddiasında olanlar var. Modern ülke örneği gösterilirken o ülkelerdeki çek yasasının yasada yazıldığı gibi uygulandığından, ancak bizde tamamen dejenere edilerek kendimize özgü bir hale getirildiğinden ve sorunların bu nedenle arttığından kimse bahsetmiyor. "Piyasalar bozulur" denilerek konu sulandırılıyor. Böyle bir sav ileri sürülürken son 30 yıl içerisinde çek yasasının nasıl içine edildiği, her siyasi iktidarın popülizm uğruna o yasayı nasıl delip işlerine geldiği gibi kullanılmasına göz yumdukları hiç konu edilmiyor nedense. 3167 sayılı Çek Yasası'nın ibrazından ödenir niteliğinin kaybedilip, üzerine konulan vadelerle bir kredi vasıtasına dönüştürülerek kuşa çevrilemesi sonucunda piyasalar zaten bozulmuş durumda. Her gün konuştuğumuz, "çekte hapis-çek mağdurları-para cezası-modern hukuka karşı- piyasalar bozulur" gibi konular piyasaların bu bozuk düzeninin sonuçları değil mi? Biraz da "çek mağdurları" ifadesi üzerine konuşalım. "Mağdur" kelimesi çok ilginçtir çekini ödemeyenler için kullanılıyor. Peki çekini ödemeyen mağdur ise çek alacağını alamayan nedir o zaman? Sebebi ne olursa olsun ortada ödenmeyen bir çek varsa, öte yanda da o çeki tahsil edemediğinden kendi çekini, senedini veya diğer ödemelerini yapamayan eşit sayıda alacaklılar da olacaktır doğal olarak. Asıl mağdurlar onlar değil midir? Onların haklarını kim, nasıl ve ne şekilde koruyacaktır? "Hukuk herkes içindir, gün gelir lazım olur" diyenlerden geçilmiyor da! "Yeni Türk Ticaret Kanunu" neden 4 yıldır TBMM'de süründürülüyor" diye soran yok. Tuhaf değil mi bu? 12.11.2009 Şevket Sürek Çekini ödemeyen hapse girmeli mi?0 yorum
Çekini ödemeyen hapse girmeli mi?
Sabah evden çıkar çıkmaz ilk işim Şevket Ağabey'i (Sürek) aramak oldu. Referans'ta dün (perşembe) yayımlanan ödenmeyen çeklerle ilgili yazısı çok hoşuma gittiği için kendisini kutlamak istedim. Aslına bakarsanız bu ödenmeyen çekler konusunda bu günlerde ortalık tam toz duman oldu! Kendi çapında ufak bir fırtına kopuyor. İki güçlü lobi karşı karşıya geldi. Aslında birine lobi değil de "küçük çıkar grubu" desek daha iyi olur. O küçük çıkar grubu, imzaladıkları çekleri ödenmediği/ödenemediği için hapse girmiş ya da hapse girme tehdidi altında olanlardan oluşuyor (benim bu durumda olan tanıdıklarım da var). Lobi ise (söylenenler doğru ise) bankalarmış. Asıl tartışma, ödenmeyen çekler nedeniyle hapis cezası verilip verilemeyeceği üzerinde yoğunlaşıyor. Dedikodulara bakılırsa çek veren kurum olan bankalar, ödenmeyen çekler konusunda hapis cezasının kalkmasına karşıymış. Dedik ya, "dedikodu". Bankaların hiçbir biçimde böyle bir resmi görüşleri yok. Ödenmemiş çek sahiplerinden ise buna çok şiddetli itiraz geliyor. Bunun da bazı nedenleri var: 2) Aynı durumda olan kişilere farklı uygulama olduğu öne sürülüyor. Yani ödenmemiş çeki olanlardan bazıları hapse giderken bazıları ya kaçıyor ve polis de peşine ciddi anlamda düşmüyor ya da farklı bir mahkeme hapis cezası vermiyor. 3) Ödenmemiş çeki olanlar kendilerini "çek mağduru" olarak tanımlıyor. Çünkü (onlara göre), kestikleri çekleri ödeyememelerinin en önemli nedeni, kendilerine verilen çeklerin karşılıksız çıkması. Yani "çek mağdurları" diyesiler ki, "eğer ben başkalarından olan alacaklarımı/çeklerimi zamanında tahsil edebilseydim kendi çekimi valla billa öderdim." 4) "Çek mağdurlarının" bir diğer savı da ödenmeyen çeklerinin ödenmesi ile ilgili. "Biz hapisteyken nasıl olacak da para kazanacağız? Halbuki dışarıda olsak çalışırız ve karınca kararınca borcumuzu öderiz." Şevket Ağabey zaten bu "çek mağduru" sözüne çok kızmış. "Kardeşim benim tanıdığım işadamlarının da bazı çekleri ödenmedi. Yani sattıkları malların bedelini tahsil edemediler. Hukuki bir yaptırım da sağlanamıyor. Çeki ödemeyen kötü niyetli olmayabilir ama sonuçta asıl mağdur olan parasını alamayan değil midir?" diyor. Vallahi Şevket Ağabey çok haklı. Şevket Ağabey daha da ileri giderek çek mağduru tanımlaması konusunda şu yorumları da yapıyor: "Sorumlu bir işadamı piyasa gerçeklerini bilmek ve bu sorunlara karşı hazırlıklı olmak zorundadır. Bu hazırlıklı olma çabası içerisinde ona verilen çekin ödenmeyebileceği ve o zaman onun da çekini ödeyemeyeceği gerçeği hep vardır. Bu nedenle hiçbir işadamı 'Bana olan çeklerini ödemediler, ben de çekimi ödeyemedim' dememelidir. Bu olasılığı dikkate alarak hazırlıklı olmalıdır. Ekonominin krizlere girdiği dönemlerde daha da artan bu sorumluluklar paralelinde şekillenemeyen işadamı, çek sorunlarıyla ve hapis cezalarıyla karşı karşıya kalacağını bilmek zorundadır. Ayağını yorganına göre uzatmak atasözünden yola çıkarak tertibini, ticari hareketlerini bu paralelde yapmak zorundadır." Ne kadar da doğru bir yorum değil mi? Yine de eminiz ki bu tartışma çok sürecek ve bu çorba daha çok su kaldıracaktır. Ama çeklerle ilgili bir düzenleme yapılırken unutulmaması gereken en önemli gerçek, Türkiye'deki "dejenere edilmiş (vadeli) çek sisteminin" ekonomiye çok ciddi bir akışkanlık ve likidite sağladığıdır. Eğer teminatsız kredi anlamına gelen vadeli çek olmasa ya da çekin (hapis cezası tehdidinden kaynaklanan) ödeme garantisi olmasa, ekonomimin damarları ciddi anlamda tıkanır. 