Çek Mağduru Blog
Karşılıksız çekde önce para cezası sonra hapis0 yorum
02.11.2009 - 09:01
3167 sayılı kanunda değişiklik yapılmasını öngören yeni "Çek Kanunu Tasarısı" 2 yıldır TBMM'de komisyonlar arasında dolanıyor. Bu yasama yılında da gündeme giremedi. Karşılıksız çek nedeniyle hapiste yatanların sayısını ben bulamadım. Ama çok olduğu söyleniyor. Hapistekiler ve hapse girecekler feryat ederken, kim olduğu belirsiz güçler, hapis şartlarının ağırlaştırılması için TBMM'nde lobi yapıyor. DÜNYA'da 28 Ekim 2009 tarihinde çok güzel bir haber analiz vardı. Başlığı "Herkes karşı ama çeke hapis cezası tasarıdan çıkarılamıyor" idi. Karşılıksız çek konusunda kafalar karışık . Önce neyin ne olduğunu özetleyeyim. Sonra iki mektuptan aktarmalar yapayım. 1) Karşılıksız çek nedeniyle mahkemeye düşenleri mahkemeler borçlarını ödemedikleri için yargılıyor ve de hapis cezası veriyordu. Bu uygulama uluslararası hukuk ilkeleriyle çelişiyordu. Borcunu ödemeyene hapis cezası bizden başka sadece Fransa'da vardı. O da kaldırıldı. Sadece çok özel kasta bağlı suçlarda hapis söz konusu. Dünyadaki bu gelişmeye benzer şekilde bizde de kanun değişikliği yapıldı ve karşılıksız çekte, borcunu ödemeyenlere (alacak senetlerinde/bonoda olduğu gibi) hapis cezası verilmemeye başladı. 2) Bu defa bizde yeni bir uygulama ortaya çıktı. Karşılıksız çekten yargılananlara mahkemeler, ödenmeyen miktara göre, "adli" para cezası hükmediyor. Bu "adli" para cezasını ödeyemeyenlere ise para cezası güne çevrilerek hapis cezası veriliyor. Uygulamada parası olmayana ve bu nedenle çekini ödeyemeyene devlet para cezası kesiyor. Parası olmadığı için bu cezayı da ödeyemeyenler, ceza miktarı kadar hapis yatıyor. Dikkat buyurulursa, bu cezanın karşılıksız çekin ödenmesiyle hiçbir ilgisi yok. Çünkü para cezasına hükmedilenler bir yerlerden para bularak para cezasını devlete ödeyebilseler de, karşılıksız çekten alacağı olanın eline bir kuruş geçmiyor. Cezayı ödeyemediği için hapis yatan kişiler işlerini ve para kazanma imkanlarını kaybettiğinden, alacaklılar paralarını tahsil ümidini hepten yitiriyor. 3) Burada bir açıklama daha yapmak gerek: Borç-alacak ilişkilerinin yasal belgesi borç senedi/bonodur. Dünyanın her yerinde borç-alacak ilişkileri bonoyla yürür. Borç senedini/bonosunu gününde ödemeyen hakkında kanuni takibat yapılır. Bu tür kanuni takibatta icra-iflas vardır ama hiçbir şekilde hapis yoktur. Sadece kötü niyetli uygulamalarda (dolandırıcılık suçlarında) hapis gündeme gelebilir. 4) Çekin vadelisi olmaz. Çek, ibrazında ödenmesi gereken bir belgedir. Bizde, kanuna karşı bir şekilde gelişen vadeli çek uygulaması piyasadan borç senedini/bonoyu kovdu. İç piyasa vadeli çekle işler hale geldi. Önce bir genç kızımızdan mektup aldım. Genç kızımız mektubunda şunları yazıyordu: "Sayın Hocam, babam 65 yaşında. Otuz yıldır gıda işi yapıyordu. Yanında 10 kişi çalıştırıyordu. Bugüne kadar hiçbir sigorta ve vergi borcu olmadı. Kriz çıkınca babama borçlu olanlar 1 milyon 200 bin TL tutarındaki vadeli çekleri ödeyemedi. Bu durumda babamın da 375 bin TL