Çek Mağduru Blog

SAYIN MİLLETVEKİLLERİM

0 yorum

Sayın Milletvekilim





Karşılıksız çekten dolayı hapis cezası , kanayan bir yaradır ve Türk Hukuk Sistemi açısından bir yüz karasıdır! Kişi hak ve hürriyetlerine ve esasen mevcut Anayasamıza da aykırı olan bu uygulama 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle yeni bir boyut kazanmıştır:



Konu ile ilgili mevcut hukuki durum aşağıda sadece iki ana husus bakımından özetlenmiştir. Uygulama yasasında verilen süre 31 Aralık 2008'de dolmuş ve bu tarihten itibaren karşılıksız çek suçları fiilen cezasız kalmıştır. Eğer hukuk devletiysek, bu suçtan dolayı, yeni bir yasal düzenleme yapılana kadar hiçbir mahkeme ceza veremez ve önceden verilmiş olan cezalar da hukuken yok hükmündedir.



Ne var ki yargı tereddüttedir ve 3 aydır çelişkili kararlar verilmektedir. Bazı mahkemeler ceza vermeye devam ederken kendisinden bir çözüm beklenen YARGITAY, bugüne kadar yerel mahkemelere emsal oluşturacak bir karar da vermemiştir. Bazı illerdeki Asliye Ceza Mahkemeleri ve en önemlisi Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise, cezaların infazını durdurmuş ve hükümlüler tahliye edilmeye başlanmıştır. Diğer taraftan karşılıksız çekten dolayı ceza almış olan binlerce kişi ise kanunsuz bir şekilde 3 ayı aşkın süredir cezaevlerinde tutulmaktadır.



Ekonomik suçtan dolayı hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesinin gayri insani olduğu, mevcut düzenlemenin anayasaya aykırı olduğu konuları bir tarafa, ortada apaçık bir hukuksuzluk ve kaos vardır! Teknik bir konu değil, akl-ı selim sahibi herkesin kolayca anlayabileceği basit bir durum var ortada... Prof. Dr. Adem Sözüer ve daha birçok hukukçu aylardır konuyu anlatmaya çalışıyor ama maalesef hukuksuzluk devam ediyor.



Bu kaos hem adalet anlayışını zedeliyor, hem de apaçık bir ihlal niteliği taşıyor. Üç aydır haksız yere cezaevlerinde tutulan insanlar, bu durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdıklarında kesinlikle lehe bir karar çıkacak ve yüklü tazminatlar gündeme gelecektir. Zira Sakarya Ağır Ceza Mahkemesinin aynı konuda verdiği emsal kararlar var. Bu kararlar diğer mahkemeleri bağlayıcı olmasa da ceza hukukunun uygulanmasında yeknesaklık zedelenmiş ve kanun önünde eşitlik ilkesi bozulmuştur. Böyle bir netice, Meclisi ve hükumeti zor durumda bırakacağı gibi, uluslararası hukuk çevrelerinde ve kamuoyu nezdinde yargı organlarının saygınlığını da zedeleyici sonuçlar doğurabilecektir. Meclisin ve hükumetin bir an önce bu çarpık duruma el koyması ve hukuksuzluğu sona erdirmesi gerekiyor.



Yeni yasada adli para cezası ve dolayısıyla hapis cezası devam edecek olsa da, çıkacak kanuna eklenecek bir geçici madde ile, 1 Ocak 2009 tarihi ile kanunun çıktığı tarihe kadar oluşmuş bulunan yasal boşluk sebebiyle cezasız kalmış olan karşılıksız çek suçundan dolayı verilen cezaların kaldırılması sağlanabilir. Böylece hem yargının tereddütleri izale edilmiş olur, bozulan yeknesaklık ve eşitlik ilkesi de nispeten telafi edilebilir.


Ortada kamu vicdanını rahatsız eden, toplumsal barışı zedeleyen ve adalet duygusunu inciten çok vahim bir tablo vardır ve süratle çözüm beklenmektedir.



Sessiz sedasız onbinlerce insan ve aile, Yüce Meclisten hukuk devleti esasına uygun bir çözüm beklemektedir.



HUKUKİ DURUMUN ÖZETİ



5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5 inci maddesi “Özel kanunlarla ilişki” başlığını taşımaktadır. Bu maddeye göre, “Bu Kanun’un genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren özel kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.” Bu kanunun yayınlanmasını müteakip 3167 sayılı Çek Yasasının da içinde bulunduğu “ceza içeren özel kanunlar”da gerekli değişiklik ve uyumların yapılabilmesi için 5nci maddenin uygulanması 31.12.2008 tarihine ertelenmiştir. Ancak 31.12.2008 tarihine kadar, diğer birçok özel kanunda değişiklik yapılmış olmasına rağmen Çek Kanununda gerekli değişiklikler yapılmadığından, artık 01.01.2009 tarihi itibariyle 3167 Sayılı Yasanın ceza içeren ve TCK Genel Hükümlerine aykırılık teşkil eden maddeleri zımnen yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. Nitekim, 31.12.2008 tarihine dek, ceza hükmü getiren diğer özel kanunlardan olan 3167 Sayılı Çek Kanununun cezai hükümleri, TCK’nun genel hükümlerine aykırı olsa da uygulanabilmekteydi.



Aykırılıklar nerededir?