13.11.2009 Ertuğ Yaşar 11 kasım Çarşamba çek ile ilgili meclis tutanakları0 yorum11 kasım 2009 çarşamba günü TBMM de borçlar kanunu görüşmelerinde çek mağdurları hakkında ki görüşler ve Adalet bakanı Sn Sadullah Ergin'in cevabı.... RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önergeyle dilin sadeleştirilmesini talep ediyoruz. Kabul edeceğinizi zannediyorum. Değerli arkadaşlarım, Borçlar Kanunu'nu görüşüyoruz. Geçen gün sizlerle çek mağdurlarıyla ilgili gelen mesajları paylaşmıştım. Bunu duyan Konya'dan bir vatandaşımız bir mektup yazmış. O mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum: "Muhterem Vekilim, en içten saygılarımı arz ederim. Oğlum bir arkadaşıyla panjur imal eder, Türkiye'nin dört bir tarafına pazarlardı. Pazar paylaşımı yüzünden daha dişli rakip firmaların ayak oyunuyla battılar. Büyük balık küçük balığı yuttu. Oğlum ve şirketi iflas etti. Çeklerini ödeyemedi. On üç aydır günlüğü 100 lira karşılığında hapishanede yatıyor. Sanki borcundan eksilme olacak gibi. Yetmiş bir yaşındayım. Emekli ilkokul öğretmeniyim. Kurtarabilir miyim ümidiyle, iki evim vardı, ikisini de sattım, kurtaramadım. Kalbim kan ağlıyor. Düşenin dostu da olmazmış. Meclisteki düşenden yana konuşmanız, biraz olsa da, yangına su serpti. Allah razı olsun, bin kere. Demek ki düşküne sahip çıkan iyi insanlar da varmış. Tekrar tekrar teşekkür eder, saygılarımı sunarım. Emekli ilkokul öğretmeni Seyit Gazi Dündar Meram-Konya." Değerli arkadaşlarım, çek mağdurlarını paylaştık. Duyarlı iktidar milletvekillerinin yarısı burada. Sizleri kutluyorum. Teşekkür ederim, gecenin bu vaktinde buradasınız. Gerçekten takdire şayan ama bu sorunları çözmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım, çek mağdurlarının sorunlarını. Değerli arkadaşlarım, bakın, bu ülkede Hükûmet yetkililerinin, bakanların, vekillerin çocukları bu kriz ortamında mağdur olmuşlar mıdır? Bir tartalım hep beraber. OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Fırsata dönüştürdüler. RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Ama icra takibinde olanları var mıdır? İşini kaybeden var mıdır? Bu ülkede, değerli arkadaşlarım, kırk yıl, elli yıl çalışan düzgün şirketler vardı. Bunlar şu anda iflas ediyor, batıyor, cinnet geçiriyor, intihar ediyor. Böyle bir durum sizlerin camiasında var mıdır, merak ediyorum. Değerli arkadaşlarım, zalim oldunuz, zulüm yapıyorsunuz, ah alıyorsunuz. Ben size şu dörtlüğü hatırlatmak isterim: "Zalimin zulmünü bir ah keser, mani rızk olanın rızkını Allah keser." Takdirlerinize sunuyorum. MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 321 sayılı Borçlar Kanunu Tasarısı'nın 53'üncü maddesinde istediğimiz değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değişiklik teklifimiz, verilen önergemizde belirtilmiştir. Çok değerli arkadaşlar, bu Hükûmetin Türkiye'nin sorunlarının çözümüne yönelik bir kaygısı bulunmamaktadır, göz boyamaya yönelik, günü kur-tarma kabilinden yapılan icraatlarda duvara toslamıştır. Bakın, Merkez Bankası tarafından bankalara duyu-rulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının on ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33,9 arta-rak 1 milyon 662 bin 781'e çıkmıştır. Bu rakamlar, bize her üç çekten bir tanesinin karşılıksız çıktığını göstermektedir. Bugün, birçok esnaf battığı için çeklerini ödeyememiş, hapishaneler çek mağdurları yüzünden dol-muştur. Bu çek mağdurlarının büyük bir bölümü küçük ve orta esnaftır. Şimdi, bu Hükûmetin günü kurtar-maktan başka bir kaygısı bulunsaydı, yedi yıllık iktidarları boyunca en basitinden vatandaşlarımızın aşının ve işinin artması gerekirdi. ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 58'inci maddede verilen değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. 58'inci maddenin değişiklik önergesine ilişkin gerekçelerimize çok ayrıntılı bir şekilde önergemizde yer verilmiştir, merak eden arkadaşlarımız okuyabilirler. Burada esas olarak borçlar hukuku kurumuna daha henüz girmemiş, tam oturmamış "kişilik hakkının zedelenmesi" tanımının Borçlar Kanunu'na girmiş olması nedeniyle bunun değiştirilmesini önerdik, daha ziyade "kişilik hakkının saldırıya uğraması" tanımının daha doğru olduğunu söyledik. Bu konuda zaten 56'ncı maddedeki değişiklik önergesi ayrıntılıdır. Ben bu vesileyle hemen şunu belirtmek istiyorum: Tabii Meclis Başkanımız izin verirlerse, çekle ilgili de düşüncelerimizi söylemek istiyorum. Değerli arkadaşlarım, hukuksuzluğun kural hâline geldiği bir ülkede hukuku inşa etme görevinin başta Türkiye Büyük Millet Meclisinin asli görevi olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamamız lazım. Çünkü, millet iradesinin tecelli ettiği en yüksek organ Türkiye Büyük Millet Meclisiyse eğer, bu ülkede de hukuksuzluklar kural hâline gelmişse, buna öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi karşı çıkacak ve dolayısıyla da Türkiye Büyük Millet Meclisinin her üyesi buna karşı çıkmak durumundadır. Bundan rahatsız olmamak gerekir. Aksine, hukuksuzluklara karşı çıkmak bence saygı duyulması gereken bir tavırdır. "Yok gündemle ilgili değildir gündemle ilgidir, yok şununla ilgilidir, yok bununla ilgilidir." gibi birtakım suni şeylerle insanların söz haklarını kesmek doğru değildir. Değerli arkadaşlarım, şimdi bakın burada çok ciddi bir Kanun'u görüşüyoruz, Borçlar Kanunu. Tabii ben üçüncü bölüm üzerindeki görüşlerimi açıklayacağım, bu kanunun neden ihtiyaç hâline geldiğini, o konuda düşüncelerimi söyleyeceğim ama bugün toplumun temel ihtiyacı olan bir durum söz konusu. Bugün gerçekten toplumda çek mağduru denilen karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı hapse girmiş, evinden barkından ayrı yaşayan hatta kaçak durumda yaşayan insanların durumu sizin içinizi hiç acıtmıyor mu? Şimdi çekle ilgili olayı ekonominin dalgalanmaması adına karşılıksız çek keşide etme suçunu savunmak mümkün mü? AKP'deki hukukçu arkadaşlarıma soruyorum: Bu karşılıksız çek keşide etme suçunu getirmeye çalışan ceza hukuku hocasını komisyonda sordum. Hatta Türk Ticaret Kanunu'nun Bilim Komisyonu Başkanı Ünal Tekinalp'in geçen gün Dünya Gazete'sinde bir beyanatı var: Karşılıksız çek keşide etme suçunun "çağ dışı" olduğunu söylüyor. Şimdi değerli arkadaşlarım YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ne zaman konuldu bu suç? ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Ne zaman konulduğunu açar okur, bakarsın. Sağa sola laf atacağına bunlara bakarsın. Biraz da böyle sağa sola şey yapacağına biraz okuyacaksınız. Madem milletvekili oldunuz okuyacaksınız. Değerli arkadaşlar, bakın, bakın değerli arkadaşlar RECEP KORAL (İstanbul) - Sen biliyor musun onu? ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Dinlersen anlatırım, sen öğrenirsin. Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakın, Türk Ticaret Kanunu'nda çek tanımlanmıştır. Çek, Türk Ticaret Kanunu'nda kayıtsız ve şartsız olarak belirli bir bedelin ödenmesi emrini içerir. Bono ise kayıtsız ve şartsız olarak belli bir bedelin ödenme taahhüdünü içerir. Yani her ikisi de Türk Ticaret Kanunu'nda tanımlanmış kambiyo senedi niteliğindedir. Birisi, taksitli ve vadeli alışverişin ödeme aracıdır yani bono. Diğeri ise, çek ise nakit yerine geçen hemen ödeme dediğimiz bir araçtır. Uygulamada çekin sanki taksitli veya uzun vadeli bir alışverişin aracı olarak kılınmış olması yasanın çeke tanıdığı, yüklediği yükten daha fazla bir yükün yüklenmiş olması alışılmış, kural hâline getirilmiş. Şimdi çeki biz Türk Ticaret Kanunu'ndaki anlamını çekmeye çalıştığımızda, oradaki görevini yüklemeye çalıştığımızda, çekin ekonomiyi allak bullak edeceği söyleniliyor. Şimdi, bu komisyonun Adalet Komisyonu Başkanı dâhil, Adalet Bakanlığı dâhil -yanılmıyorsam- karşılıksız çek keşide etme suçunun suç genel teorisi içerisinde yeri olmadığını, modern ceza hukuku içerisinde yeri olmadığını kabul ediyorlar ancak Ali Babacan Beyefendi, istemediği nedenle karşılıksız çek keşide etme suçunun suç olmaktan çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorlar. Gerekçe ne? Gerekçe, ekonomide dalgalanmalar olmasın. Değerli arkadaşlarım, çekin alacağın tahsilini garanti altına alma gibi bir fonksiyonu yoktur. O zaman bononun alacağını nasıl garanti altına alacaksınız? Hatta çekten ve bonodan daha kuvvetli bir belge niteliği taşıyan mahkeme ilamına bağlı alacağı nasıl garanti altına alacaksınız? Şimdi, burada düşünülmesi gereken şey şudur (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Öztürk, lütfen tamamlayınız. ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - 1985 yılına kadar Çek Kanunu yoktu yani karşılıksız çek keşide etme diye bir suç tanımlanmamıştı. Peki, 1985 yılına kadar bu ülkenin ekonomisi yok muydu, ülke allak bullak mı oldu? 1985 yılında bu Çek Kanunu çıkarıldı, üç kez değişiklikler yapıldı. Sorun çözüldü mü değerli arkadaşlarım? Sorun çözülmedi. Demek ki mesele, ceza getirmek değildir. Bugün, Şili, Bolivya ve Arjantin dışında hiçbir modern ülkede, çağdaş ülkede karşılıksız çek keşide etme suçu yoktur. Bakın, bugün, Yargıtay 10. Ceza Dairesinde 2008 yılından devreden dosya sayısı 25.683 olmuş, 2009 yılında karara bağlanan 12 bin olmuş, 2009 yılında gelen dosya 9.579. Şu anda -tabii temmuz ayı rakamları bunlar, Sayın Bakanlık öyle verdi- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bekleyen, hâlâ inceleme bekleyen dosya sayısı 58.188. Değerli arkadaşlarım, mahkemeler keza öyle. 81.540 dosya karara bağlanmış, temyiz edilmemiş. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - 170.608 dosyada hâlen yargılama devam ediyor. Şimdi, ekonomi allak bullak olacak gerekçesiyle -hiç de doğru bir gerekçe değil- bunda ısrar etmek doğru değildir. Karşılıksız çek keşide etme suçu suç olmaktan çıkarılarak Çek Kanunu Meclise getirilmelidir. Acilen getirilmelidir, halkın beklentisi karşılanmalıdır diye düşünüyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler Kabul etmeyenler Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutup işleme alıyorum: ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Bakanım, karşılıksız çekler nedeniyle cezaevinde kaç hükümlü yatmaktadır? İkinci olarak: Karşılıksız çeklerde cezayı kaldırmayı düşünüyor musunuz? Eğer düşünmüyorsanız geçici bir çözüm olarak böyle bir çalışmanız var mıdır? ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) - Değerli arkadaşlar, gene bu soruşturmayla ilgili, hâkim, savcıların soruşturmasıyla ilgili konu bu şekilde. İfade ettiğim gibi 1982 Anayasası ve 2802'ye göre yirmi yedi yıldan beri yapılan uygulama bugün de yapılıyor, herkese aynı uygulama yapılıyor. Onun dışında, bir sayın milletvekilimiz "Bu tarihi itibarıyla, bugünkü tarihi itibarıyla cezaevlerinde karşılıksız çekten dolayı ne kadar hükümlü, tutuklu var?" diye sordular. 5 Kasım itibarıyla 2.155 kişi cezaevlerinde şu anda. Bu konuya ilişkin olarak da Adalet Komisyonumuz zannediyorum önümüzdeki hafta siyasi parti temsilcilerimizle bir değerlendirme yapacak. Ondan sonra komisyonda bekleyen tasarıyla ilgili olarak seri şekilde adım atmayı planlıyoruz. Burada, evet, çıkıp gelen mesajları okuyup oradan yardım isteyen insanların mesajını aktarmak hoştur. Onların takdir ve teşekkürünü almak iyi bir şeydir ama öbür taraftan, alacaklı olan, alacağını alamadığı için kendisi de takibe uğrayan diğer esnafın durumunu da göz ardı edemeyiz. Ekonomik çarkın dönüşünü engelleyecek, sistemi tıkayacak bir düzenlemeyi yapmak mümkün değil. Burada hem borçlunun yararını hem alacaklının yararını hem de ekonomik sistemin dönebilmesi için, kendini çevirebilmesi için gerekli güvenceleri korumak zorundayız diyorum, tüm Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar.) Çek mağdurlarının gözü kulağı Hükümet’te0 yorumÇek mağdurlarının gözü kulağı Hükümet’te Metris Cezaevi’nde karşılıksız çekten dolayı yatan birisinden mektup aldım. Çek mağduru olduğunu ısrarla savunan bu kişi, haksız yere hapis yattığını, kendisi ile aynı durumda olup da yargı sonucu serbest kalanlar olduğunu savunuyor ve “Ekonomik kriz sonucu işimi ve barkımı kaybettim. Çok değerli gayri menkullerim ipotekli bulunduğu bankalar tarafından yok fiyatına satıldı, dolayısıyla borcumu ödeyemedim. Kestiğim çeklerden ötürü yargılandım. Bazılarından mahkeme beraat kararı verdi. Bazılarından ise ceza