tutarındaki vadeli çekleri karşılıksız kaldı. Babamı mahkemeye verdiler. Mahkeme para cezasına hükmetti. Bu para cezasını ödeme imkanımız olmadığı için her günü 100 TL'den sayarak babama 5 yıl hapis cezası verdiler. Babam şimdi hapiste. İşyeri kapandı. Yanında çalışanlar işsiz. Babam hapiste ama biz ne alacaklarımızı alabiliyoruz, ne de borçlarımızı ödeyebiliyoruz. Açık anlatımıyla, babamın hapiste yatmasının borçlulara yararı yok. İşyeri kapanmasaydı, alacaklarını alamasa bile borçlarını zamanla ödeyebilirdi. " Genç kızımızın mektubundan sonra babası da hapishaneden mektup gönderdi. Babası ise şunları yazıyordu: "Metris Cezaevi'nde öyle arkadaşlar var ki, 73 yaşında yüksek inşaat mühendisi, TOKİ'den parasını alamamış, borcunu ödeyememiş burada. 46 yaşında babadan kalan çorapçılık, kumaş ve iplik boya fabrikası sahibi batmış. Ve de kuş gribinde yaptığım tavukçuluk sektöründe batan, yanında yüzlerce işçi çalıştırmış, SSK, gelir vergisi vs. gibi vergilerini ödemiş, varlıktan, patronluktan düşmüş ve hapse düşmüş olan 65 yaşında çek mağduru olan ben. Bizler yani. Sadece Metris'te yüzlerce kişi. Şu anda varlığı tartışılan ama olmayan 3167 sayılı yasadan dolayı hapisiz. Eğer, (Siz bunu gayet iyi bilirsiniz) 5252 sayılı yasanın geçici 1. maddesini ve 5237 sayılı yasanın (Yeni TCK) 5. maddesini peş peşe okursanız ne demek istediğimi anlarsınız. Şu anda yeni TCK uygulanmıyor. 31.12.2008'de miyadı dolmuş 3167 sayılı yasa uygulanıyor. Adalet Bakanlığı, çözüm üretemeyen, kanunları, yönetmeliklerle idare eden bir bakanlık oldu. Şöyle ki: (Kısaca) "Cezasının beşte birini, kapalı cezaevlerinde geçiren, herhangi bir vukuatı olmayan mahkumlar, yol parasını peşin olarak öderlerse, açık ceza evlerine gitmeye hak kazanırlar." Kanun böyle diyor. Ben cezamın beşte birini çektim, dilekçe yazdım. Gelen cevapta: "50 bin TL'yi geçen adli para cezasına çarptırılanlar, açık ceza infaz kurumuna ayrılmazlar yönetmeliğinin 10. maddesinin son fıkrasına göre açık cezaevine gidemezler". Cevap olumsuz. Halbuki, geçen gün iki sevgilisini de boğazlayıp öldüren seri katil, 6 yıl ceza yemiş ve açık cezaevinden kaçmış. Katil 6 yıl ceza alıp açık cezaevine gidebiliyor, hayret! İşte TC kanunlarının adaleti! Bu Çek Yasası'nın arkasındakiler faktoringler, yani tefeciler ve bankalar. Bu Çek Kanunu derhal kalkmalı, karşılıksız çekleri bankalar ödemelidir. Sanki geriye dönmeyen kredi gibi düşünsünler. Bakalım ne oluyor? (1) Önlerine gelene koçan, koçan çek veremeyeceklerdir. (2) Böylece garanti para yerine geçecek çekler piyasayı rahatlatacaktır. Ne dersiniz? Benim piyasadan 1 milyon 200 bin TL alacağım var, 2004 yılından beri alamadığım ve bir türlü nedense yakalanmayan bana borçlular. 