1. TCK m. 21 bakımından : 3167 SK. m. 16/1’de karşılıksız çek keşide etme suçu, “şekli suç” niteliğinde düzenlenmiştir. Ancak, TCK ’nın genel hükümleri (m. 21) uyarınca, bir suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır. Kast “doğrudan”(m. 21/1) veya “olası kast” (m. 21/2) olabilir. Bu nedenle, bir kişinin karşılıksız çek nedeniyle cezalandırılabilmesi için, bu kişinin çeki keşide ederken, çekin karşılıksız kalacağı kastıyla hareket etmiş olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, bunu bilmeli ve istemelidir. Dolayısıyla, yapılan yargılamada, artık kastın varlığı mutlak olarak araştırılmalı ve bunun sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Şayet olayda kast yoksa TCK m. 21/2’ye göre, somut olayda karşılıksız çek keşide eden kişide “olası kast”ın varlığı da ayrıca değerlendirilerek, maddede öngörülen ceza indirimleri uygulanmalıdır.

5252 Sayılı Kanunun kabulü ve uygulanması ile, hukukumuzda bugüne kadar zaten tartışmalı olan “objektif sorumluluk” esası terkedilmiş ve “kusursuz ceza olmaz” esası tamamen geçerli kılınmıştır. Şu halde, karşılıksız çek suçlarında, 1.1.2009 tarihine kadar “objektif sorumluluk” esasına göre verilmiş olan cezalar geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır. Artık suçun manevi unsuru olarak “kast” aranmalıdır. Aksi bir uygulama “kanunsuz suç ve ceza olamaz” esasına açık bir aykırılık teşkil edecektir.


2. TCK m. 52 bakımından
Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek keşide etme suçunun cezası, çek bedeli tutarı kadar “adli para cezası” olarak belirlenmekteydi. Ancak, 1.1.2009 tarihinden itibaren TCK’nın adli para cezalarına ilişkin 52. maddesi uygulama alanı bulacağından, ceza miktarının ve niteliğinin belirlenmesi değişmiş bulunmaktadır.


TCK 52. maddenin uygulanmaya başlaması ile Çek yasasındaki çek bedeline bağlı adli para cezası uygulaması son bulmuştur. Adli para cezasının miktarının tespiti artık, sadece gün/para esasına göre yapılabilecektir. 3167 Sayılı Çek Kanunu’nun uygulamasında, ceza, karşılıksız çıkan çek miktarına göre belirlenmekteyken, TCK’nın 52. maddesinin uygulanmasıyla, öncelikle tamgün hesabının yapılması ve bir güne karşılık gelen parasal miktarın belirlenmesi üzerine karar verilmesi gerekmektedir. TCK m. 61/8 hükmüne göre, adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunacaktır. Bu itibarla, yargılama sonucunda verilecek adli para cezasının tayini usulü de tümden değişmektedir.

Nitekim hazırlanan yeni Çek Kanunu tasarısında da "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz." Denilmek suretiyle adli para cezasının tayininde Yeni TCK’na uygun olarak gün/para sisteminin getirildiği görülmektedir.


Bu değerlendirmeler ışığı altında bugüne kadar 3167 Sayılı Kanuna göre verilen çek cezaları, 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan TCK 5nci maddesi uyarınca , aynı kanunun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir ve sanık/hükümlü lehine olan yeni hükümler uygulanarak bugüne kadar verilmiş olan cezaların infazı durdrulmalıdır.


Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek, gerek Anayasa'da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.




Devamını Okuyun

ÇEK MAHKUMLARINI DUYUN

0 yorum





ÇEK MAHKUMLARININ SESİNİ DUYUN

Kimi hapiste, kimi mecburen kanun kaçağı durumunda. Çek - senet yasasındaki yanlışlık düzelmezse hapishaneler yetmez! İşte onların sesi..
5 Nisan 2009


BUGÜN ALLAH İÇİN NE YAPALIM..

Sizleri bilmem ama ben bugün Allah için özünde eşitsizlik olan, çek mahkumiyetinden hapislere düşmüş, kaçak düşmüş insanların acısını gündeme taşıyacağım.

Hüküm giymiş, çoluk çocuğundan, eşinden dostundan, ailesinden, anadan babadan uzak, demir parmaklıklar mahkum olmuş insanların dramıdır bu. Bir toplumsal trajedidir. Bu çaresi insanların feryadını, haksızlığa uğrayanların isyan çığlığını duymanızı istiyorum.

Haklarındaki hükümler 'Batana da bir tekme benden' der gibi!

Onlar dağlarda askerimi şehit eden, sonra da af isteyen hainler değil!

Onlar G.Doğu'dan ithal kapkaç çeteleri de deği!l

Bu ülkenin kadınları, çocukları, anne, babaları; insanları!

Bu ülkenin vatandaşları!

Sayın Uğur Dündar! Anımsatsanız; size bir gazetecilik ödülünü sahibi olduğım sahibi olduğum İstanbul Gösteri Merkezi'nde ben takdim etmiştim.

Siz, siz M.Ali Birand, siz Ali Kırca ve TV'lerin haber dairelerini yöneten siz değerli medya mensupları; yüzbinlerin kararmış hayatları sizlerin duyarlılığını bekliyor!

Hadi bugün Allah için bunu yapın!

Noktasına virgülüne dokunmadan yayınladığım mektuplar yüreğimde derin bir sızı bırakıyor, ya sizin?

Mustafa Özbey





Sayın Mustafa Özbey Beyefendi,


DESTEĞİNİZ VE YARDIMLARINIZ İÇİN BİNLERCE, ONBİNLERCE TEŞEKKÜRLER
GEÇEN HAFTA BİR İŞADAMI İNTİHAR ETTİ. BURSA'DA . ÖDEYEMEDİĞİ 1200 TL LİK ÇEKİNE HAPİS CEZASI ÇIKTIĞI İÇİN
NEREYE GİDİYORUZ,.........
SENEDİNİ ÖDEMEYENE CEZA YOK, VERGİSİNİ ÖDEMEYENE CEZA YOK , KREDİSİNİ ÖDEMEYENE CEZA YOK
PEKİ NEDEN ÇEKİNİ ÖDEYEMEYENE VAR :..........
BU DOĞRUMU YA HERKESİ İÇERİ ALSINLAR YADA EŞİT DAVRANSINLAR.