yedim. Aynı şekilde benim durumumda olduğunu bildiğim bazı kişiler ise yargılama sonucunda ceza almadan kurtuldular. Madem kanun aynı. Neden mahkemelerden farklı karar çıkıyor” diye dert yandıktan sonra “Beni içeri attılar, peki o çekleri kim ödeyecek? Beni içeri atacaklarına dışarıda bıraksalardı çalışıp belki borcumu ödeyebilirdim” diyor. Şunu da eklemiş: “Türk Ticaret Kanunu’na göre çek de kıymetli evrak, senet de. Senedini ödeyemeyenler hapse girmiyor. Fakat çekini ödeyemeyenler içeri giriyor. Bu nasıl adalet!” Diğer taraftan, müşterisinden aldığı çekleri tahsil edemediği için iflas bayrağı çeken mağdurlar da var. Bakın onlardan biri ne diyor: “Müşterilerimden aldığım çekler karşılıksız çıktığı için o meblağları kendi öz kaynaklarımdan karşılamak zorunda kaldım. Fakat artık karşılıksız çıkan çekleri ben de ödeyemeyecek duruma geldim. Bankalar çek karnelerini müşterilerine bu kadar kolay vermemeli. Müşterisini seçerek çek karnesi vermeli veya müşterisinin kestiği çek karnesinin en azından yarısını banka karşılamalı ki, her önüne gelene çek karnesi vermesin. Adam eline geçirdiği çeki sanki başkası ödeyecekmiş gibi sorumsuzca kesiyor. Sonra vadesi gelince de ödeyemiyor. Bunun bir cezası olmalı. Madem çekin altına imza atıyorsun, o zaman imzana sahip çık. Çıkmıyorsan CEZAEVİNE girmelisin.” İki, taraf da çek mağduru. Biri altına imza koyduğu çeki ödeyemediği için hapis yatıyor. Diğeri aldığı çekin karşılıksız çıkması sonucu iflas bayrağı çekmiş. Hatta o da hapse girmek üzere. Şimdi hangisi haklı? Karşılıksız çek kesen çekini ödemediği için hapse girmeli mi, girmemeli mi? Çok ince bir çizgi... Bildiğim kadarıyla Hükümet’in çekle ilgili bir düzenlemeye gitme hazırlığı var. Ama araştırdım, Hükümet’in de üzerinde mutabakata vardığı bir taslak henüz ortada yok. Alternatifli metin taslağı hazırlamış. Bir alternatife göre, karşılıksız çek kesenler cezaevine girmeyecek. Diğer alternatife göreyse girmek zorunda. Anladığım kadarıyla bu konu daha çok tartışılacak. Ve karar ne olursa olsun, herkesi memnun etmeyecek. Çekini ödeyemediği için hapis yatan kurtulacaksa, çekini tahsil edemediği için zor durumda kalanlar bundan memnun olmayacak. Karşılıksız çek kesenler ceza evine girecekse de bu kez onlar memnun olmayacak. Ancak şu da bir gerçek ki, kimse hapse girmeyi göze alıp bile bile karşılıksız çek vermez. Diğer taraftan da nakit akışınızı aldığınız çeklere göre düzenlerseniz ve burada aksama olursa perişan olursunuz. Durum altından kalkılabilecek gibi gözükmese de cezaevlerinde yatan binlerce çek mağduruyum diyenin gözü Hükümet’in bu konuda atacağı adımda. İnşallah ekonomi düzelir de ne çek yüzünden kimse cezaevine girer ne de kimse çekini tahsil edemediği için mağdur olur. O günleri görebilecek miyiz? Aydın Ayaydın aayaydin@gazetevatan.com Şişli 6. ASCM Karşılıksız çek beraat kararı0 yorum![]() Şişli 6. ASCM Karşılıksız çek beraat kararı ŞİŞLI 6. ASCM ESAS NO : 2009/… CELSE TARİHİ: l6/04/2009 HAKİM : YAŞAR YETİŞ 29876 C.SAVCISI: NACİ KANIK 31497 KATİP : GÜLAY TORUN 67694 Belli Gün ve saatte celse açıldı Katılan vekili ile sanık geldi, başka gelen olmadı açık yargılamaya başlanıldı. SANIK : Ö... ; evli, okuryazar, sabıkasız, muhasebecilik yaptığını beyan eder. Sanığa iddianame kabul karan ve iddianame ile ekleri okunarak isnat edilen suç anlatılarak CMK nın 147 maddesindeki yasal hakları ayrı ayrı hatırlatılarak soruldu: Sanık haklarımı anladım, savunmamı yapacağım demekle: SANIK SAVUNMASINDA : Ben .... tekstilin muhasebecisiydim ve yetkilisi olmam nedeniyle söz konusu çeki imzalayarak şirket adına verdiğim doğrudur ancak çek bedeli sonrasında ödenmemiştir. Ben zaten daha sonra şirketle ilişkimi kestim askere gittim. Şirketin sahipleri de çek bedelini ödememişler. Ben şirketin ortağı ya da sahibi değildim. Sadece çalışanı ve yetkilisiydim. Çeki de şu anda ödeme gücüm yoktur. Bundan dolayı suçlamaları kabul etmem yazılı savunmamı tekrarlarım dedi. Sanığın yazılı savunması okunduğunda imza yetkilisi olmadığına ilişkin beyanda bulunduğu belirterek tekrar SORULDU : Ben şirketin yetkilisi ve ortağı olan M..'den vekaletname alarak yetkili olarak çekleri imzalamıştım. Herhangi bir sahtecilik yoktur dedi. Dosyanın yapılan incelemesinde ; Sanığın tebligatlarının gerektiği şekilde yapıldığı sanığın yazılı olarak da savunma sunduğu görüldü. Okunan evraklar dosya içerisine bırakıldı. C.Savcısı beyan ve mütalaasında ; sanığın borcundan dolayı keşide ederek verdiği çekin süresi içinde ilgili bankaya ibraz edildiği halde karşılığının olmadığı düzeltme hakkının kullanılmadığı bu haliyle sanığın atılı suçu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan 3167 Sayılı Kanunun 16. maddesi uyarınca cezalandırılması kamu adına talep ve mütalaa olunur, dedi. Hazır bulunan katılan vekilinden sorulduğunda, mütalaaya katılıyoruz, sanığın cezalandırılmasını isteriz, şikayetimiz devam ediyor dedi. Sanıktan son sözü soruldu : Eski beyanlarımı tekrar ediyorum dediği görüldü. Dosya incelendi, Duruşmaya son verildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Aşağıda anlatılan gerekçelerle; Açılan kamu davasıyla sanığın karşılıksız çek keşide etmekten cezalandırılması istenilmiş, müşteki taraf halen şikayetinin devam eniğini bildirmiş ve şikayetten vazgeçmemiş, sanık suçlamaları kabul etmeyerek çeki imzaladığını ancak: ödeyemediğini beyan ettiği, C.Savcısı mevcut delillerle sanığın cezalandırılması yolunda mütalaa vermiş, sanıktan son sözü. sorulduğunda eski beyanlarını tekrar ettiği görülmüştür. 