375 bin TL borcum var. Maalesef kaçmayı düşünemedik şimdi hapisteyiz. Nasıl iştir? Çözümü hapis midir? Liberal ekonomilerde alacak, verecek işine devlet karışır mı? Devlet iki tüccar arasındaki alış verişten nemalanmaya çalışır mı? Aynı çatı altındaki mahkemeler ayrı, ayrı karar verebilir mi? Misal: Çekler hakkında Şişli 6. Asliye Ceza Mahkemesi beraat kararı verirken, aynı semt, aynı bina, aynı statüdeki Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi verdiği hapis kararından dönmüyor. Demek ki, hukukta 2 doğru var. Öyle mi? Bu kağıda yazdığım için kusuruma bakmayın. Bu şartlarda ancak bu kadar oluyor. Vaktinizi aldım, ama hiç değilse yazarak içimi boşalttım. Siz anlarsınız herhalde. Size saygılarımı sunarak mektubuma son veriyorum. Sağlık ve esenlik dilerim." İşte bu da hapishaneden gelen mektup. Hem iktidar hem muhalefet çekte hapis cezasına karşı. Ama Çek Kanunu Tasarısı, TBMM'de gündeme gelemiyor. Tevfik GÜNGÖR / OLAYLARIN İÇİNDEN gungoruras@superonline.com Ankara’da 65 bin esnaf çek mağduru olabilir0 yorumAnkara’da 65 bin esnaf çek mağru olabilir Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Mehmet Yiğiner, 65 bin kişinin karşılıksız çek nedeniyle sıkıntı yaşayacağını ifade ederek, Çek Kanununda acilen bir düzenleme yapılması gerektiğini kaydetti. Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ANKESOB) Başkanı Mehmet Yiğiner, ekonomik krizden ağır şekilde etkilenen esnaf ve sanatkarın şu anda da karşılıksız çekler nedeniyle hapse girme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ileri sürdü. Yiğiner yaptığı yazılı açıklamada, 65 bin kişinin karşılıksız çek nedeniyle sıkıntı yaşayacağını ifade ederek, Çek Kanununda acilen bir düzenleme yapılması gerektiğini kaydetti. Kamuoyunda ‘’sicil affı” olarak bilinen ”Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun”un Ocak ayında yasalaştığını hatırlatan Yiğiner, yasanın çıkma sebebinin zor duruma düşmüş esnaf ve sanatkarları tekrar kazanmak olduğunu, ancak bankaların özellikle kredi talebinde bulunan esnafa zorluk çıkardığını ifade etti. ”Bankalar ya istenilen miktarın aşağısında kredileri onaylanmak istenmekte ya da talep geri çevrilmektedir. Bu da işin başka bir boyutudur” diyen Yiğiner, şu görüşleri vurguladı: ”Çek kanununda düzenlemeler yaparak bu sorun aşılmalıdır. Bir geçiş dönemi yaşanmaktadır. Bunu en az zararla aşmak gerekiyor. Esnaf her zaman üretken olup, ülke ekonomisine karşılık beklemeden katkılar sağlamıştır. Ancak bu durum yaşanan krizle birlikte değişmiştir. Şimdi esnafa ivme kazandıracak yeni düzenlemelere ihtiyaç vardır. Aksi takdirde ülke ekonomisine büyük katkılar sağlamış olan esnaf sayısı her geçen gün azalacaktır. İstihdamın öncüsü durumunda olan esnaf ve sanatkara öncelik verilmelidir. Bazı destekleyici tedbirlere ihtiyaç duyulmaktadır.” AA Hiçbir şeyden 'çek'medi…0 yorumHiçbir şeyden 'çek'medi… 1 milyon 508 bin 504 "karşılıksız" çek Merkez Bankası'nın listesinde… Mahkemelerce haklarında "çek hesabı açma yasağı" konulanların sayısı 55 bin 149… Bunlar, Ocak-Eylül 2009 aylarını kapsayan veriler. Çek ile ilgili mahkeme kararlarının 10 yıllık toplamı (2000-2009 Eylül) 629 bin 697… Merkez Bankası'nın listesine giren, yargı kararlarına konu olan yıllık ortalama sorunlu çek sayısı, yuvarlak hesap, 62 bin 970… Zamanın Adalet Bakanı -halen TBMM Başkanı- Mehmet Ali Şahin'in, CHP Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in soru