SAKARYA MAHKEMESİ ÇEKE HAPİS CEZASINA BERAAT VERİYOR, DİĞER BÖLGELER DİLEKÇELERE RED VERİYOR.
NELER OLUYOR ÜLKEMİZDE......
NEDEN BU DENGESİZLİKLER . ... BİR TEK DOĞRUYU BİLEN SAKARYA . .....PEKİ DİĞER BÖLGELER NAPIYOR.
MAHKEME KARARINDA O KADAR DÜZGÜN ANLATILMIŞKİ.... SÖYLEYECEK BİŞİ YOK.....


EŞİM ASKERE KURŞUN SIKMADI, KİMSENİN Bİ ŞEYİNİ ÇALMADI, DOLANDIRMADI, DEVLETE HAKARET ETMEDİ,
TERÖRİST DEĞİL, AHLAKSIZ VE TACİZCİ ASLA VE ASLA DEĞİL, NE DEVLETİN NEDE KİMSENİN MALINA EL KOYMADI,
AMA ONLARLA AYNI KEFEDE YARGILANIP, AYNI YERDE CEZA ALIYORLAR. ONLAR SERBEST, EŞİM İÇERDE YATIYOR.
BU ADALETMİ SİZCE ......

Güzel ülkemizin bu durumunda ben ve benim gibi sorunları olan insanların yaşadıklarını görünce ne kadar üzüldüğümü anlatamam.
Eşim ekonomik krizden dolayı iflas etti . Bizler son aşamaya kadar dayanmaya çalıştık. İş yaptığımız büyük firmalar dahi
anlaşmalarına uymayarak gerek ödemelerinde , gerekse vadelerinde bizim taşıyamayacağımız kadar üstümüze geldiler.
Sonucunda hem kredimiz, hemde bünyemiz bunu kaldıramadı ve çeklerimiz teker teker yazıldı.

Çeklerimizin; iş yaptığımız firmalar tarafından gerek faktoring ve gerekse açık çalışan tefecilere bozdurulması ise bizim
için dönülmez bir handikap oldu. Yaşamın ne kadar zorlaştığını ve izinimizi kaybettirmemizin gerekliğini anlatmama gerek yok sanırım.

Şu an eşim cezaevinde. Eşim yurt dışında eğitim almış 2 dil bilen ve içeri girinceye kadar Türkiye'nin tanınmış firmalarından birinde işletme müdürü olarak görev yapıyordu. Amacımız azda olsa teker teker çeklerimizin ödemelerini yapmak ve alacak
davalarımızı teker teker kapatmaktı.

Ama gelin görünki duruma bakın : Şu an eşim; Türkiyede kaptıkaçtıçıların serbest bırakıldığı, dolandırıcıların ve katillerin
aynı kefeye konulduğu cezaevinde. Ve hatta bazılarıyla aynı cezayı çekecek zaman olarak. Şartlara gelince; benim gönderdiğim para ile orada yaşamak zorunda. Çünki orada yaşamak için suyu parayla almak zorunda, kullandığı elektrik parasını ödemek zorunda,
Devletimiz Allah razı olsun günlük 3 ytl iaşe bedelini sonra geri ödemek üzere kullandırıyor . Ama ne kadarı yeter bilinmez.

Peki eşimin psikolojisi ne olacak, dünyanın her yerinde ekonomik suça ekonomik ceza varken..............
Devletten ve bankalardan milyarlarca lira kredi kullananlar, senedi defter yaprağı gibi dağıtanlar, vergi borcunu ödemeyenler
ceza almazken sizce bu doğrumu:

Peki seçim yatırımları : ssk borçlularına af , vergide indirimler (af denecek kadar) , kredi kart borçlularına kolaylıklar,
sicil afları , turizm yer işgalcilerine af, marka tescillilerine af .

Peki çek mağdurları ticaret yaptı, battılar. Bunlara şans verilmesi gerekmiyormu. Zaten hapisten çıkınca davalar bitmiyorki ,
alacaklılar zaten insanların tepesinde. Yani bu borç ya ödenecek ya ödenecek.

Başınızı ağrıttım, ama nolur sesimiz olun . Ben içerde yatan 2000 kişi , ve dışarda mahkumiyet almış 500.000 kişi olduğunu resmi makamlardan biliyorum . Ve bu şubat, mart aylarındaki çek patlamalarıyla 1.milyona ulaşacak . çünki
temmuz ödemelerinde tüm çekler 6-7 - 8 aylık vadelerle veriliyordu. insanlar toparlarız diye düşünüyorlardı .
Ama inanın durum çok vahim. İçerdeki kişinin yanında ailesi de mahkum.
Bide çocukları olanları düşünün . Ben emekliyim . 500 ytl alıyorum bunun yarısını eşime gönderiyorum yarısını kendim kullanıyorum varın siz düşünün. İş olsa yapıcam ama oda yok

SİZDEN YARDIM DEĞİL , DESTEK BEKLİYORUZ. TEK AMACIMIZ BU İNANIN . SADECE SESİMİZİ DUYURUN. İNANIN
SES GETİRİR . .....

Kaynak:www.pressturk.com
Devamını Okuyun

ÇEKLERİ, SENETLERİ YÜZÜNDEN HAYATLARI KAYANLAR…

0 yorum






TÜRKİYE'nin nüfusu 70 milyonun biraz üstünde. Günlük gazete satışı ise 6 milyon civarında.

İddiaya göre bu oran gelişmiş ülkelerin pek çoğunun üstünde.

O kadar promosyonla, o kadar gazete ilanıyla, birbirine gaz vermelerle varılan bu nokta başarı sayılmalı mı?