5237 sayılı TCK 5. maddesinde "Bu kanunun genel hükümlerinin, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı" hükme bağlanmış, TCK'nın yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 S.Y.nın Geçici 1. maddesinde ise " Diğer kanunların, 5237 sayılı TCK'nın birinci kitabında (genel hükümler ) yer alan düzenlemelere aykırı, hükümlerinin, ilgili kanunlarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulamasına devam edileceği" belirtilmiş, Yasama Organı tarafından birçok yasada TCK'nın genel hükümlerine aykırılıklar yasayla giderilmesine karşın 31.12.2008 tarihine kadar 3167 sayılı çek yasası bakımından böyle bir düzenleme: yapılmadığından çek yasasının TCK'nın genel hükümlerine aykırılık içeren kısımları artık uygulanamaz; hale gelmiştir. Bu çerçevede aykırılık içeren kısımların artık uygulanamaz hale geldiği konusunda herhangi bir tartışma olmamakla birlikte, hangi hükümlerin aykırılık taşıdığı konusunda şimdiye kadar üç ayrı görüş belirlenmiş; bunlardan ilkinin özel kişilere yönelik olarak herhangi bir aykırılık olmadığı ve yasanın aynen uygulanacağı yönünde olduğu (Yargıtay 10.CD 2007/7947-2009/54 sayı 19.01.2009 tarihli kararının sayın çoğunluk görüşü bu doğrultudadır), bir kısmının sadece kısmi aykırılıklar olduğu ve bu aykırılıkların genel hükümlerdeki kurallarla doldurularak uygulanması gerekeceği yönünde olduğu ve bunun uyarlamayı gerektirdiği, diğer yorumun ise aykırılıkların diğer yasadan yorumla doldurmanın yasa koyucunun yerine geçmek olup kanunilikle sanık aleyhine kıyas yasağı ve hukuka aykırılığı nedeniyle 3167 SY.nun uygulanamaz hale geldiği yönünde olduğu ( Yargıtay 7, CD.nin 23/02/2009-14317 sayılı kararı bu görüşü destekler mahiyettedir) görülmüştür. Mahkememizce yapılan değerlendirmede ise ; öncelikle genel hükümler içerisinde 5237 SY.TCK.20.,21 .,22.ve 23.maddelerinde suçun manevi unsuruna yönelik hükümler bulunup bunlar çerçevesinde yapılan incelemede, sadece gerçek kişilerin kasten yada taksirle karşılıksız çek keşide etmesi halinde müsnet suçun oluşabileceği oysa 3167 SY. gereğince tüzel kişilere ceza verilebildiği gibi, çekin vadeli olarak çok Önceden düzenlenip verilmesine müteakip vade tarihinde sanığın kendi iradesi ve kastı dışında (hastalık, iflas, şirketteki görevinin sona ermesi v.s.) söz konusu çekin bedelinin bankada karşılığının bulundurulmam.asının müspet suçun oluşmasına engel olamayacağı bunun açık aykırılık teşkil ettiği ve değerlendirme gerektireceği düşünülmüştür. Yine TCK.43. ve 44,maddelerinde zincirleme suç ve fikri içti maya ilişkin kuralın. 3167 SY.16/4.maddesinde yazılı her çek yaprağının ayrı bir suç oluşturacağı hükmüne aykırılık teşkil ettiği açıktır. 5237 SY.TCK.52/1.maddesinde adli para cezalanma 5 gün ile 730 gün sırasında ve 20.TL. ile 100.TL.ye karşılık gelecek şekilde sanığın şahsi durumuna göre çevrilip hükmedileceğine ilişkin açık amir hükmün ise yine 3167 SY.16.maddesinde yazılı çek bedeli tutarı kadar adli para cezası verileceğine ilişkin hükme açık aykırılık taşımaktadır. 5237 SY.TCK.53/1 .maddesinde güvenlik tedbirleri ayrı ayrı ve takdire yer bırakmayacak biçimde belirtilmiş iken, 3167 SY. 16/3.maddesinde çek keşide etme yasağı tedbirinin uygulanması da aykırılık teşkil etmektedir. 5237 SY.TCK.58.maddesinde mükerrerliğe ilişkin koşullar belirtilirken bunun sonucu olarak herhangi bir ceza artırımının düzenlenmediği sadece cezanın infazına yönelik olarak hükümler içerdiği açıkken 3167 SY. 1 ö.maddesi gereğince mükerrerin 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağına ilişkin hükmü de açık aykırılık teşkil etmektedir. 5237 SY.TCK.61.maddesi gereğince hakimin somut olayda olaya ve sanığa ilişkin olarak cezayı belirleyip bireyselleştireceği ayrıntıları ile yazılmış iken 3167 SY. 1 ö.maddesi gereğince hakimin hiçbir belirleme yetkisi olmaksızın çek miktarı kadar para cezası vereceğinin yazılmış olması çok açık aykırılık teşkil etmektedir. 5237 SY.73. ve 74.maddelerinde şikayetin süresi ve sonuçlan ayrıntıları ile belirtilmiş iken buna aykırı biçimde 3167 S Y. 16b.maddesindeki düzenlemeler de aykırılık teşkil etmektedir. Bu aykırılıklar nedeniyle 3167 SY.nın aykırı olan hükümlerinin uygulanmayarak bu hükümlerin yerine 5237 SY.Türk Ceza Kanununun yukarıda anlatılan genel hükümlerinin uygulanması yolu ile yaptırım uygulanacağına ilişkin iddia ve yorumların olduğu görülmüş ise de; bu yöntemin 2709 SY Türkiye Cumhuriyeti Anayasalının 7- 11- 38 ve 87 de yazılı kuvvetler ayrılığı prensibi çerçevesinde yasa yapmak görevinin yasa koyucuya ait olup kanunen suç olmayan fiilin cezalandırılamayacağı ve cezaların şahsiliği hükümleri ile 5237 SY TCK 2/1-3 maddesinde yazılı, kanunilik ve sanık aleyhine kıyas yasağına aykırı olacağı ve 3167 SY.nun tamamen dönüştürülmesi suretiyle yeni bir yasa oluşturulamayacağı açıklığıyla mahkememizce bu görüşe itibar edilememiştir. Anlatılan nedenlerle 3167 SY.nın 5237 SY.TCK.nin genel hükümlerine açık aykırılık taşıyan hükümleri nedeniyle artık tamamen uygulanamaz hale geldiği ve bunun yukarıda anlatıldığı gibi genel hükümlerle telafisinin mümkün olamayacağı açıklığıyla müsnet suçlamanın oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ceza Hukukunun genel mutlak prensiplerinden olan yorumla sanık aleyhine olan sonuca ulaşılamayacağı, kanunilik prensibi ve sanık lehine olan hükümlerin geçmişe uygulanacağı kuralları gereğince ve anlatılan sebeplerle sanığın beraatına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan ve anlatılan gerekçelerle; Müsnet suçlamadan sanığın BERAATİNE Dair tefhim yada tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkememize sanık, müşteki ve C. Savcısı tarafından yapılacak yazılı yada sözlü müracaat ile Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere katılan vekilinin ve sanığın yüzüne karşı C. Savcısının huzurunda talebe aykırı olarak verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/04/2009 K.Hakim 29876 Gönderilen her dilekçe özgürlüğe bir adımdır.0 yorum
Evet arkadaşlar hakkınızı yasal yollardan arayın bilgi alın adalet bakanlığı,ekonomi bakanlığı ve milletvekillemize gönderin ...