önergesine verdiği cevaba göre (Mart 2009), sadece 2007 yılında asliye ceza mahkemelerinde açılan dava sayısı toplam 158 bin 632… Mahkûmiyetle sonuçlanan dosya sayısı 103 bin 909. Bu veriler, 2007 yılı itibariyle yargıya intikal etmiş karşılıksız çek keşidesi veya borcun ödenmemesiyle ilgili her 100 davadan 53'ünün mahkûmiyetle sonuçlandığını gösteriyor. Sorunun derinliği Görülüyor; ortada sosyal, ekonomik ve hukuk boyutlarıyla koskoca bir "çek sorunu" var! Sorunun çapını kavramak için aktardığım resmi veriler yeterlidir. Bir de sorunun derinliği var. Derinliği, Türkiye ekonomisinde aradaki birkaç yıl hariç "krizler dönemi" olan 2000-2009 yılları itibariyle ölçebiliriz. Bu sürede Merkez Bankası'nın "kara listesine" giren toplam karşılıksız çek sayısı 15 milyon 666 bin 047. Soruna "karşılıksız çekin" karşısında alacağını bekleyen taraf açısından da bakmak zorundayız. İyi niyet, kötü niyet; kriz veya başka zorunlu sebepler… Borcunu ödeyemeyip mahkemelere, hapishanelere düşenlere "çek mağdurları" diyoruz. Tamam da, borçlunun kestiği çeke güvenerek ekonomik, ticari faaliyetini düzenleyen "alacaklılara" ne diyeceğiz; onların hakkı, hukuku yok mu? Elbette var! Son 10 yılı dikkate alırsak sonuç nettir: Yaklaşık toplam 15.7 milyon borçlu "mağdur" varsa, bir o kadar da alacaklı "mağdur" var. Kanun, hukuk, yargı bu kesimin haklarını da korumak zorunda! Korumuyor, 'çek'tiriyor! Çek borçlusunu da çek alacaklısını da korumayan bir kanun ve hukuk yapısı bütün ağırlığıyla "çek sorununun" kaynağını oluşturuyor. 1985 yılında çıkarılan, 24 yıldır yürürlükte bulunan 3167 sayılı "Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun" da sorunun "merkezinde" bulunuyor. Avrupa Birliği'ne uyumdu, sahadaki sorunlara çözümdü derken, arada yapılan üç değişikliğe rağmen, sorunu içinden çıkılmaz hale getirmekten başka bir işe yaramıyor. İşin tuhafı, mevcut mevzuatın işe yaramadığını siyasetçiler, bilim insanları; iktidar ve muhalefet milletvekilleri, vekilken sorunu kabul edip bakan olunca "şaşanlar" kabul ediyor, fakat, iki yıldır gündemde bulunan yeni "Çek Kanunu Tasarısı" çek suçlarına hapis veya hapse çevrilebilir para cezası "takıntısını" aşıp bir türlü TBMM'den geçemiyor! Piyasaları koruyun da… Peki, ne oluyor da tasarı TBMM'de ana komisyon-alt komisyon sarkacında sallanıp duruyor? Tasarıyla ilgili belgeler okunduğunda görülen sebep şu: Hükümet kanadı, özellikle ekonomiden sorumlu bakan veya bakanlar grubu, karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılmasını sakıncalı buluyor. Sakınca ne? Gelişmiş ülkelerde çoktan tarihe karışan; sadece Arjantin ile Şili'de korunduğu söylenen çekte hapis cezası "Dünyanın 17'nci büyük ekonomisine" sahip Türkiye'de kaldırılırsa, para piyasaları bozulurmuş! İşte bu kaygı, tasarının Adalet Komisyonu'ndaki müzakere sürecine bir "engel" şeklinde yansıyor. Muhalefetin tüm uyarıları, uzmanların tavsiyeleri, Yargıtay Başkanı'nın uygun görüşü, "çek mağdurları" kesiminden gelen baskılar durumu değiştiremiyor. Bu sorunlar AKP'den 3, CHP'den 1, MHP'den 1 üyenin katılımıyla oluşan Adalet Alt Komisyonu'nda çözülemiyor. Tasarı derinliğine tartışılamıyor. Komisyon raporuna konulan iki muhalefet şerhi de iktidar kanadının "çek sorununu" pek ciddiye almadığını gösteriyor. Ve ekonomik düzen hiçbir şeyden çekmiyor, 'çek"ten çektiği kadar! 31.10.2009 TAYLAN ERTEN