Yüksek tiraj iddiasındakilerin sorduğu bir soru ise şu:

Çok satan gazete başarılı bir gazete yapıldığının da kanıtı sayılır mı?

İşin aslına bakılırsa..

İyi gazetenin anlamı günün, okurunun,insanının, halkının gündemini candamarından yakalamak mıdır?

Yoksa rüzgara göre yelken açmak, eften püften, incir çekirdeğini doldurmayan anlamsızlıklarla eveleme geveleme mi?

Yoksa..yoksa..

Patronunun niyetleri, hedefleri, çıkarları doğrultusunda kamuoyu oluşturmak mı? İşte can alıcı soru:

Madem gazeteler bu kadar çok okunuyor, niye en az güvenilir kurum arasında? Nedeni açık:

Günlük hayat gailesinde boğulan insanımız çaresini bulamayacak da olsa..

Derdine derman olamayacak da istiyor ki sesi duyulsun!

Ve işte sizlere çok can alıcı bir örnek:

Ekonomik kriz kimine göre ‘teğet geçti’, kimine göre ‘zor’, kimine göre ‘delip de geçiyor’..

İşleri bozulunca, alacak – verecek dengeleri alt üst olunca piyasa bir tsunamiyle savruldu.

Çek – senet kabusu çiftçinin, esnafın, işi gücü olanın – olmayanın herkesin, hepimizin korkulu düşü oldu!

Yasalar var, ancak pek çoğu yoruma açık.

Benzer davalarda farklı mütalaalar çıkıyor; iddia bu.

Yaklaşık 500 bin hükümlünün ortak sesi:

‘Yeni bir yasa çıksın, haksızlıklar giderilsin; eşitsizlikler, kararlar, yorumlar sona ersin!’

Kurunun yanında yaş da yanıyor, asıl içe sinmeyen haksızlık bu.

Maalesef yasalar gözünün üstünde kaşın var demiyor, ancak zaman zaman çifte kararların verildiği de gerçek.

Bu olumsuzlukların yargıdan değil, muallakta kalmış, açığa kavuşmamış yasaların bizatihi kendisinden kaynaklandığını biliyoruz.

Yargının eli kolunun bağlı, bu da acı bir gerçek!

Her yönüyle içinden çıkılmaz bir kaos ortamı, yangın yeri!

Karşılıksız çek – senete ilişkin olarak şu sıralar Adalet Bakanlığı’nın Başbakanlık’ta bekleyen bir yasa taslağı var.

Var da siz hiç herhangi bir gazete ya da TV’nin bu yaraya parmak bastığını gördünüz mü?

Sanki başka bir ülkede, başka insanların gündemiyle yaşıyorlar!

Sütunlarını mağdurların feryadına açmayı, yaraya bir nebzelik derman olmaya çalışmayı sadece bizim Presstürk'ün insanlık görevi sayması Türk basını açısından hem acınası, hem vahim bir durum!

Bakın bize ulaşan bazı mesajlar ne diyor:



* Çekteki mağduriyetimizi kaleme aldığınız için çok tesekkürler. Sizlerden ricamız; bu konuda biz mağdurların güçlü sesi olmanız ve çekten cezaevinde olan veya dışarıda her günü cehenneme dönen bizlere mutlu haberi verene kadar sizin çatınız altında tek yürek olarak sayın devlet büyüklerimize sesimizi duyurmanız.



* Sayın pressturk, hassasiyetinize teşekkürler. Unutmayalım ki adalet bir gün herkese lazım olur. Gecikmiş adalet adalet degildir. Mağduriyetlerin önlenmesi için yetkililerden acil çözüm istiyoruz.



* Bankalardan ve lobilerinden, finansçılardan ve lobilerinden korkmayan bir adalet istiyoruz.



* Bu haberi yaptığınız için size ne kadar teşekkür etsek azdır. Günümüz Türkiyesinde böyle saçma sapan kanunların olması olacak şey değildir.



* Türkiye’de adaleti mahkemeler farklı yorumlamaya başlamıştır. Bir mahkeme infaz verirken diğeri beraat verebiliyor. Hani bunun kanunu...Adalet herkese eşit dağıtılmalıdır. Dünyada olmayan akıla mantıkla bağdaşmayan saçma sapan bu yasa değişmelidir. Teşekkürler.



* Bu tür haberlere lütfen devam edin. Bu konudan muzdarip birçok insan var hem içeride yatanlar, hem dışarıdaki yakınları inanın çaresizlikten sesleri çıkmıyor bu sessiz çığlığın sesi olduğunuz için teşekkürler.



* Hukukun herkese eşit şekilde uygulanması ,hatta sadece uygulanması için verdiğimiz mücadelede yanımızda olmanız, inancımızı artıyor. Teşekkürler.



* Gerçekten çok teşekkürler Presstürk. Emeğinize sağlık. Bence bizlerin başka yorum yapmasına gerek yok, herşey çok güzel özetlenmiş.



İçi alev alev yanan çek – senet mağdurlarının feryadı böyle..

Bu siteye emek verenler bizlerin içi rahat; bir insanlık görevini yerine getirdik / getiriyoruz..

Hiç değilse başımızı yastığa rahat koyabiliyoruz..

Çorbadaki azıcık tuzla teselli buluyoruz..

Buruk da olsa içimize minicik bir sevinç dalgası yayılıyor..

Peki..

Peki ya çok satmakla / seyredilmekle övünen, ötekileşmiş o medya?