Gönderilen her dilekçe özgürlüğe bir adımdır. Sn …………………………………. Ülkemizde aylardır süre gelen ve bir türlü her kişi ve kurumun kabul ettiği fakat ne hikmetse hiçbir kurumun ve kişinin çözüm konusunda bişeyler yapmadığı,ağırdan aldığı ÇEK lerini ÖDEYEMEDİĞİNDEN dolayı önce adli para cezası ve maliyeye yatırılması gereken bu parayı ÖDEYEMEDİĞİNDEN hapis cezası alarak cezaevine girmek zorunda kalan binlerce hatta onbinlerce insanın bu sorununa EKONOMİ bozulur diyerek sürekli ertelenmesini tekrar dile getirmek için bişeyler yapmanın kaçınılmaz olduğu bir gerçektir. Ülkemizde çekten mahkumiyet alanların sayısına baktığımızda Adalat Bakanlığının verilerine göre sadece 2007 yılında mahkum olan insan sayısı 104 bin civarındadır.Bu sayı böyle olduğu halde milletvekillerinin verdiği soru önergelerine verilen cevaplarda sayılar 1500 olarak ifade edilmektedir.Bu 1500 sayısının doğru olmadığı aşikardır. Şüphesiz sonucu İNSAN ÖZGÜRLÜĞÜ kısıtlanması olan bir kanun öncelikle HUKUK kuralları dikkate alınarak yapılmalıdır.Ancak basında çıkan haberleri takip ettiğimiz zaman,yaşama hakkından sonra en önemli hak olan özgürlük hakkı EKONOMİ ortaya getirilerek HUKUK bir kenara atılmakta,bu kadar ciddi bir konu ÇEK denilen özünde nakittir denilen fakat kullanımda vadeli olarak kullanıldığı TBMM tarafından da yasa çıkartmak suretiyle kabul edilen bir kağıt parçası,putlaştırılarak insanların hayatlarını karartmakta ,aileler dağılmakta sosyal bir felakete doğru hızla ilerlemektedir. Türk Ceza Kanunun 5. maddesi herkesin artık bildiği gibi 01.01.2009 tarihinde,2 defa süreli yasalarla uzatıldıktan sonra yürürlüğe girmiş ve 3167 sayılı kanunun bir çok maddesinin ceza kanunlarının anayasası sayılan TCK ile ya tamamen zıt ya da çeliştiği birçok hukuk profösörü tarafından kabul edilmiş ve 3167 sayılı kanunla cezaevinde bulunan insanların salıverilmesi gerektiği basında defalarca yazılmıştır.Bu durumu Adalet Komisyonu Başkanı gazatecilerle yaptığı röportajlarda dile getirmiştir.Durum bu kadar açık iken,okuma yazma bilen herkesin bir hukuksuzluğun yaşandığını anlayabildiği halde konuyu EKONOMİ gerekçelerine bağlayarak bu zulümü devam ettirmek ne kadar HUKUK DEVLETİ kriterlerine uygun taktiri size bırakıyorum.Fakat şu bir gerçektir ki bu yasadan dolayı ceza alan hapis yatan ve kaçak yaşayan insanlar ve bu insanların aileleri şu anda verilen bu cezanın ADİL olmadığını biliyor ve şu andaki çaresizliklerinden dolayı kanuni haklarını sınırlı olarak kullanabiliyor.Bakanlığınızın bu kanunsuz ceza uygulamasına son vermek için gerekeni yapmasının HUKUK’i ve VİCDANİ olarak çok ACİL olduğunu bir defa daha bilirtiyor.SAYGILAR SUNUYORUM. Cemil Çiçek Mecliste yaptığı konuşmada ...0 yorumÜçüncüsü, Çek Yasası'yla ilgili, Sayın Ünlütepe, biliyoruz ki Adalet Komisyonunda bir düzenleme var toplumun değişik kesimlerinden gelen taleple ilgili olarak. Tabii karşılıksız çıkan her çeki de ekonomik sıkıntıya düştü de bundan dolayı ödemedi tarzındaki bir kanaate varmak da doğru değil çünkü bu çekin bir de alıcısı var. İçerdekini düşüneceğiz, eğer hakikaten elinde olmayan sebeplerden dolayı içeri düşmüşse ona bir imkân getirelim, onun çıkmasını temin edelim ama öbür tarafta bir kısım konuları, bir kısım durumları, bir kısım gelişmeleri istismar ederek alacaklıyı da dolandırdıysa, bunun ikisinin ayrımını yaparak bir kanun çıkarmak gerekir, bir dengeye oturtmak gerekir aksi takdirde çekler gelişigüzel… Çünkü bir güven meselesidir. Çeke güvenmeyecekse, başka bir şeye güvenmeyecekse bu çok doğru olmaz. Onun için, doğruyla yanlışı belli bir adalet ölçüsü içerisinde denkleştirmek lazım zaten biz de bu kanıya vardık ki bir Çek Yasası'nda düzenleme yapalım. Nitekim Adalet Komisyonunda epey görüşüldü, tartışıldı, tartışılıyor. Zannediyorum bu hafta içerisinde veya önümüzdeki hafta komisyonda bir uzlaşmaya varılırsa, yani bir taraftan içerde yatanların talepleri var, öbür taraftan da "Aman ha, bunları çıkardığınız takdirde biz alacağımızı nasıl alırız?" düşüncesiyle bir öbür taraftan da baskı geliyor. Onların da kendilerine göre haklı tarafları var. Dengeyi sağlamak lazım. Ama Meclisimizin gündemindedir. Ümit ediyoruz ki en kısa sürede bunları sağlamak mümkün, dengeye oturtmak mümkün olacak. Kaynak Meclis tutanakları Başbakan talimat verdi çekte hapis kalkıyor0 yorumBaşbakan talimat verdi çekte hapis kalkıyor Çekten hapis yatan ve çekin karşılığını alamadığı