Karşılıksız çek hapse düşürüyor0 yorumKarşılıksız çek hapse düşürüyor Protesto edilen senet sayısı yüzde 50, karşılıksız çek sayısı ise yüzde 10arttı. Hapishaneler, çek ve senetlerini ödeyemeyen işadamlarıyla dolu İzmir Ticaret Odası (İTO) meclis toplantısında karşılıksız çek ve protestolu senet sayısındaki artış masaya yatırıldı. İTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, sanal ekonomide son dönemde olumlu gelişmeler görülmesine rağmen, reel ekonomide kriz kaynaklı sıkıntının devam ettiğini söyledi. Demirtaş, şöyle dedi: “Merkez Bankası faiz indirimlerine 11 aydır devam ediyor. İndirimler, toplamda 10 puana ulaşarak yüzde 6.75 seviyesine düştü. Japonya’da sıfır faiz olduğu dikkate alınırsa, daha da inebileceğini düşünüyorum. Emtia fiyatları artmaya devam ediyor. Altın tarihi rekorları altüst ediyor. İMKB kriz öncesi seviyelerine yaklaştı ve 2009 rekoru kırdı. Ama ne yazık ki sanal ekonomideki iyileşme, reel ekonomide yok, kan ağlamaya devam ediliyor. Protesto edilen senetlerde yüzde 50’lik artış söz konusu. Karşılıksız çek sayısı ise yüzde 10 arttı.” Caydırıcı önlem şart Çek Kanunu tasarısı taslağıyla ilgili üyelerinin görüşlerini almak istediklerini belirten İTO Başkanı, “Hapis cezasını ağır bulanlar var. Ama, ‘Cezasını çekmeli’ diyenler de var. Biz de henüz, ‘Hapis cezası olsun’ diye bir görüş oluşturmadık. Meslek ahlakının korunması, çekin ödenmesi için caydırıcı önlemler de alınmalı. Bu konuda üyelerin görüşleriyle tavır belirleyeceğiz” diye konuştu. İTO Meclis Başkanı Necip Kalkan da karşılıksız çek nedeniyle hapis yatan birçok işadamı bulunduğunu, bu soruna mutlaka çözüm getirilmesi gerektiğini ifade etti. Kalkan, “İşimiz gereği Buca Cezaevi’ne de gidiyoruz. Örneğin, orada bir bölüm var. 55 kişi kalıyor. 45’i karşılıksız çekten ötürü cezaevinde. ‘Hapis cezası kaldırılsın’ demiyorum ama bu işe bir çözüm getirilmesi gerekiyor” dedi BURCU TANER İzmir DHA Kütahya milletveki Sn Alim Işık'ın soru önergesinin detayları0 yorumCEZA MAHKEMELERİ 3167SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HAKKINDA KANUN İLE İLGİLİ AÇILAN DAVALAR VE SANIK SAYILARI CEZA MAHKEMELERİNE 3167 SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HK. KANUN İLE İLGİLİ ÇIKAN DAVALARDAKİ SANIKLARIN KARAR TÜRÜ 2009 YILINA AİT VERİLER ADLİYELER ,ÇEK DAVA SAYISI VE ÇEK TOPLAM BEDELLERİ CEZA MAHKEMELERİNE AÇILAN DAVA VE KİŞİ SAYISI (HAZİRAN 2009 A KADAR) 2009 YILINDA (HAZİRAN)3167 SK dan CEZAEVLERİNE GİREN KİŞİ SAYISI Kaynak TBMM