Kaynak:www.pressturk.com
TEŞEKKÜRLER SAYIN MUSTAFA ÖZBEY
Devamını Okuyun

MAĞDURLAR ADALET BEKLİYOR

0 yorum


Karşılıksız çek suçundan ötürü hapis cezasına devam edilmesi Anayasa'ya ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır! Avukat Gökhan Ahi bir hukuk dramını yorumluyor

AVUKAT GÖKHAN AHİ



TÜRKİYE’nin imzalamış olduğu ve uymayı taahhüt ettiği uluslararası sözleşmeler gereği, bazı teminatlar Anayasa’da hüküm altına alınmıştır. Anayasa, bir ülke için en üstün yasadır, dolayısıyla tüm kanunlar Anayasa’ya uygun ve uyumlu olmak zorundadır. Anayasa’nın 38. Maddesinde düzenlenen bu teminatlara göre, hiç kimse kanunla suç sayılmayan bir eylem için cezalandırılamayacağı gibi, hiç kimse sözleşmeden doğan yükümlülüğü yerine getir(e)mediği için özgürlüğünden alıkonamaz.



Dikkat edilecek olursa, yükümlülüğü yerine getirmemekten değil, yerine getirememekten bahsedilmektedir. Hal böyleyken, sözleşme benzeri olan çekin karşılığının öden(e)memesinin suç kabul edilmesi en başta Anayasa’ya aykırı düşmektedir. Nasıl ki, kredisini ödemeyen, borcunu ödemeyen kişilere hapis cezası uygulaması yoksa, çeke de hapis cezası veya para cezası uygulanmamalıdır. Nitekim mal beyanında bulunmama suçu da bu gerekçeyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş, 16.04.2009 tarihinden itibaren de yürürlükten kalkacaktır. Anayasa Mahkemesi, bu kararı 16.04.2008 tarihinde yayınlamasına ve yürürlükte kalması için 1 yıl süre vermesine rağmen, lehe uygulama nedeniyle o tarihten bu yana mal beyanında bulunmama suçundan dolayı kimseye ceza verilmemiş, verilen cezalar da infaz edilmemiştir.



ASLINDA ÇEK NEDİR?

Çek, kambiyo senedi olduğundan dolayı bir ödeme aracıdır. Başka bir deyişle nakit yerine geçen güven aracıdır. Ancak, Türkiye’de çek, ne yazık ki bir ödeme aracı olmaktan çıkmış, vadelendirme veya kredilendirme aracına dönüşmüştür. Çekte asıl olan, nakit karşılığın bankada o anda bulunması ve banka tarafından bloke edilerek ibraz anında lehdara ödenmesidir. Tüm dünyada uygulanan model budur. Çekin karşılığı yoksa bile banka bu çeki lehdara ödeyecektir, çünkü çek verdiği kişilerden veya şirketlerden zaten yeterli teminatları almıştır. Ama Türk bankaları yeterli teminatı sağlamadan, talep eden herkese çek karnesi vermiş ve çeklerin karşılığını ödemekten kaçınabileceği yasal düzenlemelerin arkasına sığınmıştır. Başka bir deyişle, kendisine düşen araştırma, teminat alma ve güven sağlama yükümlülüğünü yasal düzenlemelerle bertaraf etmişlerdir. Sonuçta, Türk hukukunda mevcut olan çek uygulaması amacını aşmış ve kendine has başka bir araca dönüşmüştür.



KARŞILIKSIZ ÇEK VERMEK SUÇ OLMAKTAN ÇIKMIŞ MIDIR?

Karşılıksız çek vermek, suç olmaktan çıkmamıştır, fakat bu suça ceza verilmesi yasal boşluktan dolayı olanaksız hale gelmiştir. Şu anki mevcut kanunlarla karşılıksız çek suçuna ceza vermek mümkün değildir. Nitekim, 3167 sayılı yasanın 16/1-2.md ve 13/1. Maddelerinde düzenlenen cezaların “sistemin değişmesi” nedeniyle 1.1.2009 gününden itibaren uygulanmayacağı ortaya çıkmıştır.



Türk Ceza Kanunu’nun 5. Maddesine göre, ilk 75 maddeyi kapsayan “genel hükümler” 01.01.2009 tarihinden itibaren, ceza hükmü içeren tüm kanunlar için uygulanması zorunlu hale gelmiştir. Bunun böyle olmasının sebebi, çek kanunu gibi özel ceza hükümleri içeren onlarca kanunun yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihte külliyen değiştirilmesinin mümkün olamamasıdır. Kanun koyucu, üç buçuk yıllık bir ara dönem öngörerek bu tür özel ceza hükümlerinin zaman içinde yavaş yavaş değiştirilmesine ve yeni Türk Ceza Kanunu’na uyumlu olmasına olanak tanımıştır. Ancak, düzenlemeler için uzun bir süre tanınmasına rağmen, çek yasası ve bunun gibi özel yasalarda Türk Ceza Kanunu’nun 52. maddesine ters düşmeyecek gerekli yasal düzenlemeler bu güne kadar yapılmamıştır.



1 OCAK 2009 TARİHİNİN ÖNEMİ NEDİR?

31/12/2008 saat 24:000 itibariyle, genel hükümlere aykırı ceza maddelerinin uygulanması son bulmuştur. 5252 sayılı Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun geçici 1. Maddesi gereğince, diğer kanunların Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümlerine aykırı olan maddelerinin değişiklik yapılana kadar ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanacağına ilişkin kural, Çek yasasındaki “çek bedeli kadar” olan para cezası sistemini de ortadan kaldırmıştır. Bu tarihe kadar çek yasasının bu hükmü değiştirilmiş olsaydı, sorun çıkmayacaktı. Ancak bu değişikliği içeren yeni düzenleme yapılmadığı için yasal bir boşluk oluşmuştur.



Dolayısıyla takdire yer bırakmayan “çek bedeli kadar” şeklinde para cezası uygulaması 1.1.2009 gününden itibaren uygulanamaz hale gelmiştir. Türk Ceza Kanunu’nda artık “adli para cezası” sistemine geçilmiş olup, özel kanunda geçen “çek bedeli kadar” ceza sistemi otomatik olarak yürürlükten kalkmıştır.