için iş yerleri batan binlerce mağdurun beklediği çek yasası çıkıyor. Erdoğan, kurmaylarına talimat verdi Başbakan Tayyip Erdoğan, aylardır tartışılan ve çek mağdurlarının dört gözle beklediği Çek Yasa Tasarısı'nın bir an önce çıkartılması için, kurmaylarına talimat verdi. Bakanlar ise bu konuda üç alternatifli bir paket hazırladı. Babacan'a sunuldu Başbakan Erdoğan'ın talimatı üzerine ilgili bakanlar, üç alternatifli bir paket hazırlayıp Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a sundu. Babacan'ın piyasalarda dolaşan 200 milyar liralık çeki de dikkate alarak dengeleri bozmayan bir alternatifi tercih etmesi ve buna paralel olarak tasarıda değişiklik yapılması bekleniyor. Hükümet, hem sayıları her geçen gün artan karşılıksız çek verenleri hapisten kurtaracak, hem de aldığı çekler karşılıksız çıkan mağdurları koruyacak orta yol bulmaya çalışıyor. Babacan'ın karar vermesi beklenen üç alternatif ise şöyle: Mevcut yasada olduğu gibi 5 yıla kadar olan hapis cezası korunsun. Karşılıksız verenler cezalandırılsın. Hapis cezası kaldırılsın, para cezasına çevrilsin. Sahte çek verenlere "adli para cezası" verilsin. Adli para cezaları ödenmediğinde para cezasına çevriliyor. Adalet Bakanlığı tarafından her yıl 1 gün hapse karşılık gelecek para belirleniyor. Ödenmeyen para güne çevrilip, karşılıksız çek veren hapse giriyor. Hapis cezası idari para cezasına çevrilsin. Karşılıksız çek verenlere, adli para cezasının bir yaptırımı bulunmuyor. Karşılıksız çek veren para cezasını ödemese de hapse girmiyor. Karşılıksız çek yüzde 33.9 arttı Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının ilk 10 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33.9 artarak, 1 milyon 662 bin 781'e çıktı. Aynı dönemde, mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre ise, yüzde 4.7 artarak 64 bin 315'ten 67 bin 319'a yükseldi. http://www.takvim.com.tr/Ekonomi/2009/11/05/basbakan_talimat_verdi_cekte_hapis_kalkiyor Karşılıksız çek Ekim ayında yüzde 34 arttı0 yorumKarşılıksız çek Ekim ayında yüzde 34 arttı Merkez Bankası verilerine göre, karşılıksız çek sayısı 2008 yılının on ayında 1 milyon 241 bin 317 adet idi 04 Kasım 2009 Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının on ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33,9 artarak 1 milyon 662 bin 781'e çıktı. Merkez Bankası verilerine göre, karşılıksız çek sayısı 2008 yılının on ayında 1 milyon 241 bin 317 adet idi. Aynı dönemde, mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre ise, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da yaklaşık yüzde 4,7 artarak 64 bin 315'den 67 bin 319'a yükseldi. Bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan, karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı 2009 yılının on ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,9 artarak 767 bin 371'den 951 bin 141'e çıktı. YILLIK BAZDA YÜZDE 1,6 AZALIŞ Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı Ekim ayında, geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık yüzde 1,6 azalarak 154 bin 277'ye indi. Karşılıksız çek sayısı 2008 yılı Ekim ayında 156 bin 888 adet idi. Mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da Ekim ayında, 2008 yılının aynı ayına göre yüzde 81,4 artarak 6 bin 709'den 12 bin 170'e yükseldi. Bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı Ekim ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,2 artarak 80 bin 785'den 99 bin 551'e çıktı. AYLIK BAZDA YÜZDE 8,3 ARTTI Ekim ayında bir önceki aya göre Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı yüzde 8,3 artarak 142 bin 502'den 154 bin 277'ye, birikimli karşılıksız çek sayısı yüzde 10,2 yükselerek 1 milyon 508 bin 504'den 1 milyon 662 bin 781'e çıktı. Mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı yaklaşık yüzde 70,6 oranında artarak 7 bin 133'den 12 bin 170'e yükseldi. Aynı dönemde, mahkemelerin bildirimleriyle Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan birikimli çek sayısı yüzde 22,1 artarak 55 bin 149'dan 67 bin 319'a, bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı yüzde 22,9 yükselerek 80 bin 975'den 99 bin 551'e çıktı. Duyurusu yapılan, karşılıksız kaldıktan sonra birikimli ödenmiş çek sayısı da yüzde 10,7 artarak 851 bin 590'dan 951 bin 141'e yükseldi. AA Çek mağdurlarının meclis görüşmesi0 yorum
Jenardi ve bir grup çek mağduru 03 kasım 2009 günü meclisi ziyaret ettiler...