Bu cezaevinde 55 mahkûm var, 45’i ‘çek’ten yatıyor0 yorumBu cezaevinde 55 mahkûm var, 45’i ‘çek’ten yatıyor GEÇEN Ramazan Bayramı’nın birinci günü... Tekirdağ’ın Hayrabolu İlçesi Kaymakamı, Belediye Başkanı Hasan İrtem ile Yardımcısı Birol Alagöz, bayram ziyaretleri kapsamında cezaevine de uğradı. Kaymakam başkanlığındaki ekip, mahkûmlarla bayramlaşırken akıllarından şu geçti: - Mahkûmların çoğu suç işleyebilecek insanlar gibi görünmüyor... Bayramlaşma sonrasında oluşan kısa sohbet ortamında sorular bu noktada yoğunlaştı: - Sizin suçunuz ne? - Karşılıksız çek... - Ya sizin? - Aynı efendim... Sorular arka arkaya sıralandıkça neredeyse yanıtların hepsi aynıydı: - Kriz yüzünden çeklerimi ödeyemedim. Şimdi gördüğünüz gibi hapisteyim. Hapse girmem işlerimi daha da kötüleştirdi. Borçlarımı bu şekilde nasıl öderim... Hayrabolu Belediye Başkan Yardımcısı Birol Alagöz, sohbet sırasında notlar aldı, ortaya çıkan tablo çarpıcıydı: - Hayrabolu Cezaevi’nde Ramazan Bayramı’nın birinci günü itibariyle 55 civarında mahkûm var. Bunların 45 kadarı “çek mahkumu” olarak yatıyor. Hayrabolu Cezaevi’ndeki tablo, krizin küçük esnafı, tüccarı, sanayiciyi nasıl zorladığını, “ödenemeyen çekler yüzünden” hapse gönderdiğinin küçük bir örneğiydi. Aslında aylardır “çek mağdurları”nın sesi yükseliyor, feryata dönüşüyor... Hükümet de bunları duyuyor... Ancak... Çek mağdurlarını hapisten kurtaracak yasa değişikliği bir türlü beklenen hızla TBMM’den geçmiyor... Kimse, piyasanın kötü niyetliler tarafından “karşılıksız çekler”le dolandırılmasını istemez... Ama... Bu işin bir “denge”sinin olması gerekmez mi? Eğer cezaevleri “çek mağdurları”yla dolup taşıyorsa, bu işe bir çözüm bulunamaz mı? Makhan ihracatçılara ‘Rusya için artık biz varız’ turu atıyor MAKHAN Lojistik Taşımacılık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret’in Genel Müdürü Ufuk Erden, geçen gün Rusya’da mağazaları olan bir konfeksiyoncuya uğradı: - Rusya’ya mallarınızı biz götürelim. Konfeksiyoncunun mallarının Rusya’daki gümrüklerde 1.5-2 ay takıldığı olmuştu. Doğal olarak bu teklifle ilgilendi: - Sizden ne tür hizmet alabilirim? - Siz Rusya’daki mağazanıza göndereceğiniz malı Türkiye’de bize satacaksınız. - Eee, sonra? - Rusya’da sizin malınızı biz size satacağız... - Kendi malımı niye size satıp, sonra sizden alayım ki? - Ürünleriniz Rusya’ya bu yöntemle sorunsuz girer... Konfeksiyoncu, “Çok aklıma yatmadı ama ben yine de düşüneyim” diyerek Ufuk Erden’e teşekkür etti. Rusya’da gümrük sorunu çözüldüyse, ihracatçıya neden böyle teklifler gidiyor? Arzu Kaprol, Türk Telekom’u giydiriyor GEÇEN perşembe sabahı THY’nin İstanbul-Ankara uçağı... Oyak’tan Asaf Ardak ve TÜHİD Başkanı Fügen Toksü’yle birlikte Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Medya ve İletişim Meclisi toplantısına gidiyoruz. Koltuk komşumuz, Türkiye’nin önde gelen modacılarından, adıyla markalaşmış Arzu Kaprol: - Ankara’da modayla ilgili bir iş mi var? - TOBB’un Ali Sabancı başkanlığında yeni kurduğu “Genç Girişimciler Kurulu”nun tanıtım toplantısı var. Ben de o kuruldayım. - Tasarım gündeminizde neler var? - Şu anda Türk Telekom personeli için tasarladığımız giysiler hazırlanıyor. Yakında giymeye başlayacaklar... - Siz bir de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) “kamuflaj elbisesi” tasarlamıştınız... - Evet... 4-4.5 yıl kadar önce gündeme