Bilindiği üzere Türk Ceza Kanunu’nun 45. Maddesinde sadece iki tip ceza vardır. Bunlar da, hapis ve adli para cezasıdır. 3167 sayılı kanunun 16/1-2 ,13/1 maddeleri gibi, ceza içeren tüm özel kanunlarda 1.1.2009 gününden itibaren Türk Ceza Kanunu’nun 52. Maddesine aykırı olmayacak şekilde ADLİ PARA CEZASI uygulamasına geçilmiştir. Yani çek suçlarında öngörülen “çek bedeli kadar” veya “doğrudan” para cezası uygulaması yerini belirli koşullara göre değişen ve hakimin “takdiri” ile belirlenen adli para cezasına bırakmıştır.



Türk Ceza Kanunu 52. maddeye göre adli para cezası hesaplanırken de alt ve üst sınırlarının takdirinde Türk Ceza Kanunu’nun 61/8 ve 61/9. Maddeleri göz önünde bulundurulmalıdır. Yani, sanığın şahsi ve ekonomik durumuna göre adli para cezası takdir edilmelidir.



YENİ ÇEK YASASI ÇIKINCA HAPİS CEZALARI DEVAM EDECEK MİDİR?

Yasa koyucu yani Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu konuda artık yeni bir düzenleme yapsa bile, Türk Ceza Kanunu’nun 2. Maddesi gereği, 01.01.2009 tarihinden düzenleme yapılan güne kadar lehe olan kanunların uygulanmasına devam edilmelidir. Yani yasa değişikliği durumunda, Türk Ceza Kanunu’nun 2. Maddesinde anılan “kanunsuz suç ve ceza olmaz” prensibi gereği ve yine 7. Maddenin 2. Bendinde anılan “lehe uygulama” ilkesi gereği düzenleme yapılan güne kadar işlenmiş olan ve 1 Ocak 2009’dan önce de işlenmiş olan karşılıksız çek suçları cezalandırılamaz, cezalandırılmış olsa bile cezanın infazından vazgeçilmelidir. Örneğin, 1.1.2009 tarihinden itibaren, karşılıksız çek suçlarında tüzel kişiye de verilen para cezası, genel hükümlere uygun olmaması ve yeni Türk Ceza Kanunu’nda tüzel kişilere verilen ceza sistemi değiştiğinden dolayı, istisnasız olarak tüm mahkemelerce ortadan kaldırılmıştır.



Çok yerinde ve hukuka uygun olarak, bazı mahkemeler (Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi, itiraz üzerine verilen kararlarıyla Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesi) karşılıksız çeke verilen cezanın yeni bir düzenleme yapılmaması ve yeni bir düzenleme yapılana kadar infazın yerine getirilmesinde tereddütler olacağı gerekçeleriyle beraat ya da infazın durdurulması kararı vermişlerdir. Ancak halen bir çok mahkeme, bu kadar açık ve net bir durum karşısında ceza vermeye devam etmekte, verilmiş cezalara yapılan infaz durdurma taleplerini reddetmektedir. Bu durum, eşitlik prensibine ve hakkaniyete aykırıdır.



Bir devlet, yasalarının eşit, adil ve herkese uygulanabilir olmasıyla ancak “hukuk devleti” olabilir. Eğer yasal boşluklar doldurulmazsa, adil olunamazsa ve vatandaşlar arasında eşitlik korunamazsa, “hukuk devleti” ilkesi sadece Anayasa’da yazılı bir ibare olarak kalır. Bu durum, yasalara saygısı kalmayan bir vatandaş topluluğu oluşturur ki, bir devlet için en tehlikeli tehdit bu olacaktır.
Kaynak:www.pressturk.com
Devamını Okuyun

Mahkeme Yasada Boşluk Var Dedi

0 yorum



Mahkeme “Yasada boşluk var. Hapis kararı kişisel hak ve özgürlüklere aykırı”

Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi çekle ilgili olarak verdiği taliye kararlarına gerekçe olarak da, “Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek Anayasa’da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine aykırı” olmasını gösterdi.
Geçtiğimiz hafta karşılıksız çek vermek suçuyla ilgili olarak Sakarya Asliye Ceza Mahkemesinin 3 ayrı dosyadaki hapis cezalarını kaldıran Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Abdulkadir Yavuz, hakim üyeler Burhanettin Esenkar ve Cevdet Bak dün karşılıksız çek vermek suçundan yapılan tutuklanmaya ilgili itiraz dilekçesini inceledi. Mahkeme heyeti 85 bin lira hapis cezasına çarptırılan ismi açıklanmayan kişinin itirazını inceleyerek cezaevinde kalmasının kişisel hak ve özgürlüklere aykırı olduğu yönünde görüş bildirerek tahliyesine karar verdi. Bu tahliye kararıyla Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde karşılıksız çek vermek suçundan tutuklu bulunan 4 kişi tahliye edildi.