İYİ AKŞAMLAR.ANKRADAN ŞİMDİ DÖNDÜM.İLGİ KİRLİLİĞİNİ GİDERELİM...ANKARADA SALI GÜNÜ GRUP TOPLANTISI VE ZYARETÇİ AKINI YÜZÜNDEN ÇALIŞMALARIMIZ BİRAZ GEÇ BAŞLAYABİLDİ.BAŞBAKANI GRUP TOPLANTISINA İNERKEN YAKALADIK.BAYANLAR HEMEN ATILDILAR.AĞLAMAYA BAŞLADILAR. TABİKİ DİKKATİNİ ÇEKTİ.NEDİR MESELE DEDİ.ANLATTIK DURUMU.BİR ARKADAŞIMIZ CEBİNDE TOMARLA ÇEKLERİ ÇIKRIP GÖSTERDİ. BEN ESNAFI DAVA ETMEDİM ETMEM DE DEDİ. BİZLERİ DAVA EDENLER FACTORİNGCİLER TEFECİLER FAİZCİLER DEDİ. BAŞBAKAN BU KONUDA KENDİSİNİNDE HASSAS OLDUĞUNU,KARŞI TARAFI DA DÜŞÜNEREK BİR ŞEYLER YAPMAK LAZIM GELDİĞİNİ,ÇEKİN NAKİT OLDUĞUNU, KONU HAKKINDA ARKADAŞLARININ BÜYÜK BİR UĞRAŞ VERDİĞİNİ SÖLEDİ.YANLARINDA BEKİR BOZDAĞ,MUSTAFA ELİTAŞ,AYŞENUR BAHÇEKAPILI VARDI.ONLARDA KULAKLARINA FISILDAMA YOLU İLE OLANI BİTENİ SÖLEDİLER.TASARIYI 1-2 GÜN YADA 1-2 HAFTA İÇERİSİNDE GENEL KURULA GETİRİRİZ KISMINI TAM ANLAYAMADIM.AMA ARKADAŞLAR 1-2 HAFTA DİYEREK DUYMUŞLAR. SAAT 16 GİBİ YALNIZ BAŞIMA KALDIM.TÜM MAĞDUR ARKADAŞLAR GİTTİ.ALİRIZA BEYLE KARŞILAŞTIM.DURUMU ANLATTIM.YANIMIZA MUSTAFA ÖZYÜREK VE ÇETİN SOYSAL DA GELDİ.ÇOK SAMİMİ BİR SOHBET YAPTIK MECLİS KULİSİNDE.BU İŞİ NE YAPARIZ DA MUHALEFET-İKTİDAR ÇEKİŞMESİ OLMADAN ÇÖZEBİLİRİZ ? İN YOLLARINI ARADIK.SAATLERCE KONUŞTUK.BURDAN ÇIKAN SONUCU MAALESEF PAYLAŞAMAM. ALİ RIZA BEY YANIMIZDA AHMET İYİMAYA YI ARADI. AHMET İYİMAYANIN ŞÖLE DEDİĞİNİ İŞİTTİM.. ALİ RIZA BEY NE YANİ YASA HAPİSLE Mİ GELSİN GENEL KURULA BUNU MU İSTİYORSUNUZ DEDİ. ALİ RIZA BEYDE NASIL GELECEKSE GELSİN BAŞKANIM DEDİ BİZ GEREKLİ ÖNERGELERİMİZİ ZATEN VERECEZ DEDİ.YÜZÜNE KAPADI. BURHAN KAYATÜRKLE GÖRÜŞTÜM.BAŞBAŞA YEMEK YEDİK SOHBET ETTİK.KONUYU ENİNE BOYUNA BAŞBAKANA ANLATTIĞINI SÖLEDİ.BEKİR BEYİ ADRES GÖSTERMİŞ BAŞBAKAN.BEKİR BEYLE DE GÖRÜŞMÜŞLER. NELER GÖRÜŞÜLÜP NE SONUÇLAR ALINDIĞI YADA ALINACAĞINI,BURHAN KAYATÜRKÜN BİZLERE ISRARLA VERMİŞ OLDUĞU TAVSİYELERİ MAİLLERİNİZDE GÖRECEKSİNİZ. HAKKI SÜHA OKAY,AHMET İYİMAYA,KEMAL ANADOL,KEMAL KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞÜLDÜ AYRICA.BAŞBAKANLA GÖRÜŞMEMİZİN VERMİŞ OLDUĞU BİR NUMARA HİSSİ,MAALESEF ARKADAŞLARIMIZIN HEMEN ORADAN AYRILMASINA NEDEN OLDU. ASLINDA ŞU BİR GERÇEK YASA AHMET İYİMAYANIN ÖNÜNDE.ALT KOMİSYONDAN HAVALESİ YAPILMIŞ.EKONOMİ KURMAYLARINDAN GÖRÜŞ BEKLENİYOR.EKONOMİ KURMAYLARIDA MYK VE AKPARTİ GRUP BAŞKAN VEKİLLERİNDEN GÖRÜŞ BEKLİYOR.BUNLARDAN DİREK BAŞBAKANA BAĞLI AMA İÇLERİNDE BU FERYATLARIMIZIN BASKISIYLA BAŞBAKANI RAZI EDEBİLECEK BİR ÇOK İSİM VAR. HER NE KADAR BAŞBAKAN 1-2 HFTA İÇERİSİNDE GNEL KURULA GETİRECEĞİZ DESE DE GÜNDEMİ GÖRDÜĞÜMDE BUNA İNANASIM GELMEDİ AÇIKCASI.BURHAN KAYATÜRKTE BENLE AYNI GÖRÜŞTE.YANİ 2010. 2010 DA 12 AY VAR DİKKAT!!! 3167 ZATEN YARGITAY KARARI İLE YÜRÜRLÜLÜKTE. VEKİLLER ÇOK SIKILMIŞLAR.ÇOK BUNALMIŞLAR AMA BİZİM BASKILARIMIZDAN DEĞİL.BU İŞİN VEHAMETİNDEN. BİZİM BASKILARIMIZ SANKİ ONLARA SİNEK VIZILTISI.ÇOK TELEFON GELİYOR ARKADAŞLAR.HERŞEYDEN ÖNEMLİSİ ÖNEMLİ BİR KAÇ ADAMI YUMAŞATAMADIK. NE OLDU BİZE YAW. HÜKÜMET BİLE NE YAPMASI GEREKTİĞİ İNANIN HALEN BİLMİYOR.BUNCA FERYADU FİGANA KAYITSIZ KALAMAZLAR.HAPİSTEKİLERİ SALABİLİRLER AMA NASIL? ERTELEMEYLE Mİ? KONTRATLA MI? TAAHHÜTLE Mİ? 2 YILLIĞINA MI? TÜMDEN Mİ? BUNU ONLARDA BİLMİYOR.NE YAPACAKLARINI KİME AKIL DANIŞACAKLARINI ŞAŞIRMIŞ VAZİYETTELER. GELİN AKILLARINI ALALIM. SÖKELİM YERİNDEN BEYİNLERİNİ.. HER DAKİKA ARAYALIM. HR DAKİKA BASKI KURALIM.VEKİLLERİMİZİN VE BURHAN KAYATÜRKÜN VERMİŞ OLDUĞU TİYOLAR VE ADRESLER DOĞRULTUSUNDA NERELERE YÖNELECEĞİMİZ VE KİMLERİ ARAYIP KİMLERE BASKI KURACAĞIMIZ MAİLLERİNİZE GÖNDERELİCEKTİR.. SAYGILAR JENARDİ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Son YorumlarSon YazılarBlog Arşivi
adalet
adalet bakanı
aihm
ali babacan
anayasa
başbakan
cek mağdurları
cezaevi
cezaevi eylemi
çek
çek cezası
çek kanunu
çek mağdurları
çek mağduru
çek senet mağdurları
çek sorunu
çek yasası
çek yasası mağdurları
devlet
dilekçe
ekonomi
ekonomik kriz
güngör uras
habertürk
haciz
hapis
hapishaneler
icra
iha
jenardi
karşılıksız çek
karşılıksız çek adet
karşılıksız çek cezası
karşılıksız çek sorunu
karşılıksız çekler
kredi
mahkemeler
manşet
meclis
milletvekili
presstürk
protesto
rahmi ofluoğlu
uğur yücel
yargıtay
Hakkımdaİzleyenler |






