gelen bir projeydi. TSK, ilk kez Atatürk’ün öncülüğünde ünlü bir modacıyla, Coco Chanel’le çalışmış. İkinci modacı ben oldum. - Sizi epey heyecanlandırmış olmalı... - Benim için gurur verici bir olaydı. TÜBİTAK, uydudan 7 bölgenin fotoğrafını çekmiş, Schoeller’e de desenleri hazırlatmıştı. TSK, Schoeller’e tasarımcı konusunda danışınca, onlar da beni önermişti. Çünkü, Schoeller’le daha önce Çelebi Yer Hizmetleri’nin elbiseleri için çalışmıştık. - TSK’yla çalışmalarınızın devamı var mı? - Elbette olacak... - Altınyıldız-Network’le çalışıyorsunuz... Memnun musunuz? - 2002’den beri onların tasarım yöneticiliğini yapıyorum. Onlar da Arzu Kaprol mağazalarını yönetiyorlar. Gayet iyi gidiyor. Ayrıca, Arzu Kaprol Home ile de Zorlu Grubu’yla işbirliği içindeyiz. Bu ürünler Linens mağazalarında satışa sunuluyor. - Arzu Kaprol olarak cironuz ne kadara ulaştı? - 3.5 milyon TL dolayına çıktık... Ali Sabancı, “Genç Girişimciler Kurulu”na üye seçme kriterlerini, “Şık isimler değil, iş yapanlar” diye açıkladı... Arzu Kaprol’de ikisi birden var... Vahap Munyar Hürriyet Bu Nasıl Bir Hukuk Anlayışı0 yorumPes Vallahi! Bu Nasıl Bir Hukuk Anlayışı Asliye Ceza Mahkemeleri, çek hamillerini koruma alışkanlıklarını sürdürüyorlar, çünkü korunmaya layık olan çek hamilleridir! Çek sanıkları, hakimler gözünde hiçbir hakları olmayan en tehlikeli “Çek Örgütü” üyeleridir. Bazı Asliye Ceza Mahkemeleri Ceza Hukukunun temel prensibini, lehe kanun uygulamasını göz ardı ederek erken ibraz edilen çeklere ceza vermeye devam ediyorlar. Oysa 18 Şubat 2009 tarihinde 5838 sayılı kanunun 18. Maddesi ile 3167 sayılı kanuna eklenen geçici 2. Madde ile 31.12.2009 tarihine kadar çeklerin erken ibrazı geçersiz sayılmıştır. Meclis Adalet Komisyonunda bekleyen yeni Çek Kanunu Tasarısının 5. Maddesi de çeklerin erken ibrazını geçeriz saymaktadır. Anayasanın 38. Maddesi ve TCK nın 7 /2. Maddesi lehe kanun uygulamasını benimsemiştir. TCK 7/2 şöyledir: Madde 7(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Kanun bu kadar açık ve net iken hâkimlerin ceza vermesi bir alışkanlık olsa gerek. 25 yıldır Asliye Ceza Mahkemesi hakimleri karşılıksız çek alacaklılarına yardımcı olmak için cezalar vermektedirler. Kanunun adı üzerinde Çek Hamillerini Koruma kanunu, hakimler ne yapsın?. Zaten 3167’nin sanığa verilen ceza konusunda hakime verdiği bir yargı yetkisi de yok, mahkemeler bir onay makamı gibi, karşılıksız olan çek eğer çekin unsurlarını içeriyorsa hakimler de cezayı vermek zorunda. İmzanın sanığa ait olup olmadığını bile yoklukta verilen kararlarda araştırma gereğini duymadan, iyi niyet kötü niyeti araştırmaksızın hakime ceza verme görevi vermiştir 3167 sayılı kanun. Asliye Ceza Mahkemeleri 3167 söz konusu olunca birer onay makamıdır; çünkün kanun TCK 21. maddeye aykırı bir şekilde sanığın bir kusuru olup olmadığını, dolandırma kastı olup olmadığını araştırma gerektirmeyen bir şekilde objektif suç olarak düzenlenmiştir.Modern ceza hukukunun suç teorisi temel hükümleri ile de çelişen 3167 sayılı kanun bir ilk çağ uygulamasıdır. Asliye Ceza