İşte Mahkemenin kararı

Mahkeme 4 sayfalık kararında karşılıksız çekten tutuklu bulunan sanığı şu gerekçelerle tahliye etti: Adalet Bakanlığı'nın http://www.kgm.adalet.gov.tr/basbakanlik/cekkanunu.pdf adresinde bulunan ve Çek Kanunu Tasarısı Taslağı olarak Başbakanlığa gönderilen metnin 5/1 madde ve fıkrasında "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz" düzenlemesinin bulunduğu, bu düzenleme dikkate alındığında yasama organının büyük çoğunluğunu oluşturan yürütmeyi (hükümeti ) temsilen Adalet Bakanlığının da itirazı reddeden mahkeme ve ret kararında belirtilen Yargıtay Dairesinin inancına aykırı olarak çek kanununda verilecek adli para cezasının gün para sistemine uygun olması gerektiğini öngördüğü, bu durum karşısında subjektif değerlendirme niteliğinde olan "çekin ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil etmesi" bu nedenle 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin değiştirilmediği yani ayrık tutulduğu (temel düzenlemeden istisna edildiği) yönündeki değerlendirmenin mevcut yasal durum karşısında yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bir konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine ve yukarıda da değinildiği gibi bu konuda değişiklik yapmak için Başbakanlığa kanun tasarısı taslağı da sevk edildiğine göre yürütmenin (hükümetin ) ve yasa koyucunun (TBMM'nin) muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması ve yeni yasal düzenleme yapılana kadar bu ceza hükmünün uygulanamaz olmasını sağlamak olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.
Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.2008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmaması nedeni ile cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla ret edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla, 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı Yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması anına kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabulü ile hükümlüye Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.07.2007 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.

Kaynak
www.turktime.com
Devamını Okuyun

HAKLI DAVANIZIN TAKİPÇİSİYİZ

0 yorum


Sıkıntıları küresel krizle doruğa varan çek mağdurları başbakanlıktaki yeni taslağın taslağın akibetini bekliyor. Presstürk kanayan bu yaranın yakından takipçisi olacak!



Adalet Bakanlığı'nın yıllar içindeki çek suçlarıyla ilgili olarak Adana Milletvekili Hulisi Güvel'e cevaben verdiği hapis kararları, çekteki hapis kararları yüzünden intihar eden ve farklı mahkemelerin beraat kararları vardır. Bu durumdakilerin ödeme sıkıntısı ve maddi imkansızlıklar nedeniyle telefon açacak durumları bile yok. Mağdurlardan Cüneyt Özdemir'in yazdığı bir mektup sorunu bütün çıplaklığıyla ortaya seriyor. Hapis tehdidi yüzünden birçoğu adliyelere gidememekte, haklarını arayamakta, adeta hapis hayatı yaşamakta. Cezaevlerinde bulunanların, cezaevlerindeki yoğunluk ve maddi imkansızlık nedeniyle yaşadığı zulmü anlatmaya sayfalar yetmez.

Bütün bu sıkıntılara ek olarak Türkiye'de farklı mahkemelerden verilen farklı kararlar; kimini bu suçlardan salıverirken kimini de mahkum ediyor. Şu anda tam bir adaletsizlik ve kıyım yaşanıyor ve mağdurlar bu haksızlığın ortadan kalkmasını bekliyor.

İşte Presstürk yayınlarını bu eşitsizliğin giderilmesine odaklayacak ve sütunlarını sizlerden gelen birbiriyle çelişen karar örneklerine açacak.

Çek - senet yasasındaki yanlış tefsirler ve farklı yorumlar nedeniyle 500 bine yakın kişinin zor durumda olduğu ve Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Başbakanlık'a gönderilen yeni Çek Kanunu Taslağı'nı beklediği öğrenildi. Bakanlar Kurulu'nda görüşülmesi beklenen taslak, çek uygulamasına ilişkin önemli yenilikler getirecek.

Sizlerden gelecek farklı yargı örneklerini bekliyor ve bu değişikliklerden önemli olanlarını yeniden yayınlıyoruz:

* Verilecek adli para cezasının miktarı, karşılıksız çek miktarından az olmayacak. Mahkemeler cezayı belirlerken, çek miktarını da dikkate alarak 1.500 güne kadar adli para cezasına hükmedebilecek. Bu durumda karşılıksız çek sanığı, 150 bin TL'ye kadar adli para cezasına çarptırılabilecek.

* Karşılıksız çek miktarı 150 bin TL'nin üzerinde ise verilecek adli para cezası da yükselecek. Para cezasını ödeyemeyen sanık, günlüğü 100 liradan hapis yatacak. Ceza kaç lira olursa olsun, yatılacak hapis 3 yılı geçemeyecek. Birden çok karşılıksız çek suçu işleyen ve adli para cezasını ödeyemeyenler ise en çok 5 yıl hapis yatacak.

* Adli para cezasını ödeyemediği için hapse giren kişi, para cezasını ödediği veya çek miktarını faizi ile birlikte alacaklıya verdiği takdirde, cezaevinden çıkacak.

* Yeni düzenleme, bankaların karşılıksız çeklerdeki mali sorumluluğunu da artırdı. Bankalar karşılıksız çeklerin 475 TL'lik bölümünden sorumlu olacaklar. Alacaklı durumdaki kişinin talep etmesi halinde, banka 475 TL ödemek zorunda kalacak.

* Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Çek Kanunu Taslağı, mevcut çek sistemini de sil baştan yenileyecek. Buna göre üç ayrı formatta çek defteri düzenlenecek. Ticari Çek, Ticari Olmayan Çek ve Hamiline Çek adını taşıyacak çekler yasanın yürürlüğe girmesinden bir ay içinde hazırlanacak.

* 'Hamiline Çek' sistemi bankalarda bu amaçla özel hesap açtıran kişilerce kullanılacak. Hamiline Çek defterleri, matbu olarak hazırlanacak ve 'hamiline' ifadesi çek yapraklarının tümünde banka tarafından önceden yazılmış şekilde dağıtılacak. Ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişiler, bankalarda ayrı hesap açtırmadıkları sürece 'Hamiline Çek' kullanamayacaklar.

* Ticari Çekler sadece ticari işletmeleri olan kişilere verilecek ve bu çekler sadece ticari faaliyetlerde kullanılacak. Ticari işletmesi bulunan kişi, özel harcamalarında ise Ticari Olmayan Çek kullanacak. Yalan beyanda bulunarak Ticari Çek alan veya Ticari amaçlı çeki faaliyet alanı dışında kullananlar hakkında yasal işlem yapılacak.