Mahkemeleri birer Çek Mahkemesidir, Savcılar ise tahsildar. Hakimler adı üzerinde Çek Hamillerini Koruma kanunu ile 25 yıldır çek alacaklılarını korumaya çalışmaktadırlar, artık bu bir görev anlayışı haline dönüşmüştür, alışkanlık olmuştur. Şimdi de bir başka kanun aksini söylüyor, erken ibraza ceza verme diyor. Bu hakimin kafasına yatmıyor. Hakim ne olursa olsun ceza vermeye koşullanmış, 3167 söz konusu ise, ceza vermesi gerektiğini düşünüyor, görevi çek hamillerini korumak! Asliye Ceza Mahkemeleri, çek hamillerini koruma alışkanlıklarını sürdürüyorlar, çünkü korunmaya layık olan çek hamilleridir! Çek sanıkları, hakimler gözünde hiçbir hakları olmayan en tehlikeli “Çek Örgütü” üyeleridir. YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ’DE AYNI YOLDADIR “ÇEKE HAPİS CEZASI VERİLMELİ” YARGITAY İÇİN DE BİR ALIŞKANLIK OLMUŞTUR 3167 sayılı Kanunun TCK hükümleri ile çeliştiği, uyum yasası çıkmadığı için 31.12.2008 tarihinden itibaren yürürlükte olmadığı gündeme gelince 10. Ceza Dairesinden bu kanunun artık uygulama alanı kalmadığı doğrultusunda bir karar bekleniyordu ama gele gele cezalara onay kararı geldi. Yasanın yürürlükte olmadığını kimler söylüyordu; İstanbul Hukuk Fakültesinin Dekanı ve TCK nın yapımcısı ve TBMM Adalet Komisyonu başkanı. ADALET İÇİN BÜYÜK TEHLİKE! Önümüzdeki günlerde yeni Çek Yasasının çıkması bekleniyor. Büyük tehlike bu yasa lehe hükümler içerse bile hakim ve savcıların hukuk ve adalet kaygısı ile değil de alışkanlıklarını devan ettirerek erken ibrazda olduğu gibi kanunların açık hükümlerini gözardı etmeleri. ÇEK KANUNU UYGULAMALARINDA YARGI SORUN OLMUŞTUR. Yargının görevi hukuku uygulamak adaleti sağlamakken Çek Hamillerini koruma kaygısı ile, ekonomik kaygılarla yargı adaletin önünde sorun oluyor. Buna en iyi örnek 10 Haziran 2009 günü Çek Kanunu Alt Komisyonunda konuşan 10. Ceza Dairesi üyesi Çamlıbel’in Meclis İnternet Haber Sitesinde yayınlanan sözleridir. Çamlıbel şöyle diyor: -Ekonominin hizmetindeyiz, lehe uygulamarı bize bırakın yoksa lehe uygulamalardan dosyalar zaman aşımına uğrayabilir. Bir yargıç nasıl ekonominin hizmetinde olabilir, yargıç adaletin emrinde olmalı ve adaleti tecelli ettirmeli. Bu da bir alışkanlık “ÇEK HAMİLLERİNİ KORUMA” alışkanlığı mı acaba? Çek sanıkları hakim ve savcıların gözünde terör suçlularında öte en tehlikeli sanıklardır. “EN TEHLİKELİ ÖRGÜT ÇEK ÖRGÜTÜ” Av. Rahmi Ofluoğlu http://rahmiofluoglu.wordpress.com/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Son YorumlarSon YazılarBlog Arşivi
adalet
adalet bakanı
aihm
ali babacan
anayasa
başbakan
cek mağdurları
cezaevi
cezaevi eylemi
çek
çek cezası
çek kanunu
çek mağdurları
çek mağduru
çek senet mağdurları
çek sorunu
çek yasası
çek yasası mağdurları
devlet
dilekçe
ekonomi
ekonomik kriz
güngör uras
habertürk
haciz
hapis
hapishaneler
icra
iha
jenardi
karşılıksız çek
karşılıksız çek adet
karşılıksız çek cezası
karşılıksız çek sorunu
karşılıksız çekler
kredi
mahkemeler
manşet
meclis
milletvekili
presstürk
protesto
rahmi ofluoğlu
uğur yücel
yargıtay
Hakkımdaİzleyenler |