Kaynak:
pressturk
Devamını Okuyun

Sakarya Türkiyede değil mi..????

0 yorum



Çek'te 25nci tahliye kararı!

Türkiye'de ilk kez karşılıksız çekle ilgili hapis cezalarını kaldıran Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi Mart ayında bu suçtan 25 kişi için tahliye kararı verdi

Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi olarak karşılıksız çekle ilgili olarak Asliye Ceza Mahkemelerinden gelen dilekçeleri inceleyerek karşılıksız çek suçundan tutuklu bulunan kişiler hakkında tahliye kararı verdi
lnci Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi mahkeme olarak Mart ayı içerisinde 25 kişi tahliye kararı verdi
Mahkemenin son verdigi tahliye kararının gerekçesi..

BAŞKAN : ABDÜLKADİR YAVUZ
ÜYE : BURHANETTİN ESENKAR
ÜYE : CEVDET BAK
KATİP : BEHİYE AYDIN

Hükümlü Abdullah Bekir vekili Av. Levent S. tarafından Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2009 tarih ve 2008/202 Esas, 2008/323 Karar sayılı ek kararı ile hükümlü vekilinin talebinin reddine ve mahkemelerinin 28.5.2008 tarih ve 2008/202 Esas, 2008/323 Karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına dosya içeriğine göre süresi içerisinde; müvekkilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği, 5275 Sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği, bu kararın 5237 Sayılı TCK nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, 3167 Sayılı Yasanın 16. maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu, 31.11.2008 tarihi itibari ile karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı, böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 24.03.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.
İddia makamının mütalaası alındı, dosya incelendi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde;
1-3167 Sayılı Yasanın 16. maddesinde :
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
2 – 5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;
(1) "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz."
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
3- 5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :
"Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. "
4-5237 Sayılı TCK nun 52/1-2-3 Madde ve fıkralarında;
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. "
5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6. Maddesi ile değişik Geçici 1. Maddesinde:
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.
6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:
(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7- 5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:
(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir." hükümleri bulunmaktadır.
Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlar ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.
Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında; 5252 Sayılı Kanunun geçici 1. Maddesinde 5560 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik üzerine belirlenen 31.12.2008 gününe değin, diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin düzeltilmesinin öngörüldüğü halde bu kapsamdan olarak yasa koyucu tarafından 5728 Sayılı "Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"u va'zettiği, dolayısıyla da uyumlaştırılması murat olunan diğer kanunların bu kapsamda yeniden düzenlenildiği., ancak bu çerçevede 3167 Sayılı Kanun hükümlerinin ayrık tutulduğu, bunun ise tamamen mevzuatın "Özel" niteliğinden kaynaklandığı, hal böyle olunca da Yargıtay Yüksek Dairesi'nin pek çok uygulamalarında da "özel yasa " niteliğinden dolayı pek çok uygulanabilir (önödeme-uzlaşma...gibi) hukuk müessesesinden ayrık değerlendirildiği nazara alındığında, ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil eden çeklerden dolayı tayin olunacak ceza hükmünde de "çek bedeli kadar adli para cezası" olmasında hukuken aykırı bir durum görülmediğinden" sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde; TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.
Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine; diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre yeniden uzatılmamıştır.
Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak " Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.
5237 Sayılı TCK nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası , beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir
Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan "kanunda aksine hüküm bulunmayan haller" tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde düzenlenebileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.
3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde; "..... çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası (adli para cezası) ile cezalandırılırlar . Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olamaz. " hükmünün bulunduğu, bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır.
Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı 5252 Sayıl Yasanın geçici 1. Maddesinin emredici hükmüdür. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
Ayrıca Adalet Bakanlığı'nın http://www.kgm.adalet.gov.tr/basbakanlik/cekkanunu.pdf adresinde bulunan ve Çek Kanunu Tasarısı Taslağı olarak Başbakanlığa gönderilen metnin 5/1 madde ve fıkrasında "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî paracezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz." düzenlemesinin bulunduğu, bu düzenleme dikkate alındığında yasama organının büyük çoğunluğunu oluşturan yürütmeyi (hükümeti ) temsilen Adalet Bakanlığının da itirazı reddeden mahkeme ve red kararında belirtilen Yargıtay Dairesinin inancına aykırı olarak çek kanununda verilecek adli para cezasının gün para sistemine uygun olması gerektiğini öngördüğü, bu durum karşısında subjektif değerlendirme niteliğinde olan "çekin ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil etmesi" bu nedenle 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin değiştirilmediği yani ayrık tutulduğu (temel düzenlemeden istisna edildiği) yönündeki değerlendirmenin mevcut yasal durum karşısında yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bir konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine ve yukarıda da değinildiği gibi bu konuda değişiklik yapmak için Başbakanlığa kanun tasarısı taslağıda sevk edildiğine göre yürütmenin, (hükümetin ) ve yasa koyucunun (TBMM'nin) muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması ve yeni yasal düzenleme yapılana kadar bu ceza hükmünün uygulanamaz olmasını sağlamak olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa'da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.
Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.2008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmaması nedeni ile cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla, 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı Yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması anına kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2008 tarih ve 2008/202 esas, 2008/323 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Hükümlü Abdullah Bekir vekilinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2-Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2009 tarih ve 2008/202 Esas, 2008/323 Karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3-Sanık hakkında Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 8.5.2008 tarih ve 2008/202 Esas, 2008/323 Karar sayılı ilamı ile verilen 4158 .- TL, adli para cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine,
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE ,
Dair; 5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince
incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.27.03.2009


Kaynak:medyabar.com
Devamını Okuyun